Geçmişinde büyük hayal kırıklıkları olan insanlar, kendilerini ruhsal açıdan korumak için kalın ve yüksek duvarlar örerler. Bu duvarlar kişinin zarar görmesini engeller, ama kişinin sağlıklı ilişkiler geliştirmesini de engeller. Çünkü kişi korkar yakın olmaktan; zarar görmekten. Geçmişte hayal kırıklığı ne zaman yaşanmışsa, duvarlar ne zaman inşa edilmeye başlamışsa kişi o haldeki duygusal yaşıyla içeride kalır.
Halbuki bizimki de hayat, binlerce yıl önce yaşayan ve şu an onun yaşadığından kimsenin haberi olmadığı bir insanın hayatı da hayat. Değişen bir şey yok aslında, sadece içinde olunca farklıymış gibi geliyor. "Keşke dememek üzerine" koşullanırsak, kendimizi gereksiz bir baskı altına sokmuş oluruz.
Beyin kendisini tam anlamıyla güvende hissetmediği müddetçe hep tetikte gibidir. Bu güven hissine bir destekleyiciyle, bir ebeveynle ya da yetişkin bir figürün sakinleştirici etkisiyle ulaşılabilir. Bu hisse ulaşılamayıp uzun süre stres hormonu salgılandığında, beyindeki önemli sinirsel bağlantılar zarar görür.