Ölümün tadı günlerce kaldı dudaklarımda; yüreğim hafifledi. Ölüm bizi almaya gelip de çabuk davranmayan, bir köşede oturmuş, işimizi bitirmemizi bekleyen bir arkadaş gibi, tanıdık ve sevilen bir yüzle girdi yaşamıma. Zihnim ölümün böyle arkadaşça bir anlamı olduğunu düşünerek yatıştı.
Güneş göründü, ısınsın diye avuçlarımı açıp uzattım. Tomurcuk kabarıyor, göğüsler kabarıyor, ruh da bir ağaç gibi açılıyordu; ruh ile bedenin aynı özden yapılma olduğunu duyumsuyordum.