"Ah orada onun yanına çıkıp titreyerek onun vücudunun yaydığı hava etrafında, onun gözlerinde yine o gülümsemeyi, onun yalnız bir gölgesini görmek için kalbinde ne perişan bir özlem ve telaş vardı."
"Zavallı hava, bereket versin ki o var, olmasa nice şeyler bahanesiz kalacaktı, yazın çok sıcak, kışın çok soğuk olmasa neler geri kalmayacaktı, değil mi? Şimdi sonbahar, havanın ne kabahati var? Fakat kendi kabahatlerimizi, haksızlıklarımızı ondan başka neye yükletmeli?"
"Eylül! Öyle bir ay ki, geçen her güzel günü için ona minnetar olmak gerekir; içine birkaç günlük kış hücumundan acı düştüğü için, o güzel havaların, sürekli yazın artık nasıl geçmiş, yalnızca bir mazi olmuş olduğunu hissettiren bir esef ve özlem ayı..."