Profesör tahtaya, "Çünkü bilmek ve anlamak arasında büyük bir uçurum var" yazdı. Pek çokları bilgiyi insandan yüksekte ararlar, bazıları da daha alçakta, ama bilgelik insanın kendi hizasındadır.
Bilişsel iyi oluşun ya da mutluluğun, huzurun genetik bir tarafü söz konusudur. Diyebiliriz ki doğuştan bazı insanların bilişsel iyi oluş ihtimalleri yüksektir. Tabii önemli bir kısmı da ögrenilebilir ya da kazanılabir. Özerklik, özsaygı, yaşam amacı belirleme, kişiler arası ilişkiler ve stresle baş etme gibi özellikler, büyük oranda öğrenme davranışıdır. Bunlarla ilgili birey oturmalı ve düşünerek bir farkındalık kazanmalıdır.
Profesör, "İnsanın en zor terk edebildiği kötü huy, enaniyet (bencillik), balıktır. İnsan daima benliği sebebiyle nefsinin peşinde koşar ve hep kendisini haklı görür." diye düşündü.
Profesör anlamak istedi ve Bilge'den söz diledi: "Bize bulmaktan söz et."
Siddhartha da dedi ki: "Aramak, bir amacı olmak demektir. Bulmaksa özgür olmak, dışa açık bulunmak, hiçbir amacı olmamak. Bulduğun şey kendi hiçliğin olabilir, tam o an özgürlüğün hem acısını hem hazzını tatmış olacaksın.