Bu kitabın en büyük sorunu Zenny böceği denilen tuhaf kız! Bu kızı hiç sevmedim ya! İlk kitaptaki Poppycan’ın önünde diz çöküp kutsal yağa bulansın bi zahmet! Bu kitapta da kutsal yağ kirli emeller için kullanıldı diye okumuştum. Arkadaşlar ne kutsal yağı?! Bunlar bildiğin ayçiçek yağını bir yerlerine sürüp “arka kapıyı” kullandılar?! VE İLK KEZ!!! o_O
Bu Zenny denilen kızı öyle sevmedim ki hakkında başka cümle bile kurmak istemiyorum. Sean’ı da başta hiç sevmemiştim. Başta tam bir boş balondu. Sahip olduğu her şeyin markalarını söylemeler, kanserli annemle bir tek ben ilgileniyorum, şöyle iyiyim böyle süperim diye kendini öven üstenci bir tavrı vardı. Ama gerçekten de hasta annesi ile ilgilenen repliği bile olmayan figüran babasından başka doğru düzgün hiçbir kardeşi yoktu. Ryan denilen okullu bebe okuyor diye başka şehirde, gay Aiden de lütfedip geliyormuş gibi bir havalardaydı, peki bizim ex-father Tyler hangi cehennemdeydi?! Sen ne biçim kanı bozuk bir insan çıktı Tyler?! Anan son nefesini vermeden 5 dakika önce mi gelmen gerekiyordu?! Sen neredeydi acaba? Poppy’nin kutsal kasesini kutsal yağ ile mi yağlıyordun?? >_<
Ayçiçek yağı seksinden sonra aşka gelen Sean’ın seni seviyorum itirafından sonra Zenny’nin: “Hem Tanrı’ya hizmet edeyim, hem de senin fahişen mi olayım?” diyerek bizim şamar oğlanını terk etmesinden sonra kitabın tek güzel kısmı başlıyor. Annesinin ellerinden kopup gitmeye başlamasıyla Sean’ın dönüşümünü hissetmeye başlıyoruz. İşte burada dedim bu kitabın en büyük sorunu aslında Zenny böceği denilen kızmış diye! Keşke bu kız hiç olmasaydı ve Sean’ın dönüşümünü, gelişimini daha net bir şekilde okuyabilseydik! Hayır, Sean’ın dönüşümünün bu küçük arsız “pre-rahibe” ile pek alakası yok. En büyük etken annesinin hastalığı ve ölümü.
Neyse öyle böyle