Zor sabrediyorum kitaba. Bir inceleme yazmayı düşünmüyordum ama bir iki cümle dahi olsa içimde tutamayacağım.
Küçücük bir bebeğin daha boşanmamış annesiyle kutay karakteri arasındaki romantizme alet edilmesine sinirlendim de bunu yazıyorum. Üç tane erkeğin kendisine aşık olduğu, her şeyi şakır şakır anlatmalarına rağmen hâlâ daha anlamayan veya hiç duymamış gibi davranan ana karaktere de sinir oldum. Bir sürü yakınlaşıp yine de melihe abi PARDON ağabey demesine de sinir oldum. Melihin hiçbir şey değişmedi diyip çatır çutur arkadaşının kız kardeşine yürümesine de sinir oldum. Kendi güzelliğini erkeklerin bakış açısıyla ölçen sılaya da sinir oldum. Hem geleneklerine bağlı hem de keko gibi parklarda bira içen mahalleliye de sinir oldum. ‘Birleşmediniz mi?’ diye soran reyhana da sinir oldum. Kitabın hiçbir yere varma kaygısının olmamasına da sinir oldum. Aşiret gibi tüm mahallelinin kendi içinde birbirine hallenmesine de sinir oldum. Sırf erkek karakterin ne kadar yakışıklı ne kadar mükemmel ve tüm kızların da ona hayran olduğu anlaşılsın diye gurursuz bir kadın karakter olan füsunun yazılmasına da sinir oldum. Kendisini hep bir şekilde küçük görebilen kadın karakterimiz alçine de sinir oldum. Küfür etmeden bir cümle konuşamayan üniversiteli arkadaş grubuna da sinir oldum. Karakterin veterinerlik okuyup ‘staj param’ diyip durmasına rağmen ne stajını ne okulunu okumamamıza da sinir oldum. Şu an 381. sayfadayım ama bir sonraki sayfayı bile merak ettirmemesine aşırı sinir oldum. Kitabın boşluğuna, gereksizliğine ve belki beğenirim diye ikinci kitabını (asla almayacağım) bkm sepetime eklememe bile sinir oldum.
Daha fazlası olursa yazacağım ama bakın o kadar ‘sinir’ oldum ki hiçbir özel ismi büyük harfle yazmadım, hiç de satır arası bırakmadım bu incelemede. Bitirince belki