Bizim Kazakların gelişmesini engelleyen biri sevinç, ikincisi avunma denen şeyler var. Onun sevinci, halk içinde kötü bir insanı fark etse veya bir kişinin kendisinde olmayan kabahatini görse, sevinir ve şöyle der: “Allah bizi filancadan korusun, o da insanım diye ortalıkta dolaşıyor, onun yanında biz çok aklı başında, ona göre, biz tertemiz insanlarız.” Ona Allah “Sen filancadan daha iyi olsan yeterlidir” mi demiş? Veya bilgili kişiler “Senin kendinden daha cahil veya daha kötü kişiler varsa, sen kötülerden sayılmazsın” mı demişler? Kötüyle kıyas edip iyi olunabilir mi? Ancak, iyi ile kıyas edilip iyi olunabilir. Yüz at yarışmaya katılsa, biri ödül kazandım dese, önünde kaç at vardı diye sorarlar; arkanda kaç at vardı diye sormanın bir anlamı var mı? Beş attan, on attan önde olmak sevinmeyi gerektirir mi?
Şimdi avunmaya gelirsek, “sadece biz mi, milletin hepsi böyle yapıyor ya”, “elle gelen düğün, bayram” veya “toplumla bir olalım da ne olursa olsun” gibi sözlerle avunur. Ona Allah “Toplumdan hiç ayrılma. Toplumlara gazabım yoktur. Toplumları cehennemime koymayacağım” demiş mi? İlim topluma gelmiş mi? Yoksa tek kişiden mi çıkmış? Hikmet toplumdan mı, yoksa bir kişiden mi çıkar? Topluma musibet etki etmez mi? Bir ailede herkes hastalanırsa, kolay mı olur? Yol bilmeyen çok sayıda kişi kaybolsa, yol bilen bir kişiye
ihtiyaç yok mu imiş? Çok sayıdaki yolcunun hepsinin atlarının yorgun bitap düşmesi iyi mi? Yoksa yarısının yorgun düşmesi, diğer yarısının zinde olması mı iyi? Kıtlık gelse, tüm insanların açlıktan ölmesi mi iyi? Yoksa yarısının sağ kalması mı iyi? Çok sayıda ahmak niçin bir ahmaka teselli olur? Yedi ceddimizden beri ağzımız kokar diyen genç, nişanlısına kendini kabul ettirebilmiş mi? Sevdiği bu sözü hoş karşılamış mı? Öy-
leyse, sen de atalarından geri