Biliyordu ki, öğrenciler geleceğin toplumunun tohumlarıydı ve bilime dayalı bir toplumun inşası, gençleri bu yola yönlendirmekle olurdu.
Dogmatik inançlarla yolunu kaybetmiş bir toplumun ne kendine ne de insanlığa bir faydasının olmadığını biliyordu.
Hypatia'ya göre insanları gerçeğe götürecek olan tek kılavuz, akılcı bir düşünme yöntemiydi.
Bugün ondan bahsetmemizdeki en büyük etken, Hypatia'da vücut bulan bilimsel akıldır.
Bilimin ve düşüncenin cinsiyeti yoktur. İnsan yaratılış olarak cinsiyetlere ayrılır ama söz konusu düşünce olduğunda bu ayrımın hiç bir hükmü yoktur. İnsanlık tarihi boyunca geriye baktığımızda düşünce tarihinde erkek egemenliğinin hakim olması, diğer cinsin bu kategoriye neredeyse hiç girmemesi, birinin diğerinden üstün olduğu anlamına gelmez; sadece, imkanların bir diğerine daha fazla sunulduğunu, tüm inançların erkek merkezli olduğunu ve yerine göre Tanrı sözü diyerek kadınların gerek düşünce gerekse toplumsal alanlardan soyutlandığını gösterir.