“Herkesin kendi yasasına göre yaşaması çürümedir. “ ( Sayfa 21)
Yarım saattir bu cümleden çıkamıyorum.
Adil bir sistem yok adalet yok. Torpil denen şey normal. Ekonomik koşullar trafikte, markette sosyal medyada gerginliğimizi en üst seviyeye çıkarmış. Güven duygusu yok, korku çok. Eskiden ayıp sayılan yalan, manipülasyon, fırsatçılık her şey ortalıkta. Bağlarımız zayıf ya da kopmuş… Biz kendi yasalarımıza göre yaşamasak da kasanın içindeki çürük meyve sebze nasıl diğerlerini de çürütüyorsa benzeri bir durum da toplumda gerçekleşiyor.
“Yazar Karen Marie Moning’in de şöyle bir sözü var: ‘Bu dünyadaki gerçek düşünce insanları asla iyi giyinmez. Son moda giyinmek, takıp takıştırmak ve hava atmak onlar için zaman kaybıdır. Sürekli mutlu ve süslü görünmek çok çaba, enerji ve konsantrasyon gerektirir. Böyle birine rastlarsanız neyden kaçtığını sorun.’”
Suyun kendisini, realite gibi düşünebiliriz. Yüzmeyi bilenle bilmeyen arasındaki fark bu. Su, aynı su. Dalga, aynı dalga. Aynı koşullarda biri yüzebilirken diğerinin boğulması, suyun değil gerçek ile ilişkimizin bizi boğduğunun bildiğim en açık temsili.