mahmut ertekin profil resmi
83 okur puanı
15 May 2018 tarihinde katıldı.
  • mahmut ertekin paylaştı.
    ''Büyük acılar, en sefilleri bile değiştiren ilahi bir ışığa benzer.''
  • mahmut ertekin paylaştı.
    Bir şeyler değişir umuduyla kendimizi ziyan ediyoruz ya; Bize de yazık, o yeşerttiğimiz umuda da yazık.

    Farid Farjad
  • mahmut ertekin paylaştı.
    Dünya cesaretin bu kadar mı?
    Söyle ölsem biri ağlar mı?
    Sindir beni de al toprağına🎶
    #Can OZAN
  • mahmut ertekin paylaştı.
    Çok güzel bir kitap gerçekten.
    Hem üzüntü dolu, hem de azim.
    Okurken öyle garip duygular doluyor ki insanın içine. Bir yandan çok mutlu oluyorsunuz, halinize şükrediyorsunuz, diğer yandan içiniz acıyor kahramanın durumuna.
    Yine de hep umut var.
    Yine de yaşamak güzel.
    Yine de hayat herşeye değer!
  • mahmut ertekin paylaştı.
    Niyetinizi iyi belirleyin, çünkü niyetiniz ne ise nasibiniz odur.
  • mahmut ertekin paylaştı.
    Çaresizlik, belki de insanın en büyük güç kaynağıydı.
    Burak Parmaksız
    Sayfa 80 - Doğan Kitap
  • mahmut ertekin paylaştı.
    432 syf.
    ·4 günde·8/10
    Bu kitabı bir cümle ile özetle derseniz şunu söyleyebilirim:
    Yalnızca okursanız anlayamazsınız, içine girerseniz çıkamazsınız!

    Lou Salome küstahça sayılabilecek bir notla Dr. Breuer ile görüşme talebini iletmiş ve bunda başarılı olmasıyla olaylara ilk adımımızı atmış oluyoruz bizde. Her şeyin başı sayılabilecek bu notun sonrasında olanlar ise notu unutturacak düzeyde. Doktora neden ihtiyaç duyarız? Şikayetlerimiz için bir çözüm ararız. Ama Salome'nin amacı çok farklı. Hasta kendisi değil, ama hastalığın sebebinin kendisi olduğunu düşünmekten son derece rahatsız halde çareyi Dr. Breuer'de arıyor. Bundan sonra olacaklar için karakterleri tanımamızda fayda var.

    Aşağıdaki kişilerin tanımları kitabın arka kapağından alıntıdır.
    Nietzsche: Henüz iki kitabı yayımlanmış, kimsenin tanımadığı bir filozof. Yalnızlığı seçmiş. Acılarıyla barışmış. İhaneti tatmış. Tek sahip olduğu şey, valizi ve kafasında tasarladığı kitaplar. Karısı, toplumsal görevleri ve vatanı yok. İnzivayı seviyor. Ümitsiz.
    Breuer: Efsanevi bir teşhis dehası. Ümitsizlerin kapısını çaldığı doktor. Psikanalizin ilk kurucularından. Kırkında, bütün Avrupalı sanatçı ve düşünürlerin doktoru olmayı başarmış. Karısı ve beş çocuğu var. Zengin. Saygın.
    Freud: Breuer'in arkadaşı. Henüz genç. Geleceği parlak. Şimdi yoksul.
    Salome: Erkeklerin başını döndüren kadın. Çekici. Özgür. Evliliğe inanmıyor. Bazen aynı anda birçok erkekle beraber oluyor. Sanatçıları ve düşünürleri tercih ediyor.

    Nietzsche en büyük kaygısı ümitsizlik olsa da sık sık sağlığından şikayet ediyor ve bunun için neredeyse Avrupa'da başvurmadığı doktor yok. Neler mi şikayetleri? Biraz bahsedeyim: Hastanın elini ayağını kesen korkunç baş ağrıları; durup dururken mide bulantıları, baş dönmesi, denge kaybı, iğrenme, kusma, iştahsızlık, yemeklerden tiksinme; ateş, gecede iki üç kez çamaşır ve pijamalarını değiştirmesine yol açan sırılsıklam terlemeler; zaman zaman bütün kaslarını işlemez duruma getiren halsizlik nöbetleri; gastrit sancıları; kanlı kusmalar; bağırsak spazmları; şiddetli kabızlık; hemoroit ve görüşünü engelleyecek kadar ağır göz rahatsızlıkları; göz yorgunluğu, göz bulanıklığı, görüş kaybı, gözlerde sulanma ve acı, özellikle sabahları ışığa karı aşırı hassasiyet. En yakın arkadaşlarının önerisi üzerine tesadüfen (olduğunu sanarak) Dr Breuer'e tedavi için başvuruyor. Tabi doktor da seve seve kabul ediyor. Bundan sonrası mı?

    İki büyüğün çarpışması olarak nitelendirebileceğimiz olaylar zincirinin ucunu elimize alıyoruz. Tamamen güç düellosuna dönüşeceğini sandığımız cümlelerin ışığında resmen kendimiz bile aydınlanabiliriz. Normal bir sohbet sırasında bile (iki filozof için geçerli tabii ki) öyle aforizmalar var ki, insanın etkilenmemesi elde değil.
    Örnekleri: #38710979 #38717887 #38739718 #38806166 Yaşamla ilgili olan bu metaforlar, insanın zihnindeki şimşeklerin gözlerinin önünde çakmasına sebep oluyor resmen
    Bu konuşmalar sırasında sık sık durup düşündüm. Anlamların derinliğinin bende neler uyandırdığını ve ne hissettiğimi bulmaya çalıştım ben de. İçine girmeye çalıştıkça kitabı daha çok elimde tutup okuduğum kağıt düzinesi olarak değil de, bir uzvummuş gibi hissettim. Daha fazlasını istedim. Daha fazla içine girmek ve bu düşsel zenginliklerden sonuna kadar faydalanabilmek. Aslında faydalanabilmek değil de anlamlandırmaya çalışabilmek desem daha doğru olur çünkü faydalanacak kadar anlamlandırabileceğim konumda olduğumu düşünmüyorum. Anca çabalayabilirim.

    Dr Breuer aslında göründüğü kadar masum biri değil. Kendi şikayetleri de var. Psikolojik olarak takıntılarından asla vazgeçemiyor. Hatta öyle bir dereceye gelmiş ki, saplantıları gerçek hayatını engelleyecek derecede büyümüş, büyümüş ve onu ele geçirmiş. Nasıl bir düşünce hayatınızı ele geçirebilir ve yaşamanıza engel olacak kadar saplantı haline gelebilir ? Görüşlerini paylaştığı çok değerli dostu Freud. Onunla sık sık bu konuları paylaşıp fikirlerine başvurması da ileride atacağı adımlarda büyük rol oynuyor. İki farklı görüş bir ortak noktayı oluşturuyor. Yani Breuer ve Freud'un görüşleri. Freud, Breuer ile çok yakın ve onu bir abi, bir yol gösterici, bir hoca olarak görüyor. İkisi de birbirine son derece sadık. Yediği içtiği ayrı gitmiyor, hatta düşündükleri şeyler bile aynı. Genelde aynı şey üzerine yoğunlaşıp olayların köküne inmeyi tercih ediyorlar. Çözüme ulaşana, sorunun kaynağını bulup yok edene kadar.

    Başta bu doktor-hasta ilişkisinin bir amacı, bir çıkarı vardı. Dr Breuer'in yaptığı bir anlaşma desek daha doğru olabilir. Ama Dr Breuer, Nietzsche'den öyle etkileniyor ki( etkilenmemesine şaşardım) gücü elinde tutmanın tek yolunun teslim olmak olduğunun farkına varıyor ve bu yolu deniyor. Nietzsche'ye teslim oluyor. Onun öğretilerinin ve fikirlerinin derinliğine girip, büyük bir deha sayabileceği kişiyle tanışmasına vesile olduğu için Salome'ye minnet duyuyor. Başlarda Salome'den etkilendiği için kabul ettiği bu anlaşma zamanla farklı bir amaca hizmet ediyor. Doktor hasta, hastaysa doktor oluyor. Burada biraz şaşırmıştım açıkçası. Neden mi? Siz çok tecrübeli bir doktor olsanız, kendinizi henüz bu alanda deneyimi bile olmayan birinin kollarına bırakır mıydınız? Her ne kadar düşünceleriniz, ideolojileri uysa da karşısındaki kişinin cümle anaforlarıyla baş edemeyen ve teslimiyete mecbur olduğunun farkında olan doktorumuz bunu yapıyor.

    Sonuç. İki büyük dostluk. Güven ağlarının örüldüğü bir ilişki. Yavaş ama sıkı sıkıya birbirine bağlanmış iki kişi bütün günahlarını, sırlarını karşısındakine sunuyor ve çaresizliklerine çare aramıyor. Onlarla yaşamanın verdiği gücü kabulleniyor ve daha kalıcı eserler ortaya çıkarıp iz bırakacağına olan inancını törpülüyor. İyi ki de bu yolda ilerliyorlar. Aralarına hiç kimseyi almadan, sade ve güvenilir ilişkilerinin ulaştığı ilginç boyutta ben kitabın içine iyice girmiştim ve çıkamayacağımı anladım. Öyle ki Dr. Breuer sonradan Salome ile görüşmesine rağmen sımsıkı sarıldığı dostuna asla ihanet etmiyor, aksine Salome'yi eli boş ve hüsrana uğramış bir şekilde gönderiyor. Bu sonu hak eden bir bağ, sizin de gözlerinizi yaşartacaktır ve emin olun. Nietzsche hiç ummadığı bir anda Dr. Breuer'e umut oluyor ve sarsıntılı geçen hayatını sağlam bir zemine oturtuyor. Sonrası ise tam bir duygu şöleni. En coştuğum yerlerden birisi. Kitabın da adını taşıyor hatta. ''Nietzsche Ağladığında'' her şey çözüme kavuşacak. Onun yanaklarından dökülen yaşların çığlıkları bile insanı yaralamaya yeter. Öldürmek mi? Onun tarzı değil. Yaralı halde yaşamayı ve yaşatmayı her şeye tercih edebilecek birsi. Ne de olsa en meşhur sözlerinden birisi ''Beni öldürmeyen şey güçlendirir.''

    Bu kitapta geçen olaylar gerçek değildir(kitabın arka kapağında belirtilen bazı metinler hariç). Yazarın hayal gücü ve aynı zamanda yaşamış bu insanları böyle güzel birbirine bağlaması da ustalığının göstergesidir bence. Aynı anda yaşanmış olsa ancak bu kadar güzel anlatılabilir, aktarılabilir. Nietzsche'nin önerdiği çözümler, Freud'un buldukları ve yaptığı hipnozlar hepsi ileride çığır açacak şeyler ve bunun ilk adımlarını kitabımızda canlı canlı görüyoruz. Bitirdiğime üzüldüğüm bir kitap. İleride kesinlikle ama kesinlikle tekrar okuyacağım ve kaç kere okursam o kadar farklı anlamlar çıkarabileceğime inandığım bir kitap. Tavsiye ederim.

    Bu kitabı kuzenimden ödünç alarak okumuştum ama mutlaka kitaplığımda bulunması gereken kitaplardan birisi olarak görüyorum. Yazarın da Nietzsche'nin de diğer kitaplarını da okumak için sabırsızlanıyorum.
  • mahmut ertekin paylaştı.
    Göründüğüm gibiyim: Sade, yaldızsız bir adamım. Öyleyimdir, başka türlü de olamam.
  • mahmut ertekin paylaştı.
    ...yüreği temiz olmayan kimsenin anlayışı da tam olmaz.
  • mahmut ertekin paylaştı.
    Kendileri somurtur, başkalarının yüzünün gülmesini istemezler.
83 okur puanı
15 May 2018 tarihinde katıldı.
2019
0/50
0%
0 kitap
0 sayfa
2 inceleme
6 alıntı
7 günde 1 kitap okumalı.

Şu anda okudukları 5 kitap

  • Sol Ayağım
  • Kuyucaklı Yusuf
  • Dava
  • Kırmızı Pazartesi
  • Yeni Dünya

Okuduğu kitaplar 45 kitap

  • Sherlock Holmes - Aklın Şüphesi Suçun Gerçeğidir
  • Bir Çöküşün Öyküsü
  • İnsancıklar
  • Düşüş
  • Gazi Mustafa Kemal Atatürk
  • Yeraltından Notlar
  • Hayvan Çiftliği
  • Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat
  • Korku
  • Olağanüstü Bir Gece

Okuyacağı kitaplar 20 kitap

  • Bülbülü Öldürmek
  • İki Şehrin Hikâyesi
  • Aylak Adam
  • İçimizdeki Şeytan
  • Otomatik Portakal
  • Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
  • Deliliğe Övgü
  • Sineklerin Tanrısı
  • Beyaz Geceler
  • Sefiller

Kütüphanesindekiler 9 kitap

  • Sol Ayağım
  • Sherlock Holmes - Aklın Şüphesi Suçun Gerçeğidir
  • İnsancıklar
  • Bir Çöküşün Öyküsü
  • Hayvan Çiftliği
  • Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat
  • Korku
  • Satranç
  • Yeraltından Notlar

Beğendiği kitaplar 15 kitap

  • Sol Ayağım
  • Sherlock Holmes - Aklın Şüphesi Suçun Gerçeğidir
  • İnsancıklar
  • Bir Çöküşün Öyküsü
  • Hayvan Çiftliği
  • Tutunamayanlar
  • Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat
  • Korku
  • Satranç
  • Yeraltından Notlar