Elektronik aletleri, yani bizi dış dünyanın keşmekeşine açan ve ruhlarımızı her türlü istilaya hazır hale getiren ekranları kapatıp birbirimizin gözlerinin içine bakabilmekle. Dış dünyanın kaosunu ancak kendi içimizde, evin sıcaklığı ve samimiyetiyle bir nebze söndürebiliriz.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Birbirimizden aynı, yan yana yaşayabildiğimiz evlerimiz artık bir tefekkür, dayanışma, manevi bir çekim merkezi olmak yerine bir oyalanma adacığı. İşte bu, evin anlamdan boşalmasıdır. Çocuğun kendisini daha geniş bir bütünün parçası, karıkocanın birbirlerini daha yüksek bir mefkürenin taşıyıcısı olarak algılamadığı bir ev, anlamdan boşalmıştır. "Buralar, aşkın ve dostluğun paylaşılan teneffüs avlusu statüsünden bölgesel çarpışma alanlarına, birlik şantiyesinden tahkim edilmiş sığınaklar toplamına dönüşmüştür" diye yazar Zygmunt Bauman. Evin fertleri, ruhları birbirine dokunmadan, hatta bazen birbirlerini uzun süre görmeden bile yaşayabilirler.
Ancak bellek insanda yer tutsun ve ruhun karanlık zamanlarında bir "Kutupyıldızı" gibi yolunu ışıtsın istiyorsak, çocukluğunda bir insanı efsunlamak gerekiyor.
İnsanın anayurdu, buhurdan gibi tüten çocukluğudur.