"İlâhi iradenin, kalpte iman ışığını yakması, yanan ışığın imanı simgelemesi için insan, hür iradesi ile seçim yapmalı, önüne serilen sayısız belgelerden ve vahiy bilgisinden hareketle imana ulaşması yönünde adım atmalıdır "
Başka inanışların kutsallarına "saygı duymak" mutlaka onları beni.semeyi gerektirmez. Zira bu "kutsalların" kutsallığı bizim açımızdan izafi bir anlam taşır. Burada saygı kutsala değil, onu kutsal tanıyan insanın aslî değerlerine gösterilmiş olmaktadır.
Ölüm ötesi hayatın yok sayılması, ya da arka plâna itilmesi bu hayatın olabildiğince "dolu dolu" yaşanması gerektiği saplantısına sebep olmuştur. Çok çalışmak yerini "çok meşguliyete" bıraktı. Bu da "koşuşturmaktan" ibaret bir hayat biçimini getirdi.
"Belli bir gayeye, ya da önceden belirlenen bir amaca göre hareket etmemek, yalnızca kendi eğilimine göre ve o anı göz önünde tutacak şekilde hareket etmek ..Yazık.. İnsan en büyük yanılgıyı bu noktada yaşıyor."