Bizim toplumumuzda mesleki loncalar görünümündeki ahi teşkilatları ve dergâhlar-tekke-ler, kendi muhiti çevresindeki erkeklerin ahlakını terbiyeyle, özel olanı politik arenada kontrol etmeyi kendi vazifesi sa-yardı. Kaybolan şeylerden birisi de bu kardeşlik-dayanışma yapıları. Bu yapılar, bir tür inisiyasyon (erginlenme) işlevini de üstlenmişlerdi. Bigâne kişinin "içeri" alınması, topluluğun üyesi" durumuna getirilmesi, makbul bir insan haline dönüştürülmesi sürecidir inisiyasyon.
Etrafından
hep bir baba azarı yiyebileceği korkusuyla hayatı kıyısından köşesinden yaşar, içinde babayla yaşanmış ve mağlubiyetle bitmiş bir savaşın ukdesi dolaşır; bu ukde ruhun kıyılarını döven depresyon dalgalarıyla varlığını hatırlatır.
Annelerin, evlatlarının kurduğu yeni çekirdek ailenin gidişatına saygı duyabilmesi, evlatlarının ruhunda yaralar açmaktan kaçınması ve onlara koşullu sevgi vermemesi lazım. Koşulsuz sevgi demektir annelik. Annelik şudur: Bir bankaya para yatırıyorsunuz ve o paranın size hemen geri gelmeyeceğini biliyorsunuz. Ama o yatırdığınız para doğru yerlere gidecek ve güzel şeylerde kullanılacak. Katlanarak çoğalacak; siz biraz geride durup insanları oldukları gibi sevebilirseniz o bereket sizi de ku-şatacak.
Annelik sevgiyle, şefkatle, coşkuyla, vecdle ve sabırla, doğaçlama yapılacak bir sanattır bana göre. Böyle bir sanatın uzman görüşü olur mu?
Biz sadece "Şunu yapma," diye-biliriz.
"Şunu yaparsan çocuğunu örseleyebilirsin," diyebiliriz,
onun dışında annelere "Çocuğunuzu şu şekilde yetiştirin," diyemeyiz. Veya "Duyarlı olun," demek gibi, genel ilkeleri koyabiliriz.