Biz sadece dini içerikli davranışlarımızın hesabını vereceğimizi, dünya işlerini yönetirken içinde bulunduğumuz sistemin altını oyarsak bundan ahirette sorumlu olmayacağımızı zannediyoruz.Namazımız eksik olduğunda hesap vereceğiz de trafik kurallarına uymadığımızda hesap vermeyecek miyiz?
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Küçük de olsalar çocukların, serapâ merhamet ve adalet gibi sadece iyi duygularla dolu olduklarını düşünmüyorum.Bunlar öz olarak onlarda olsa bile ortaya çıkarılması, ayrıca dürtüsel ve nefsani yönlerinin de terbiye edilmesi gerekir.Çocuklar bilinçli bir şekilde olmasa da son derece zalim olabilir, birbirlerini kıyasıya eleştirip acımasızca kıskanabilir ve düşmanca davranabilirler.Kardeşlik duygularının pekiştirilmesi merhamet, adalet, şefkat ve yakınlık duygularının ortaya çıkarılması, korunması ve güçlendirilmesi için çevreye büyük iş düşer.Elbette doğuştan getirilen karakteristik özellikler de baştan sona etkilidir.
Kendimize saygı duymadıkça kendi kıymetimizi nasıl bilebiliriz?
İnsanın kendi değerinin farkında olması kibir değildir.Kişinin kendisini bir kıymet olarak görmesi lazım ki potansiyelini ziyan edip kendini israf etmesin.Biz tevazunun dozunun kaçırılmasını ahlak zannedersek hayatın hiçbir alanında hakkımız olanı talep edemeyiz.
Kişinin dünyada olan biten her şeyden kendini sorumlu görmesi ya kendi gücünü abartmasından ya da her konuda kendini suçlayan zelil bir duruşu olmasından değil midir?