• Bir şeyden şüphelendiğinde doğru çıkması her zaman iyidir bilirsin..
    Sanki yıllardır çürük dişim varmış ve sonunda dilimi oraya değdirip tüm çürümüş pisliği çıkarıyormuşum gibi.

    ( The Entire History of You)
  • 312 syf.
    ·9/10
    Yazarın okuduğum ilk kitabı bu. Güçlü kalemiyle ilgili ne kadar övgüden bahsetsek azdır diye düşünüyorum. Kitap gerçekten inanılmazdı. Hemen hemen her bölümü ufak bir black mirror bölümü tadındaydı. Sürekli olarak acaba gerçekten Mars'ta hayat olabilir mi diye düşündürüyor. Yetmiyor insanların bir takım sebeplerden dolayı Mars'a göç etmelerini, keşif yapmak için gitmelerini tüm hayal gücüyle sizlere sunuyordu. Her bitirdiğiniz bölümden sonra bunu da düşünmüş olamaz diye şaşırıyorsunuz. Bilim kurgu türünde okumayı sevenlerin kesinlikle okumasını tavsiye edebileceğim bir kitaptır.
  • BLACK MIRROR

    Dizinin ilk dört sezonunu izledim.  Bandersnatch aldı filmini ise henüz izlemedim. İzledikten sonra onun hakkında da inceleme yapacağım.

    Dizi teknoloji ile ilişkili olarak karanlık öngörülerde bulunmaktadır. İşleyiş olarak ise ağır ve depresif bir havada ilerlemektedir.  Her bölümde ayrı bir konu anlatılmakta olup birbirinden tamamen bağımsızdır (oyuncu kadrosu, mekan vs.). Bölümlerde teknolojinin hayatımıza ne gibi zararlar verebileceği o kadar etkileyici anlatılmış ki şuanda mevcut olmayan teknolojiler olsa da "ilerde böyle şeyler olabilir" diyorsunuz. Bana göre dizinin ilk bölümü çok saçmaydı beğenmedim. İlk bölüme göre yargılamayın lütfen. Beğenmeyenler ilkini yarım bırakıp 2.bölümü izleyebilir. Bölümlerde çok ince mesajlar da verilmektedir.


    DİKKAT BURADAN SONRASI SPOİLER İÇERMEKTEDİR


    Mesela bir bölümünde insanlara hafıza implantı takılıyor ve gördüğü duyduğu yaşadığı her şeyi kayıt altına alıp daha sonra izleyebiliyorsunız. Örneğin bundan beş sene önce yaşadığınız bir olayı kendi gözünüzden televizyona aktarıp arkadaşlarınızla izleyebiliyorsunız.
  • 258 syf.
    ·6 günde·10/10
    Silah zoruyla arkadaşlarıma izlettiğim, bir çoğunuzun bildiği bir dizi var. 'Black Mirror`. İlk bölümü duyarlı insanların kaldıramayacağı düşünülen bir eşik. Ama ileri bölümleri hem düşünsel anlamda, hem seyir anlamında şölen. Umberto Eco nun kitabı olan Gülün Adı 'nın sonsözünde bir anekdot anlatıyor. Kitabı ilk gözden geçirme için editöre verdiğinde, editör girişteki yüz sayfalık bölümün durağan ve karışık olduğunu belirtip daha fazla okuyucuyu çekebilmek amacıyla kısaltılmasını öneriyor, o da okuyucunun kitabın ritmine, soluğuna alışması için o eşiği atlaması gerektiğini düşündüğünden reddediyor. Ve kitaba devam eden kazanıyor. Bu kitabın ilk cümleleri de şöyle. "Babası onu yakaladı ve hizmetçi kızlardan birinin odasına götürdü, evin en genç ve en güzel hizmetçinin odasına. `Şimdi benim önümde onu yapacaksın.`“ İnsan ruhundaki kötülüğün ele alınmaya başlaması.

    Çok, çok, çok çarpıcı, esir alan, dan dan vuran bir yazım. 'Portekizli bir Kafka' olarak anılmaya başlanmış bile yazar. José Saramago diyor ki "Artık kurmaca yazında Gonçalo Tavares öncesi ve sonrasından söz ediliyor. Sanırım ona sunabileceğim en büyük övgü bu. Bence otuz yıl sonra, hatta belki daha da önce Nobel Ödülü'nü alacaktır, bu bir kehanet ama sanırım doğru çıkacak." Ve sanırım ben de bu sene okuyabileceğim en iyi kitabı yılın ilk günlerinde okumuş oldum.

    'Eşsiz bir güce sahip kişisel nefret'ten bahsediyor, 'aynı eylemde değil, aynı edilgenlikte müttefike dönüşen adamlar'dan, 'ticari bakış alışverişleri'nden, `diğer insanları yönetmeye yetmezse bile en azından onlara itaat etmemeye yeten bir gurur'dan. Aynı yasaların altında yaşayıp da farklı muamele görmekten bahsediyor. İnsana karanlık yönünden bakan sert bir roman. Baş karakter babasının canavarca şekillendirdiği, doğa ile mücadele halinde, hırslı, empati yoksunu, güç peşinde bir adam. Okuması kolay ve çok akıcı, ama metni sindirmek zaman istiyor felsefi altyapısından ötürü.

    Son sözüm Jean Baudrillard'ın Kötülüğün Şeffaflığı kitabından. 'İnsanın yok edilişinin, mikroplarının yok edilişiyle başladığını varsaymak saçma olmaz. Çünkü mevcut haliyle mizaçları, tutkuları, gülüşü, cinselliği ve salgıları ile insanın kendisi de pis bir küçük mikroptan, şeffaflık evrenini bulandıran akıl dışı bir virüsten başka şey değildir.' Kötülüğü bilip anlayıp reddedip, iyilikten ayrılmamak dileğiyle.
  • Netflix'in yeni çıkarmış olduğu Black Mirror Bandersnatch filmi hakkında ufak bir şeyler yazdım. Okumak için linke tıklayabilirsiniz.
    https://huzurkitapta.com/...tch-film-incelemesi/
  • 80 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Yakın bir zamanda tanıştığım bir biyoloğun böceklerle ilgili verdiği bilgiler, kitapta daha önce farkedemediğim detayları görmemi sağladı bu sayede inceleme yazmaya karar verdim. İyi okumalar
    Kafka”nın 1915 yılında yayımlanan “Dönüşüm” adlı kitabı, yazarın çokça imge ve metafor kullandığı bir başyapıttır. Kafka modern topluma ilişkin eleştirilerini daha çok yabancılaşma kavramı üzerinden ilerleyerek ifade etmiştir. Fakat bu eleştiriler alışılmışın dışında bir tarza sahip olan yazar tarafından inanılması güç ve absürt olayları konu edinerek gerçeküstücü metaforlar kullanrak yazdığı hikayelerle okuyucuya sunulur bu sebeple okuyucunun Kafka’nın sunduğu dünyaya adım atması ve ilerlemesi göründüğünden daha zordur. Bu kitapta vurgulanan konu modern toplumlarda bireylerin kendine ve dahil olduğunu zannettiği gruba yabancılaşma sürecidir. Bunu aile içi totaliterizm ile birlikte sunmaktadır. Yoğun kabuslardan uyanan Gregor Samsa dev bir böceğe dönüştüğünü görür ve bunu kabullenmek istemez. Bu dönüşüm bilinçsizce gerçekleşmiştir. Bu da değişimin farkında olamadan ve yavaşça oluşan bir süreç olduğunu ortaya koyar.
    Dev bir böceğe dönüşen Gregor Samsa, babanın elinde sallanan sopayı her an sırtına ya da başına yiyip ölme’ tehdidi altındadır. Burada görüldüğü üzere Kafka hayatından kesitler sunmaktadır bize çünkü Kafka’ nın Babama Mektup’unda babasının onu ‘bir parazit’ ve ‘ bir böcek’ olarak adlandırdığını hatırlatmalıyım.( Elbette sadece kitapta hayatından bahsettiği sonucu ortaya çıkmaz, kitabın anlamına ulaşmak için yeterli bir açıklama değildir.)
    Kafkanın eleştirel bakış açısıyla yazıdığı bu kitapta her şeyin çıkar üzerine kurulduğu ve insanın insan olmaktan çıkartılarak hiçleştirilmeye çalışıldığı bir dönemin tam ortasında, insanoğlunun bu değişimini çarpıcı bir şekilde fiziksel başkalaşımla somutlaştırmaktadır. Böcek olarak hayatının değiştiğini gören Samsa ailesine, çevresine, dünyaya başka bir gözle bakmaya başlar ve daha önce farketmediği toplumsal kaosu görür çünkü böcek ya da böcekleşme, bir durumdur, içine çekilinmiş bir durum ya da içten dışarıya bakmanın durumu.
    Böcek Gregor hâlâ önceki gibi, sorumluluklarını taşımak zorunda; yaşantısı benliğine bütünleşmiş, yeni biçimine aldırmadan bir insan! olmakta ısrar ediyor; ama bu insan, o sözünü ettiğimiz, pazarlamacı, her türlü insani ilişkiyi dışa koymuş, hayatın anlamını ödenecek borca göre planlamış insandır! Kalkıp, giyinip, trenlere binip alacakları tahsil edeceksin!... Kafka, Gregor’un böcek olmasına rağmen kendi insan yapısından, gündelik hayatın kaygılarından ve toplumun yüklediği sorumluluklardan bile kurtulamayacağını, dolayısıyla da bu tür dönüşümlerin bir çıkış yolu olamayacağını söylemesi, Dönüşüm öyküsünün mesajlarından en belirgin olanıdır ama Gregor’un o anlamsız satıcı hayatının bu dönüşümün muhtemel nedenlerinden biri olabileceği, hatta Gregor’un gerçek hayatın anlamını, özgürlüğü yaşayabilmesi için, bu böcekleşmenin kaçınılmaz bir uyarı olabileceği yorumunu da yapabiliriz.
    Yani birer böceğe dönüşsek dahi sırtımıza yüklenen bu yüklerden kurtulmak mümkün görünmüyor. Ayrıca Kafka’nın uyumsuz bir yapıya bürünen Samsa’yı böcek olarak tasvir etmesi de düşündürücüdür. Çünkü böcekler hayatımızda istenmeyen, mide bulandırıcı, tiksindirici canlılardır yani böcekler toplumsal hayata entegre edilmeyecek kadar uyumsuzdur. Kitabı okuduysanız Black Mirror 3. Sezon 5. Bölümü izlemenizi tavsiye ederim.