Tarık Buğra Dikici

Tarık Buğra Dikici
Film hastası olmakla beraber yeni yeni kitap hastası.
Öğrenci
Ön Lisans
Çanakkale
Sakarya
67 okur puanı
Ocak 2018 tarihinde katıldı
9/10
·112 syf.··
2019 24. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Aralık 2019 01:16
Georges Perec bir türlü kelimelerle anlatamadığım sıkışıp kalan anları müthiş bir şekilde betimliyor. Dostoyevski'nin; Karamazov Kardeşler,Yeraltından Notlar kitapları kalitesinde bir eser. Olay yok,başka karakterler yok. Sadece Perec ve çevre.Hayatın o biçimlendiremediğiniz,kelimelerle ifade edemediğiniz garipliğini bunu yapabilen birinin kaleminden görebilmek istiyorsanız mutlaka okuyun.
Uyuyan AdamGeorges Perec · Metis Yayınları · 20205,1bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?

Tarık Buğra Dikici

, bir kitap okudu
9/10
·112 syf.··
3 günde okudu
·
2019 24. kitabı
Georges Perec
8.1/10 · 5,1bin okunma
Konuşmaktan vazgeçtin ve sana cevap veren tek şey sessizlik oldu.
Hiçbir şey yapamazsın, kendinden kaçamazsın, kendi bakışından kaçamazsın, hiçbir zaman bunu yapamayacaksın: Hiçbir sarsıntının, hiçbir seslenmenin, hiçbir yanığın seni uyandıramayacağı kadar derin uyumayı başarsan bile, bu göz hep olacak, senin gözün, hiç kapanmayacak, hiç uyumayacak olan gözün. Kendini görüyorsun, kendini gören kendini görüyorsun, sana bakan sana bakıyorsun. Uyansan bile, görüntün aynı, değişmez kalacak. Kendine binlerce, milyarlarca gözkapağı eklemeyi başarsan bile, hala, arkada, seni görmek için bu göz olacak. Uyumuyorsun, ama uyku artık gelmeyecek. Uyanık değilsin ve hiç uyanmayacaksın. Ölü değilsin ve ölüm bile seni kurtaramayacak..
Yalnızsın. Yalnız bir adam gibi yürümeyi, aylak aylak dolaşmayı, sürtmeyi, bakmadan görmeyi, görmeden bakmayı öğreniyorsun. Saydamlığı, hareketsizliği, varolmayışı öğreniyorsun. Bir gölge olmayı ve insanlara sanki hepsi birer taşmış gibi bakmayı öğreniyorsun. Oturur durumda, yatar durumda kalmayı, ayakta durmayı öğreniyorsun. Her lokmayı çiğnemeyi, ağzına götürdüğün her parça yiyecekte aynı manasız tadı bulmayı öğreniyorsun. Resim galerilerinde sergilenen tablolara sanki duvar parçalarıymış, tavan parçalarıymış gibi, duvarlara, tavanlara da yağlı boya resimlermiş gibi bakmayı öğreniyorsun, üstlerindeki hep başa dönen onlarca, binlerce yolu, amansız labirentleri, kimsenin çözemeyeceği metni, parçalanmakta olan yüzleri bıkmadan yorulmadan izliyorsun.