• 520 syf.
    ·2/10
    Merhabalar.İşte yine bir bir kitapla daha birlikteliğimizi noktaladık.Sevgili Yılmaz ÖZDİL'in yazmış olduğu ve 35 senelik Gazetecilik Kariyerinin 10 senelik uzunca bir kısmının yoğun araştırmalarının meyvesi olan kitap M.Kemal...


    Arkadaşlar öncelikle şunu önemle belirtmek istiyorum:Bu kitaba yazacağım İnceleme/Yorum yazısı sadece benim düşüncemdir,ne Sayın ÖZDİL'e ne de kitaba hakaret değildir,sadece kendimce eleştiridir.Bu İnceleme/Yorum hakkında kesinlikle tartışmak (kavga,hakaret v.b) durumlar yaşamak istemiyorum.Şimdiden söyleyeyim :SİZ HAKLISINIZ ve SAYGI DUYUYORUM...


    Bu kitabı ilk çıktığı gün bir arkadaşımın elinden alıp tam 100 sayfasını okumuş ve sonrada okunmaz deyip bırakmıştım,neden derseniz eğer bu kitap 35 senelik Gazetecilik Kariyerinin 10 Senelik yoğun araştırmaları sonucu yazıldı diye lanse ediliyorsa boş bir kitap olarak düşünmemdi.Ha!Şu da önemli bir detay kitaptan hiç birşey alınmıyormu?Tabiki alınıyor,dünyaları alıyorsunuz.Ama...Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü tanımıyorsanız,onun hakkında yeterli bilginiz yoksa,yeterli eser ve kaynaktan yeterli okuma yapmamışsanız...
    Kitap gruplarında faal olarak okuyup inceleme yazıları yazan üç arkadaşımın ısrarı sonucu tekrar baştan başlayarak okudum ve bu kez bırakmadım.


    Öncelikle kitabın güzelliklerinden bahsedelim:Kitap çok güzel,ATA'nın bilinmeyen,daha önce duyulmamış (öyle birşey yok tabi) yönlerini,anılarını,''bilinmeyen'' hayatından kesitleri çok güzel anlatmış.12-17 yaş arası gençlerimiz için bulunmaz lezzette,duygusal bir kitap.Çocuklarımıza ve gençlerimize okutulmalı...


    Gelelim biz yetişkin okurlar için kitaba:

    Sayın ÖZDİL'in her zaman ki tarzı olan köşe yazısı formatında yazılmış,tek bir dipnot,referans,kaynakça kullanılmamış,bazı bilgilerin daha önce belgeleri ile çürütüldüğü halde yine de kitaba sokulmuş ve tarihe mal olmuş ATA'nın hayatında çok çok önemli yer tutan üç kadına ön isimleri ile hitap şeklini son derece itici buldum.

    Bu kitap tarih arkadaşlar!Referanssız,kaynaksız tarih olmaz!Olamaz!

    Nereden aldın bunları?

    Hangi arşivden çıkardın?

    Kimin anılarından derledin?

    Bu şekilde bu kitabı yazmak için o insanla bizzat tanışıp ondan dinlemen gerek,bunumu yaptın?

    Bunları yazarken 10 sene düşünme ve araştırma payın vardı madem,neden daha önce belgeleri ile çürütülen olayları kitapda kullandın?

    -- Abdulhamit'in hatıratlarını kullanmışsın,nerden aldın?Kaynak neresi?Yoksa Süleyman Nazif'in kafadan yazdığı hatıratlarmı kaynak?

    -- Bilmediğiniz,hiç duymadığınız M.Kemal dedin,dedinde abicim ben bu kitabın her yerini parça parça her yerde okudum.

    -- Nutuk'un TBMM kürsüsünden okunduğunu belirtmişsin,doğrudur ama eksiktir,keşke tam belirtseydin.

    -- Kitabın ilk 100 sayfasında ATA'nın resmen kadın meraklısı gibi gösterilip,sadece o kadar kısa bir zaman da dört kadın tanıyıp bunlara duygusal bağ (aşk gibi) atfetmek ne kadar doğru?

    -- Latife Hanım'ın anlatıldığı bölüm de boşanmadan bahsederken kullandığın cümleler ATA'ya saygısızlık değilmidir?Latife Hanım'a bu kadar sahip çıkıp saygı duyarken,korurken,Kız kardeşi Makbule Hanım'ın adeta mal mülk sevdalısı,sinsi,kıskanç biri olarak gösterilmesi hangi vicdana sığar ve yine referansı kaynağı neresidir?

    -- Koca bir tarih yazıyorsun,tarihe altın harflerle geçmiş,dünyanın saygı duyduğu ve bırak yazmayı düşünürken bile dikkat ettiği bir kişilik hakkında biyografi yazıyorsun,10 senelik çalışmanın ürünü diyorsun ve köşe yazısı formatı kullanıyorsun.O nedir yaa?

    --Bazı bölümlerde ATA'ya haksız yere saldıran,onun hakkında yalan yanlış bilgiler veren,iftiralar barındıran bazı kitaplardan alıntılar yapıp bu kitapların isimlerini paylaşıyorsun.Nasıl düşündün bunu?O alıntıları bu değerli kitabın içinde nasıl paylaşabildin?

    --ATA'nın imzası hakkında yazdığın bölüm.İyi de Abicim Cengiz ÖZAKINCI bu yazdığın bölümü belgeleri ile zaten çürüttü.Hiçmi okumadın,araştırmadın? (10 sene bu yaa!)

    -- Kitabın başında izinsiz paylaşılamaz,alıntı ve kopyalama yapılamaz diyeceksin ama sen referans,kaynak,açıklama,dipnot kullanmayacaksın!Ahahaha lükse bak!

    -- Tarih,Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK gibi bir tarihi yazıyorsun,bunun için 10 sene yoğun bir şekilde uğraşıyorsun ve kronolojik bir sıralama takip etmek aklına gelmiyor.Tarih yazarken referans ve kaynak ne kadar önemli ise,kronolojik sıralama da o kadar önemlidir.(yoksa bir yazarın bu kitap hakkında dediği gibi ''Deli kızın bohçası gibi'' lafını duymazdan gelemezsin ;)

    -- Velhasılı kelam Sayın ÖZDİL kitapda hem eksiğin,hem fazlan (yanlış bazda) çok!Açık konuşayım merak ettim ben,sen bu kitabı bitirdiğinde koştura koştura yayınevinemi gittin,yoksa önce sakin kafa ile oturup bir hatta bir kaç kez kitabını kendin okudunmu?

    -- Bu bir tarih kitabı değil,Biyografi değil:köşe yazısı formatında,referans kaynak belirtilmeden,kronolojik sıralama takip edilmeden,hiçbir Metadolojiye uyulmadan,bilgilerin doğruluğu şüpheli olan ve ATA'yı rencide edici,artı isteyenler tarafından kolayca suistimal edilmeye son derece müsait cümleleri yanyana getirip tarih kitabı,heleki ATA'yı anlatan bir tarih kitabı yazılmaz!

    Kusura bakmayın arkadaşlar,dedim ya bunlar benim düşüncelerim ve yazmadığım bir kaç madde daha var aslında ama YAZMAYACAĞIM!Yazının başında demiştim ya şu yaş aralığı için iyidir okutulmalı,ondan da VAZGEÇTİM!Bu kitap hiçbir yaş aralığına hitap etmiyor.Yanlışlar var,eksikler var,olmayanlar var,yanlış fazlalar var.Tamam diyelimki okuruz Kaynakçalarla,dipnotlarla,açıklamalarla doldurulmuş bir ATA biyografisini okumak sıkıcı gelebilir,okumak zor olabilir,bu kitap bu değerlendirmede doğru yazılmış olabilirmi?OLAMAZ!!

    Sayın Yılmaz ÖZDİL düşünüyorum da bizim belki de M.Kemal'i tanımaya değil,Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'ü tanımaya,onu içselleştirmeye,öğrenmeye ve öğretmeye ihtiyacımız vardır.Muhtemelen çocuklarımızında buna ihtiyacı olacak çünkü Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK hiçbir şekil de ayrılamaz,ayrı incelenemez,ayrı görülemez,ayrı düşünülemez.hayal kırıklığı ve rahatsızlık yaratır bu.Kaynak referans göstermeden ve bölünen bir ATA biyografisi ne kadar samimi olabilir?Doğruluğuna ne kadar güvenilebilir?Ne kadar hoşgörü gösterilebilir?Ne kadar kabul edilebilir?

    Eksikleriniz var Sayın ÖZDİL!İstiklal Mahkemeleri hakkındaZübeyde Ana hakkında,
    Latife Hanım hakkında,Makbule Hanım hakkında,Cemal Granada hakkında,Topal Osman hakkında hatta ve hatta Köpeği Foks hakkında bile EKSİKLERİNİZ VAR!!Bence ne yapman gerekirdi biliyormusun?Referans ve kaynak koyup bu eksiklikleri bizim tamamlamamıza izin vermen gerekiyordu.


    Gelelim Darüşşafaka'ya ilk duyuru 'Kitabın geliri Darüşşafaka'ya bağışlanacak'
    sonra,'Kitabın gelirinin büyük kısmı (oda ne demekse) Darişşafaka'ya bağışlanacak'
    sonra,'Kitabın gelirinin %10'u Darüşşafaka'ya bağışlanacak'
    şimdi : Sesde yok,açıklama yapılmalıydı...

    Bugün itibarı ile kitabın tam satış rakamını bilmemekle birlikte bir hafta kadar önce 3.000.000 (Üç Milyon) civarları olduğunu okumuştum (gelirini hesaplayınız)Güzel bir zamanlama da Güzel bir emeklilik ikramiyesi.Kitap hakkında yazılan çizilenler,yapılan reklam kampanyalarında kullanılan cümleler ve Sayın ÖZDİL'in söylemleri nedense uğraşsamda bana samimi gelmiyor bir türlü...ÖNYARGI mı?Tabi ki önyargılıyım!Bu kitabın düzeltilmesi,ekleme ve çıkarımlar yapılması,referans ve kaynak kullanılması ve bu kitabın okurlarına bir özür yazısı ile tekrar sunulması gerektiğini düşünüyorum.

    Bu kitaba yazılacak o kadar çok şey var ki,inanın bu yazı yazmak istediğimin 1/4'ü bile değil.Tekrar söylüyorum:Bu İnceleme/Yorumdaki bütün fikirler benim,bana özel,her nasıl ben sizin yorumlarınıza saygı ile yaklaştıysam aynı saygıyı beklemek hakkımdır diye düşünüyorum.Bu platformlar bunun için var.Fikir ve bilgi paylaşımı için.hepimizde aynı düşünce de olmak zorunda değiliz.

    Okuyan arkadaşlar hepinize çok çok teşekkür ederim.Yorumlarınızada şimdiden beğeni bırakıp yorumla cevap veremezsem kusuruma bakmayın.Bu yazı ile kitap hakkındaki görüş ve düşüncelerimi bildirip konuyu kapatıyorum.

    Bu İnceleme/Yorum yazısı net destekli okunan kitap için yine net destekli yazıldı.Bahse konu olan bir çok şeyi okurken bende kaçırırdım ancak bu kitap için özel bir zaman ayrıldı emin olun.
    Arkadaşlar ATA'nın kendisinin tuttuğu 32 Not defteri var ancak bunların sadece 12 tanesi halka açık ve yayınlandı,diğerleri arşivlerde bekliyor.O not defterlerinin tamamı açıklanmadan hiç ama hiç kimse ''Bilmediğiniz ATA'yı her yönüyle anlatıyorum'' cümlesini kullanamaz!Kimsenin böyle bir lüksü yok!Hele ki ATA'yı tam da bu kitapda olduğu gibi desteksiz,kaynaksız,açıklamasız,doğruluğu şüphe götürür ve istismara açık bir şekli de lanse etmeye hiç kimsenin hakkı yok!


    OKUDUM!ÖZDİLSEN'DEN MASALLARI OKUDUM!ELLERİNE SAĞLIK...


    Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK bütünüyle ele alınmalı,bir masal olmamalı,hakettiği şekilde ve ciddiyetle anlatılmalı.BİR TARİH YAZILMALI!Sayın Yılmaz ÖZDİL'in bu kitabı bu şekilde yazıp,o sözlerle lanse etmeye hakkı olmadığı kadar,bu kitabın okurununda ''O kadar güzel yazılmış ki,her satırını duygu yoğunluğu içinde,gözlerim dolarak okudum.Bu yüzden hiçbir eksikliği ve yanlışlığı gözüm görmedi,dikkat etmeyi önesemedim'' deme hakkıda yoktur.

    SAYGILAR...(Hem Yılmaz ÖZDİL'e,hem de bu kitabın okurlarına)


    SON SÖZ:
    ---------------------------------------
    Rahmetli Turgut ÖZAKMAN'ın Mustafa ( Can DÜNDAR) filmi için söylemiş olduğu sözleri hatırlatma gereğini duyuyorum.Lütfen araştırınız....
    Hepinize Bol Kitaplı Keyifli Okumalı Günler Dilerim.Teşekkür Ederim...
  • 238 syf.
    ·Beğendi·10/10
    İnanın ben bu kitabı okumadım,bildiğiniz seyrettim,kitap kendisini okutmuyor,size kendisini izlettiriyor.Kitap okumaktan hoşlanmayan insanın bile severek okuyacağını düşündüğüm hatta bundan emin olduğum bir yazar ve kitap.


    Eşsiz harika bir anlatım dili var İhsan Oktay ANAR'ın.İnternet destekli okunması tavsiye edilir çünkü azımsanmayacak sayıda arapça kelime var.


    Çok çok eğlenceli,sizi alıp götüren hikayeler vardır,annenizin,büyükannenizin anlattığı o güzel masalları bir düşünün,ne kadar sevdiğinizi,zevk aldığınızı,büyüdüğünüzde de artık anlatan olmayınca çektiğiniz eksikliği bir aklınıza getirin.İhsan Oktay ANAR bu eksikliği size (bana) tekrar hatırlatan bu güzelim kitabı atıvermiş önümüze,iyi ki okumuşum,iyi ki İhsan Oktay ANAR var ve iyi ki yazmış.Cidden bana mutluluk veren kitaplardan biri oldu :)

    'to be or not to be' Ne alaka? - Kitapta ;)

    Uzun İhsan Efendi ve Bünyamin ile başlayan Fantastik,Felsefi ve Tarihi bir yolculuk.

    Binbir Gece Masalları'nı okuyan arkadaşlar varsa kurguda benzerlik bulacaktır.Bölümler ustaca birbirine bağlanmış,okurken yormayan,sizi eğlendiren bu yolculukta o kadar değişik karakterde insanlarla tanışıyorsunuz ki şaşarsınız.
    İhsan Oktay ANAR gerçekten usta bir yazar.Tarihi fantazyaya bulayıp aralara da felsefe serpiştirip böyle lezzetli bir serüven yazarak okuru hayran bırakmak herkesin harcı değildir bana göre.

    Kitap çok iyi,eee şimdi ne olacak?Eee şimdi ne yapacak diye diye kahramanlarla birlikte bölüm bölüm hiç sıkılmadan kitabın sonuna geliyorsunuz.

    Çok eğlendim,hoşlandım.Konu itibarı ile çok daha uzun olabilirdi.

    Kitaptaki karakterler evlere şenlik.Altı kez üzerine yıldırım düşen Dertli kitapta çok daha fazla yer tutabilirdi. :)

    Hayat Bünyamin'e bu kadar acımasız davrandığı halde,beni de bu kadar eğlendirmeyebilirdi. :)

    İhsan Oktay ANAR'ın okuduğum ilk kitabıydı,ikinci kitabını rastgele alacağım,ondanda aynı lezzeti alabilirsem ne kadar kitabı var hepsini okurum artık.Felsefe,tarih,fantazi,birbirine giren düşler ve gerçek hayat kitapta her şey var,anlatım örgüsü müthiş!Alıntı yapılacak çok yer vardı ancak zaten bir lokma kitap(237 sayfa) olduğu için fazlası spoi olur.
    Cidden çok lezzetliydi.OKUNMALI!Oku Kardeşim Kitap güzel

    TAVSİYEDİR!


    Tanıtım yazısı;
    -------------------------
    Bir “ilk kitap”, Türkçe edebiyatta yeni ve pırıltılı bir yazar... “Yeniçeriler kapıyı zorlarken” düşler üstüne düşüncelere dalan Uzun İhsan Efendi, kapı kırıldığında klasik ama hep yeni kalabilen sonuca ulaşmak üzeredir: “Dünya bir düştür. Evet, dünya... Ah! Evet, dünya bir masaldır.” Geçmiş üzerine, dünya hali üzerine, düşler ve “puslu kıtalar” üzerine bir roman. Hulki Aktunç’un önsözüyle...


    KİTAPTAN ;
    -------------------------
    "Ömrünüz âh edip vâh işitmekle geçsin,burnunuzun sümüğüne bereket olsun,mekânınızda baykuşlar banlasın,gömleğiniz alev olsun,her parçanız bir kurdun ağzında kalsın,Allah size uyuz versin de kaşınacak tırnak vermesin,kefeniniz kara bezden olsun,iki gözünüz bir delikten baksın,Sûr üflendiğinde hiçbiriniz duymasın"
    -----------------------------------
    "Ayağına Kabe sevabı yazılsın,Allah yavuz dilden kem nazardan saklasın,Hakk Teala yavuz,yüzsüz,utanmaz avrat kazasından saklasın,yolun Hicaz olsun,el kazana sen yiyesin,mutluluk yağmuru altında kaftansız kalasın,Allah seni karı şerrinden azat eylesin,üç otuz on yaşın dolsun"
    -----------------------------------
    '' O zamanlar ikide bir çıkan yangınlara karşı korunmaları için taştan yapılan mahalle mekteplerine halk arasında taş mektep denirdi. Bunlar, en cehennemi yangınlarda bile salimen ayakta kalır, diğer evler gibi yanıp kül olamadıklarından çocuklara zorunlu bir tatil bir türlü kısmet olmazdı.''
    -----------------------------------
    Çünkü her baba oğluna bir şeyler öğretmek, ona doğru ve gerçek olanı göstermek ister.
    Hepinize Bol Kitaplı,Keyifli Okumalı Günler Dilerim.Teşekkürler.
  • 380 syf.
    ·10/10
    Habemus Maximus Dominus Secretorum!

    Merhabalar...

    Nasıl giriş yapacağıma karar veremediğim için Sayın Ebru Yeşilova ile başlayacağım.Kendileri bu kitabın bundan sonraki baskıları ve ikinci kitabın editörü olurlar(Çok zahmetli iş kolay gelsin).Birkaç gün önce bana yazdığı ve benim çok gururlandığım bir mesaj sayesinde yazar ve kitapla tanıştım,gururlandım çünkü Sayın Yeşilova'yı uzun bir süredir tanırım,inceleme ve yorum yazılarını büyük zevkle okurum,kendisi bu işler için fazlası ile yetkindir,daha önce Türkiye'de satışa çıkmamış bir kitabı okuyup fikrimi belirtecektim,bir kaç gün sonra yine Sayın Yeşilova nın bu kitap ve yazarla ilgili heyecan dolu ve mükemmel demenin bile az kalacağı inceleme/Tanıtım yazısını okudum,ne yalan söyleyeyim o yazıdan sonra ben de büyük bir çekince oluştu,daha kitabı okumamıştım,yazarı tanımıyordum ve okuduğum o muhteşem inceleme/Tanıtımdan sonra bu kitap için daha ne yazılabilir ki dedim.

    Kabul etmiştim bir kere,her ne kadar erkekliğin 9/10'u kaçmak olsa da artık kaçamazdım ;) Sayın Yeşilova ile yaptığımız konuşmadan yaklaşık üç gün sonra kitap elime geçti,kapağını açmamıştım bile sadece tasarıma baktım,tasarımı kim düşündüyse işinde usta biri.Eh bir kitabı kapağıyla değerlendirmeyecek kadar da kitap okumuşluğum var.Elimde henüz okuduğum bir başka kitap olduğu için bu kitaba teslim aldıktan 3 gün sonra başladım.

    Kitabı Okudum!

    Her ne kadar Sayın Yeşilova gibi bir inceleme yazısı çıkaramayacak olsam da artık bende de bir heyecan var,2.kitabı beklemenin heyecanı (2.Kitap yazım aşamasında)
    Şimdi kitaptan biraz bahsedelim:Büyük Sır Üstadı Magnum Opus

    Kitabın kapağını açar açmaz eski bir dost Carl Gustav JUNG'la karşılaştım (en azından 7-8 senedir JUNG okumadım) Psikanaliz,semboller ve mitler ayrı bir ilgi alanıdır benim için.
    Kitaba girdim...

    İlk bölüm de güzeller güzeli ,meraklı,cesur,depresif ve iyi bir okur olan Sofia karşıladı beni.

    Bir sonraki bölümde de karşıma Gabriel çıktı.Müthiş eğlenceli,müthiş zeki bir karakter olan Gabriel ile mutlaka tanışmalısınız.Ve!Marius! ondan söz etmeden ve sizinle tanıştırmadan geçersem bu inceleme eksik kalır ;) Marius bir şaheser,kelimelerin büyücüsü bilge Marius,öğretmenim falan olmasını isterdim. Eserde yazarın hayat verdiği ilginç okunası bir kaç karakter daha var,onlarla birlikte olay örgüsünü o kadar net ve zevkli bir şekilde tamamlıyorsunuz ki,ben bu kadarını beklemiyordum.Samimi olarak söylüyorum bu kitabı rafda görsem sadece arka kapağı okuyup kasaya ödeme yapmaya giderdim.

    Olayların gidişatında Matematik,Bilim,özellikle Felsefe ve Tarih,Mitoloji konuları ustaca kullanılmış (burada özellikle belirteyim bütün bu konuların çok büyük araştırması yapılmadan bu kitabı yazmak mümkün olmaz.Yazar birikimli ve usta )Bu saydığım konular kitap içerisinde ustaca kullanılmış,sizi sıkmadan,merak ettiren,ilgi duyduran,okumaya zorlayan ve bir sonraki bölümü soluksuz bekleten bir yapısı var.

    Benim özellikle ilgimi çeken konu başlarında Psikanalizci,Felsefeci ve Tarihçilerden alıntılarla giriş yapılması oldu.Çok şık durmuş.

    Arkadaşlar belki hadsizlik olacak ama yazar kısmı diğerleri ile kıyaslanmayı sevmez ancak burada bende hiç utanıp sıkılmadan bu kıyaslamayı yapacağım,gerekli çünkü,Herve M.Abajoli öyle bir kitap yazmış ki,muhtemelen bir çok arkadaşımız belki de hepiniz Dan Brown okumuşsunuzdur,okumamış olanlar da muhakkak en az bir filmini izlemiştir,işte bu kitap inanın bana Dan Brown'ın ziller takmış hali,çın çın ötüyor,Brown'ın kitapları sadece macera,biraz da sanat ve sanat eseri,biraz basit ama iyi,ancak bu kitap daha gelişmiş bir Dan Brown kitabı .Kitapdan o kadar çok şey alıyorsunuz ki,hem ezoterik bir macera,hem sizi kendileriyle birlikte sürükleyen karakterler,hem çok fazla şey alabileceğiniz ve hayatınıza katabileceğiniz felsefi düşünceler hepsi var.

    Kitabı okurken hiç ama hiç sıkılmadım,bazı kitaplarla inatlaşmayı severim,okuması inanılmaz zevk verir bu kitap onlardan biri oldu.372 sayfayı bitirmek için kendime 6 gün süre vermiştim daha çabuk bitti çünkü bu kitap için beklemek pek akıl karı değil di ;) sürüklendim gittim.

    Kitabı okurken Dan Brown,Jung,Harari,Umberto Eco hatta Dostoyevski bu adamların hepsi aklıma geldi.ne alaka demeyin yanlış anlaşılma olmasın bunlardan alıntılarla yazılmış bir eser değil,sadece bunlardan alabileceğiniz lezzet var dı.Sizi okuduğunuz diğer eserleri de düşünmeye ve hatırlamaya itiyor.
    Benim için güzel ama sabırsız bir okuma deneyimi oldu,Ezoterik,Gotik,Felsefi ve Edebi tarzları severim.Hepsini aynı iki kapak arasında buldum.DOYDUM!Ama bu sefer de ikinci kitaba açlığım oluştu,şimdi de onu bekleyeceğim umarım sayın yazar elini çabuk tutar ;)

    Yazar demişken Grubumuza da üye olan .Herve M. Abajoli iyi bir iş çıkarmış.TEBRİKLER

    Arkadaşlar bu adamı takip edin Tuh! (tükürme efekti) Aha şuraya yazıyorum!Bu adam isim olacak,olduğu zaman aklınıza ben geleyim,deli akıl var adam da ;) ki yeminle zekası ve o zekanın kıvraklığına tek kelime ile hayran kaldım.

    Tekrar dönelim Sayın Yeşilova'ya
    Sayın Yeşilova sizi uzun bir zamandır tanırım ve takip ederim,bana kötülük yapabilecek insanların arasında olabileceğiniz kesinlikle aklıma gelmezdi,bilmediğimiz şeylerin yokluğunu çekmeyiz,bana büyük kötülük yaptınız inanın çünkü artık Büyük Sır Üstadı Magnum Opus'un varlığını biliyorum ;)
    Her ne kadar bana bu kötülüğü yapmış olsanız da size çok çok teşekkür ederim.Gerçekten ayrıcalıklı ve lezzetli bir kitap dı ve ben şimdi ikinci porsiyonu bekliyorum ;)

    Sayın yazarımız Herve M. Abajoli yarattığınız karakterler,yazıya döktüğünüz satırlar,öğrenmemi ve hatırlamamı sağladığınız bilgi ve kavramlar,yaşattığınız soluksuz macera için yani özetle bu mükemmel şölen için sizi de tebrik eder,teşekkürlerimi sunarım.Beni fazla bekletmeyin 2.kitabı çok merak ediyorum.


    ALINTILAR
    -------------------------------
    Şüphesiz,yaşayan bir Tanrı'nın eline düşmek,dehşetengiz bir şeydir çünkü sizi korkunun en yalın haliyle yüzleşmek zorunda bırakır.
    ---------------------
    Hollywood'da çekilen filmlerin neredeyse tamamının kahramanları insan ruhunda yaşayan bir arketipi tetiklediğinden istemsizce onlara tutuluruz.Mesela süper kahramanların tamamı arketipseldir.Bu da Amerikan devletine dünya pazarlarına nüfuz ederek,bizi yönlendirme ve ileride yapacaklarına hazırlama imkanı tanıyor.
    --------------------
    'Çünkü sevgi her şeyi taşır ve her şeye dayanır'
    -------------------
    Yaşama düşman bir kozmik yasayla yönetildiği açık olan evrende yaşam nasıl oluşabilmiş ve kök salmıştır?
    -------------------
    Doğru soruyu sormadığın müddetçe alacağın cevapların hiçbir değeri yoktur.
  • 336 syf.
    ·Beğendi·8/10
    2050 Yılında insan nerede olacak?Bu soru başka dünyalar anlamında değil,teknoloji olarak hangi nokta da olabiliriz?
    1050'de nerdeydik?Önümüzdeki 100-200 yıl içinde neler yapacağız?

    Harari'nin bu kitabı sanki bir üniversite öğrencisinin tezi gibi,yada bir akademisyenin ders notları gibi hazırlanmış.
    Neticede bir akademisyenin araştırması,ancak Sapiens gibi bir şaheser olmadığı yönündeki fikrimi de belirteyim.(tabi benim bu incelemeyi de Akademisyenler okumayacak neticede 3 kişiye kitabı okutsak kar ;) )

    Harari yine okullarda rahatlıkla ders kitabı yerine geçecek bir kitabı sunmuş bize,araştırmalarını diğer iki kitabın aksine sık sık bölüm başlıklarıyla kesip,ders anlatır gibi konulara bölmüş.Yine muhteşem bir çalışma olmuş.

    Harari'nin ilk üç kitabını yayınlanma sırasına göre okudum,daha önce de belirttiğim gibi Sapiens gibi bir lezzeti bir daha okura sunabileceğini sanmıyorum,tabi canı gönülden de yanılmayı diliyorum.O kadar büyük ihtiyaç var ki öyle kitaplara…

    Günümüz insanlarının sorunları,gelecekten neler bekledikleri ve en önemli kısım gelecekte yapılan seçimlerle insanların yaşayabileceği problemler veya çözümler konu başlıkları altında bir dünya soru sorarak(özellikle size sordurarak) okuru düşünmeye,sorgulamaya,değerlendirmeye itiyor.Harari'nin 3 kitabı da çok çok önemli ve hepside ustaca yazılmış.Kesinlikle ve kesinlikle hepsi de okunmalı.Ancak ne yalan söyleyeyim ben sıralama da tersten başlamak isterdim,çıta benim için bu sıralama da gittikçe düştü.

    Otomasyonun gelişmesi,yapay zekanın yaygınlaşması insanları işsiz bırakıp açlığa ve sefalete mahkum edebilir mi?Eğer olursa bunun getirileri ve götürüleri neler olabilir?Bütün hayatınızı bir yapay zeka ya teslim etmek istermiydiniz?

    -------------------------------------
    Bir düşünün Facebook veya benzeri bir çok platformu muhtemelen kullanıyorsunuz,şimdi şunu da bir düşünün o platformlarda herhangi bir yere yaptığınız her tıklama sizin hakkınızda,karşıdakine ipucu veren bir veri,eveetttt bir de şunu düşünün kendimizi her tıklamada karşıdaki veri tabanına biraz daha açıyorsak ve her tıklamamız bir yerlerde kaydediliyorsa,dünya üzerindeki milyarlarca insanın,neredeyse sonsuz sayıda ki tıklaması gelecekte bu verileri biriktirenler (Google,Facebook v.b.)için ne gibi avantajlar ve sizin içinde ne gibi dezavantajlar yaratabilir?
    -------------------------------------
    İnsanlar ve ülkeler arasında ki Din olgusu ne kadar değerli ve vazgeçilmez olabilir ki?Mesela vücuduna düzinelerce patlayıcıyı bağlayıp Amerikan veya İngiliz vatandaşı bir topluluğun içinde patlatmak mı daha zor,yoksa milyarlarca Amerkan Doları veya İngiliz Sterlini'ni ateşe vermek mi,sanırım iş ekonomiye dökülürse ki eninde sonunda mutlaka dökülüyor,ikinci şık daha zor.
    Yakın Örnek;IŞİD buldukları ve ele geçirdikleri bütün sanat eserlerini ve kendi dinleri dışındaki bütün insanları yok ettiler,ancak 1 Dolar bile yakmadılar ;)
    -------------------------------------
    Empati!Dünya neredeyse küreselleşme,Milliyetçi düşünce ve akımlara yenik düşecek,yine düşünelim ;) acaba yarın yaşayacağımız bir felakette milliyetçi düşüncelerimizle kendi kendimize yetebilirmiyiz?Yoksa sözünü şu son günlerde çok sık duyduğumuz 'Dış Güçler' den yardım almamız gerekir mi?Yada samimi bir şekilde küresel bir devlet olsak(AB benzeri bir yapılanma) bu daha mı yararlı olur?
    -------------------------------------
    Ortadoğu halkları kendi topraklarından kaçarken,sığınmacı oldukları Avrupa ülkerinde nasıl yaşamalı?O ülkenin kültürüne,adetlerine uymalımı?Yoksa kendi kültürlerini gittikleri yerde yaşatmalımı?İyi de kendi kültürleri zaten bir işe yaramış olsaydı onca insan sığınmacı olurmuydu?
    En güzel örnek;Türkiye ve Suriyeli sığınmacılar.
    -------------------------------------
    Terörizm uygulayıcıları ve uygulandıkları toplumlar için ne kadar korkutucu bir güç olabilir?Terörizm kişiler için ne ifade eder ve ne kadar etkili olur?En önemli soru da şu;Terörizm yeni bir savaşa 3.Dünya Savasına sebep olabilir mi?
    ------------------------------------
    Dinler her ne kadar kökenleri şüpheli olsa da,yaşadığımız bu çağda bile'bizimkinden başka her din ve tanrı geçersizdir'diyebilen radikal kişiler ve toplumlar var,Dinin öğretileri ve bu öğretileri bize dayatma şeklinde sunan kişiler ve toplumlardan kendimizi ayrı tutsak,sadece hoşgörü,Vicdan,Alçak gönüllülük göstersek ve cidden saf inançlarımız bu erdemler olsa dünya daha değişik,daha güzel bir yer olurmuydu?Ahlaklı ve Vicdanlı bireyler olmak için ille de Din ve Tanrı olguları gereklimi?Ahlaklı ve Vicdanlı davranmak için neden ille de doğaüstü bir varlığa gereksinim duyarız (Psikoloji için şart ancak yetersiz )
    ------------------------------------
    Yukarıda okuduğunuz konular Harari'nin kitabıyla birebir değil,Harari sizi bu konuları düşünmeye,kendinize bu soruları sormaya itiyor(en azından ben bunları sordum).
    Yine güzel bir kitap,yine Harari'den beklenebilecek çıkışlar ve çözüm arayışları bu kitap da.Değerli ve okunması gereken bir kitap.

    Dünya artık o kadar küçük ki,ekonomik ve siyasi ilişkiler birbirleriyle o kadar bağlantılı,o kadar içiçe ki bunları çözmek kişi bazında değil ama küresel bazda belki de mümkün olur.Cehalet ve umursamazlığı bırakırsak eminim ki İnsan hak ettiği yaşama,güzel bir geleceğe kavuşabilecek ve bunun için de düşünmeyi,öğrenmeyi,araştırmayı,sorgulamayı ve korkmadan özgürce fikirlerini diğer bireylerle paylaşabilmeyi (şu an yaptığımız gibi) hiç bırakmamalıyız.Öğrenme ve sorgulama açlığımız hiç bitmesin…

    Şunu da şuraya ekleyeyim Harari Kudüs Hebrew Üniversitesi Tarih Bölümü'nde öğretim görevlisi olarak çalışmaktadır.Bize böyle araştırmacı,sorgulayıcı,öğretici,aydınlatıcı Öğretmenler gerek.

    Hepinize Bol Kitaplı Keyifli Okumalı Günler Teşekkürler…
  • 178 syf.
    ·7/10
    Öncelikle garip ama Mark Twain’den okuduğum ilk kitaptı, ve Twain’in deist olduğunu da bu kitapla öğrendim. Tabi ki farklı düşünceleri öğrenmeyi severim, bu kitabı okurken de çoğunlukla zevk aldım. İçerisinde 4 farklı bölüm var: Adem ile Havva’nın Güncesi, Cennetteki O Gün, Dünyadan Mektuplar, Adem Ailesinin Belgeleri. İlk 3 bölümü gerçekten severek okudum ama 4. bölümde çok sıkıldım. Bazı olaylar inandırıcı olabilecek şekilde anlatılmış, bazı olaylar ise “aa çok saçma” dedirtiyor. Deistlerin kendince haklı gördükleri düşünceleri bu kitap sayesinde öğrendim ve şaşırtıcı geldi. Okunmasını kesinlikle tavsiye ederim diyemem ama farklı görüşlere de hakim olmak istiyorsanız bir bakabilirsiniz.
  • 80 syf.
    ·1 günde·Beğendi·9/10
    Stefan Zweig bu ince ama içeriği dolu olan kitabı, beni nedense Kürk Mantolu Madonna ya götürdü. Bilinmeyen genç bir kadın ve karşısında ise, kibar ama kadınlarla gönül eğlendiren bir adam. Platonik bir aşkla başlayan genç bir kızın ve sonrasında olgunlaşan, güzel bir kadının tutkulu aşkı ve bu aşkın meyvesi oğlu ile zor bir yaşam sürmesi. Bir aşk bu kadar tutkulu mu olur, fedakarlık bu kadar mı olur? Çok güzel mesajlar olan bu kitabı keyifle okurken bazı satırlar sizi esir alacak ve boğazınız düğümlenecek ve gözleriniz yaşaracak eminim.

    Kitapta beni en etkileyen bölüm, kadının oğluna sevdiği adamın yaşam standartlarında büyümesi için yaptığı fedakarlık itiraflarında...
    Sevgilim affet beni, ama ben kendimi sattım. Sokak kadını yada fahişe olmadım ama sattım kendimi, demesi. Ve birlikte olduğu adamların kadına tapmasına karşılık. Onunsa tekrar kendisini hatırlamayan sevgilisiyle bir saatlik beraber olma ihtimaline karşı her şeyi reddetmesi...
    Ve sadece ölmek üzereyken bu mektubu göndermesi...
    Keyifli okumalar
  • Ortega y Gasset, "Bu dünyada hiçbir şey, kitle kültüründeki kötü zevk kadar bulaşıcı degildir," demişti.
    Cok haklıymış. Artık Turkiye,zenginiyle yoksuluyla, egitimlisiyle,egitimsiziyle,hatta bir bölüm aydınıyla manzume düzeyindeki sozleri tekrarlayan, bir tef/dümbelek çılgınlığının esiri.
    Bu alemin"kral ve kraliçeleri " elestirilmiyorlar bile.Onlara herkes bayılıyor.
    Anadolu'da yuzlerce yila dayanan halk kültürünün temizliği ve duruluğuyla hiçbir ilgisi olmayan,daha çok başkalarına göstermek için yapilan tuhaf ve aşırı bir eglence tantanasi Turkiye'nin kimyasını bozuyor.
    Toplu kirlenmeye katilmamak için direnen bir avuç insan da acı çekerek izliyor bu gidişi.
    "Melâli anlamayan nesle aşina" olmayan şair, bu günleri görse ne derdi acaba?
    Sahnede sığır güder gibi bağıran adamın costurmasiyla ,göbek havası eşliğinde yerlerde kivranan,dansöz gibi alnına para yapıştırtan koca koca adamlara hangi sıfatla hitap ederlerdi?
    Zülfü Livaneli
    Sayfa 109 - Remzi kitabevi