Herkese merhaba!
Yorumuma başlamadan evvel beni Şeyma Demir'in kalemiyle tanıştıran, vesile olan Hatice'ye teşekkür etmek istiyorum. İyi ki başımın etini yemişsin gı!
Romanın kurgusu genel anlamda güzel fakat... Olaylar çok hızlı gelişiyor, benim beynim hızlı çalışmaya alışık olmadığından fazla gelip 'Tamam Müberra, şimdi elinden bırak, sonra devam edersin.' diyorum kendime ve öyle de yapıyorum.
21. Bölüm ve sonrası... Tamamen böyleydim:
Erva'nın o muhteşem güçlü duruşu, cesareti... Her şeyiyle beni kendisine çekmeyi başardı. Demir Soylu... Diğer adıyla Yusuf... Fazlasıyla acı çekmiş, fazlasıyla babasının kirli dünyasına çekilmiş bir 'çocuk.' Annesinin neler yaşadığını, o babası olacak adamın neler yaşattığını keşke okumasaydım. Keşke...
Ama sonu vuslat, sonu mutluluk.
Sonu visallerin en güzeli...
Erva'nın hayallerini bir bir gerçekleştiren bir Yusuf'u oldu.
Hayallerinin ellerinden tutup onunla beraber o diyarlara sürükledi kendisini...
Mutluluğu en çok yaralı âşıklar hak eder. Mutluluğun yakıştığı iki kalp ancak Erva ve Demir'den geçer...
Güvercinleri güvertesinden en çok ait oldukları yere bırakmasını en iyi bilendi Erva'nın Yusuf yüzlüsü...
Sürükleyici ve çok hızlı gelişen bir kurgusu var. Açıkçası ilk başlarda çok sıkılmıştım ama bölümün tamamı değil belirli bir kısmı çok sıkıcı ilerliyordu fakat bir şekilde toparladığı için de çok severek devam ettim.
Yazarın kalemine diyecek bir şeyim yok, eleştirisel anlamda hiçbir şekilde yorum yapmam zaten kurgu olarak mükemmel!
Demeden geçemeyeceğim; Herkesin düşünce yapısı, olaylara bakış açısı farklı olduğu için bana çoğu yerde sıkıntı yapmıştı ama umarım siz de aynı şeyi yaşamazsınız.
#yusufyüzlüdemiryürekli