"Kimi sevgiler böyledir," diye cevap verdi. "Seni çok seviyorum diyenlerin bile dilinde zehir vardır birazcık da olsa. Bazen seni seviyorumlar bile zehirlidir aslında. Bir yasakla başlayan insanoğlunun hayatı, yasaksız devam etmez ki. İnsanın en büyük laneti sevgisizliktir çünkü bizim dışımızdakiler sevmeyi kendi ne yasak kılar. Sevmez bazıları, buna rağmen sevdiğini söyler. Sevgiye için aptal olan sen değilsin, böyle hissetme. Kendine bunu yapma. Çünkü gün gelecek, göğün bağrı delinip güneş yeniden doğduğunda herkes yaşattığını yaşayacak."
"İçimde gün geçtikçe büyüdüğünü sandığım şey sevgi değil kırgınlıkmış," diye fısıldadı Saye. Sesi rüzgâra karışıp yaşlı adamın kulaklarına ulaştığında, adamın elinde duran şarap şişesinin etrafındaki gazete yere düştü. Rüzgâr, gazeteyi hâkimiyeti altına alıp başka bir yere savurdu. Yaşlı adam, Saye'yi dinlerken bir yandan da savrulan gazeteyi izlemeye koyuldu. "Bunu bana sırtını döndüğünde fark ettim. Onun gözleri yalanmış, ben o yalandan uzaklaştığımda kendi yalanımla burun buruna geldim. Ben bir yalandan kurtuldum sanırken, ortaya çıkan tek bir gerçeğin birçok yalanı heba edeceğini fark edemedim. Ben yıkıldım. Ben beni umursamadığını gördüğüm an içimdeki kırgınlığın farkına vardım. Sırf ona zarar gelmesin diye kendime gelen zarar ları kendimden sakındım ben. Olmadı, yapamadım. Ben olduramadım. Ben yine kendimi sevdiremedim kimseye."
Eğer ağzından hangi kelimenin çıkacağını seçemiyorsan, susmasını bilecektin.
Oysa susmasını bilmediği yetmiyormuş gibi konuşmasını da bilmeyen onlarca insan vardı. Ne yazık ki her gün onlarcasıyla aynı gökyüzünü paylaşıyorduk.
"Başlayan her şey gibi kalbimizde yer edinen her şey de mi biter?" Diye sordu. Ağzının içi kurumuştu ve konuştukça canı yanıyordu. Kendi soruduna omuz silkti. "Neden bitmek zorunda ki?"
"Bittiğini sandığın şeyin başlaması için de bir şeyler bitmişti, bunu unutma. Bir şey bitmesin istiyorsan, başlamasın da isteyeceksin. Çünkü bitirmek için başlatmak gerektiği gibi, başlatmak için de bitirmek gerekir."