• Bizler, her birimiz, dünyanın gidişatına yön verebiliriz.
    Chuck Palahniuk
    Sayfa 131 - Ayrıntı Yayınları
  • “Bizler gururlu, kibirli, kendimizde bir “renk” gören kişileriz. Kendimizi çevremizdeki insanlardan üstün görüyoruz. Elimizden ve dilimizden Mevlana düşmüyor. Kitaplıklarımızın en hatırlı yerlerinde mesnevi var. Ama biz hala kitaplarımızı insanları aşağılamak için kullanıyoruz. Belki de vazgeçmeliyiz kitaplardan, belki de Hz. Ömer’in yamalı elbise giymesi gibi, gururumuzu kıracak işler yapmalıyız.”
  • Bizler ne zamanki olmayacak şeylere kendimizi kaptirmaktan vazgecersek işte o zaman mutlu olacagiź....
  • Spoiler içerir.
    Bir kişiyle başlayıp biranda bütün ülkeye yayılan körlük salgını ve beraberinde medeniyetin çöküşü veya medeniyetsizliğin çöküşü mü demeliydim. Bu karanlık veya aydınlık dünyada görebilen bir kişi vardır: doktorun karısı.
    Körler ilk başta bir karantinaya alınır ve burada hayatta kalma mücadelesi verilir. Daha sonra doktorun karısı sayesinde bir grup (ilk kör, ilk körün karısı, gözü bantlı yaşlı adam, koyu renk gözlüklü genç kız) bu karantinadan kaçmayı başarır.
    Saramago bu kitabında insanın vahşi, ilkel doğasına ışık tutmaktadır. Güçsüzün yok olduğu, temel ihtiyaçlar söz konusu olduğunda (yeme, içme, barınma) paylaşmanın ve fedakarlığın mümkün olmadığı, vahşi ve ilkel benlikle tamamen hayatta kalma mücadelesinin verildiği kaotik bir dünya sergilenmektedir.
    Bu hikayede sadece doktorun karısı; insanın diğer canlılardan farklı olduğu, şefkat ve merhamet sahibi olabileceğine yönelik bir umut ışığı gibi görünse de hikayenin sonuna doğru kilisede yaşananlar, bu duyguların yine insanın bencilliği ile ilişkili olduğunu göstermektedir.
    Sahip olunan şeyler, bir başkasının güçsüzlüğünden, düştüğü kötü durumdan elde edilir. Zenginlik ötekinin fakirliği ile artar.
    Ekonominin temel sorunu kıtlık problemidir. Diğer bir deyişle canlıların ihtiyaçları sonsuz iken (id) imkanlar sınırlıdır (ego). İnsanlar her ne kadar bunu süperego ile dengelemeye çalışsa da Gen bencildir ve bu nedenle doğada her zaman kavga, çatışma vardır, uyum yoktur. Bir canlı türü olarak biz sapiensler için de bu, maalesef geçerlidir. Fedakarlık, şefkat, merhamet ile şiddet kavga arasında "ihtiyaçların şiddeti" oranında bir denge vardır. Günlerdir aç susuz olan birisinin elindeki ekmek için vereceği mücadele veya sergileyeceği fedakarlıkla, tüm gün tıka basa yemiş içmiş birisinin vereceği mücadele veya sergileyeceği fedakarlık ters orantılı olacaktır.Diyeceğim odur ki; her ne kadar kabullenemesek de bizler de diğer canlı türleri gibi bir canlı türüyüz ve hayatta kalmak ve türümüzü devam ettirmek maksadıyla sınırlı imkanlar için mücadele etmekteyiz. Bizim doğamız, gerçeğimiz bu ve bu kitapta söz konusu mücadele tüm vahşiliğiyle gözler önüne serilmektedir.
    Körlükte; Kabil'den çok daha farklı bir anlatımla karşılaştım ancak akıcı ve kesinlikle herkese tavsiye edeceğim ve tekrar okuma listesine dahil edeceğim bir kitap.
    Saramago'ya devam.....
  • *KAÇAMAYACAĞIN BİR GERÇEK*

    Doğum belgesi bir kağıt.
    Aşı belgesi bir kağıt.
    Başarı belgesi bir kağıt.
    Mezuniyet belgesi bir kağıt.

    Kağıtlar böylece devam edip gidiyor..

    Evlilik sözleşmesi bir kağıt.
    Pasaport bir kağıt.
    Ev mülkiyet belgesi bir kağıt.
    İyi hal belgesi bir kağıt.
    Reçete bir kağıt.
    Davetiye bir kağıt.

    Hayatımız kağıt üzerine kağıtlardan ibarettir. Kağıtlar üzerinden günler geçer. Sonra onları yırtıp atarız.

    Dünya tamamen kağıtlardan ibaret.

    İnsan kimi zaman bir kağıda üzülür.
    Kimi zaman da sevinir.

    Lakin..

    İnsanın göremediği tek bir kağıt vardır ki o da şudur:

    *Vefat belgesinin kağıdı..*

    Bu belge için çalış. Bu en önemli belgedir.

    *İmam Ali bin Ebi Talib şöyle buyurdu:*

    Mü'min kişi için devam etmeyen iki durum vardır:

    *"Gençliği ve kuvveti."*

    Her mü'min için faydalı olan iki durum vardır:

    *"Güzel ahlak ve kendisine saygısı."*

    Mü'minin şanını iki durum yükseltir:

    *"Tevazu ve insanların ihtiyaçlarını gidermek."*

    Belaları gideren iki durum vardır:

    *"Sadaka ve sıla-i rahim."*

    Hayatta gülünç olan üç aşama vardır:

    1)Erişkinlik(gençlik) dönemi:

    *Vakit + güç sahibisin.*
    *Fakat paran yok.*

    2)Çalışma dönemi:

    *Para + güç sahibisin.*
    *Fakat vaktin yok.*

    3)Yaşlılık dönemi:

    *Para + vakit sahibisin.*
    *Fakat gücün yok.*

    İşte hayat böyle..

    Sana bir şey verdiğinde, başka bir şeyi senden alır.

    Daima başkalarının hayatının bizim hayatımızdan daha iyi olduğuna inanırız.

    Başkaları da bizim hayatımızın daha iyi olduğuna inanırlar.

    Bu her zaman böyledir. Çünkü bizler hayatımızdaki önemli bir şeyi kaybediyoruz:

    *"Kanaat."*

    Eğer mutluluğun satıldığı mekanlar olsaydı, tüm insanların o mekanlara üşüştüğünü ve pahalı fiyatlarla onu satın aldığını görürdün.

    *Çünkü onlar mescitlerden bihaberdirler..!*

    Eğer Allah katındaki yerini bilmek istersen, Allah'ın senin kalbindeki yerine bak.

    *Hayret ediyorum:*

    Beyaz renk "güzel" demek değildir.
    Siyah renk de "çirkin" demek değildir.

    *Kefen beyaz ve ürkütücüdür.*
    *Kabe siyah ve güzeldir.*

    İnsan, ahlakıyla insandır, dış görünüşü ile değil.

    Adamlık yüksek ses ile olsaydı, köpek adamların efendisi olurdu.

    Kadınlık çıplaklık ile olsaydı, kainatın bu özelliği ile en fazla bilineni maymun olurdu.

    Gözlerini yükseklere dikmeden ve kaybettiğini Allah'tan istemeden önce, gözlerini aşağı indir ve elindekiler için O'na şükret.

    Kabirdeki evinin en güzel mobilyaları:

    *Namaz,*
    *Sadaka,*
    *Kur'an.*

    Allah bizleri ve sizleri bağışlasın ve bizler için ve sizin için ecir(sevap) yazsın..

    *İnsan hayatı bir kağıt ile başlar..*

    Doğduğun zaman, seni annenin karnından çıkaranın kim olduğunu bilmezsin.

    Öldüğünde de seni kabrine koyanın kim olduğunu bilmezsin.

    *Şaşılır sana Ey Ademoğlu!*

    Doğduğunda yıkanır ve temizlenirsin.
    Öldüğünde de yıkanır ve temizlenirsin.

    *Şaşılır sana Ey Ademoğlu!*

    Doğduğunda senin için kimin sevindiğini ve mutlu olduğunu bilmezsin.

    Öldüğünde de senin ardından kimin ağlayıp üzüldüğünü bilmezsin.

    *Şaşılır sana Ey Ademoğlu!*

    Annenin karnında dar ve karanlık bir mekandaydın.

    Öldüğünde de dar ve karanlık bir mekandasın.

    *Şaşılır sana Ey Ademoğlu!*

    Doğduğunda seni örtmek için kumaşa sardılar.

    Öldüğünde de seni örtmek için kumaşa sararlar.

    *Şaşılır sana Ey Ademoğlu!*

    Doğduğunda ve büyüdüğünde insanlar sana diploma ve tecrübeni sorarlar.

    Öldüğünde ise melekler sana şu sual ile salih amelinden sorarlar:

    *"Ahiretin için ne hazırladın?"
    Selam ve Dualar sizlere olsun.
  • Bizler, Sevinçleri kursağına dizilmiş çocuklarız. Ertelendik hep bizden önce, bizden önemli işleri vardı büyüklerimizin.🖤🖤🖤