Kadının tarih boyunca ikinci plana atılmasında cinsiyet rollerinin etkisi açıktır. Ancak bu rolleri tamamen reddeden bazı radikal feminist yaklaşımlar, kadını özgürleştirmek yerine ona yeni ve çelişkili sorumluluklar yüklemiştir. Kadından hem geleneksel rollerini bırakması hem de aynı anda üretken, özgür, güçlü ve her alanda başarılı olması beklenmektedir. Bu da kadının yalnızca ataerkil düzenin değil, onu özgürleştirmeyi amaçlayan sistemlerin de baskısı altına girmesine neden olmaktadır.