bookish

Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Basiretsiz basar beş para etmez... Ömer Bostan hoca efendi
Alıntı
Gerçekten ilim öğrenmek nefsi terbiye eder; nefsi terbiye etmek ise ilim öğretir. Kim bir hayır yoluna girerse Allah ona bunu kolaylaştırır. Örneğin bana, "Sesli ortamda çalışamıyorum, ne yapmalıyım?" şeklinde sorular gelir. Bu ancak ilmin çok erken bir evresinde olabilecek bir durumdur. Gerçekten uzun süredir ilimle iştigal eden birisi için böyle bir sorun olmaz, olmamalı. Zira kişi bu konuda nefsini eğitmiş olmalıdır. Sesli ortamda kitap okuyamayan birisi, her ortamda sessizliği nasıl bulacaktır? "Yaaa ben sessiz ortamlar olmadan yazamıyorum, falanca manzaranın olduğu yere gideyim yoksa ilham gelmiyor" diyen profilleri düşünün. Bu kişiler hayatta ne üretebilir ki? Kitap okumak için kafeye, yazmak için güzel bir ortama ihtiyacı olan birisi, vaktinin ciddi bir bölümünü zaten bu ortamları sağlamaya harcayacaktır. Bu kişi, çoğu branşta benim gibi her ortamda çalışabilen insanlarla yarışacaktır. Onun kafeye gidip masasını süslediği ve Instagram'a "çalışma mekanım" gönderisi attığı zaman aralığında, ben kızımın sırtında kitap okuyorum. Şu an bu satırları yazarken de kızım odamda boyama yapıyor, sürekli olarak bana sorular soruyor; ben de cevap verip paragraf bittiğinde yazdıklarımı tekrar düzenliyorum. Bunu kendime bir fazilet nispet etmek için söylemiyorum. Bana göre olması gereken standart bu olduğu için, böyle olmayanı tenkit ediyorum.
"Medrese, zaviye, imamet ve muezzinlik görevini alıp hizmette kusur edenin... ve yine ders çalışmayan talebenin kazandıkları, aldıkları ücret kesbi habistir, caiz değildir... Osmanlı müderrislerinden Darendeli Hamza Efendi...
Alıntı
Çok sayıda ahmak niçin bir ahmaka teselli olur?
Bizim Kazakların gelişmesini engelleyen biri sevinç, ikincisi avunma denen şeyler var. Onun sevinci, halk içinde kötü bir insanı fark etse veya bir kişinin kendisinde olmayan kabahatini görse, sevinir ve şöyle der: “Allah bizi filancadan korusun, o da insanım diye ortalıkta dolaşıyor, onun yanında biz çok aklı başında, ona göre, biz tertemiz insanlarız.” Ona Allah “Sen filancadan daha iyi olsan yeterlidir” mi demiş? Veya bilgili kişiler “Senin kendinden daha cahil veya daha kötü kişiler varsa, sen kötülerden sayılmazsın” mı demişler? Kötüyle kıyas edip iyi olunabilir mi? Ancak, iyi ile kıyas edilip iyi olunabilir. Yüz at yarışmaya katılsa, biri ödül kazandım dese, önünde kaç at vardı diye sorarlar; arkanda kaç at vardı diye sormanın bir anlamı var mı? Beş attan, on attan önde olmak sevinmeyi gerektirir mi? Şimdi avunmaya gelirsek, “sadece biz mi, milletin hepsi böyle yapıyor ya”, “elle gelen düğün, bayram” veya “toplumla bir olalım da ne olursa olsun” gibi sözlerle avunur. Ona Allah “Toplumdan hiç ayrılma. Toplumlara gazabım yoktur. Toplumları cehennemime koymayacağım” demiş mi? İlim topluma gelmiş mi? Yoksa tek kişiden mi çıkmış? Hikmet toplumdan mı, yoksa bir kişiden mi çıkar? Topluma musibet etki etmez mi? Bir ailede herkes hastalanırsa, kolay mı olur? Yol bilmeyen çok sayıda kişi kaybolsa, yol bilen bir kişiye ihtiyaç yok mu imiş? Çok sayıdaki yolcunun hepsinin atlarının yorgun bitap düşmesi iyi mi? Yoksa yarısının yorgun düşmesi, diğer yarısının zinde olması mı iyi? Kıtlık gelse, tüm insanların açlıktan ölmesi mi iyi? Yoksa yarısının sağ kalması mı iyi? Çok sayıda ahmak niçin bir ahmaka teselli olur? Yedi ceddimizden beri ağzımız kokar diyen genç, nişanlısına kendini kabul ettirebilmiş mi? Sevdiği bu sözü hoş karşılamış mı? Öy- leyse, sen de atalarından geri
Alıntı