chnclk

Türkiyede ilk kez Enstitülerde kurulan köy ebeleri kolundan da ilk mezunlar köylere gönderilmişti. Sonradan kaldırılan, 4274 sayılı «Köy Okulları ve Enstitüleri Teşkilat Kanunu»nun 16. Maddesi gereğince öğretim çağındaki çocukların okula devamı zorunluydu. Ve bu yüzden milyonlarca köy çocuğu ilköğretim çarkından geçmeye başlamıştı. Bu maddenin kaldırılmasından sonra, köy çocukları yine saldım çayıra durumuna düştüler. Bugün dört milyon çocuk okul ve öğretmenden yoksundur. Çünkü, o zaman çocuğu okula istenen köylü zorla yolluyordu. Okul ve öğretmen vardı. Bugün, tam karşıtı, köylü çocuğunu yollamak istese bile öğretmen ve okul durumu o hızla yürütülmediği için gereksinimi karşılayamamaktadır. Devamın olması ilgilileri memnun bile etmektedir, sıkışıklığın kendiliğinden önlenmesi yönünden. Hele köy ve kentlerde şu ikili-üçlü-dörtlü öğretimi önlemeye kalksanız, olağan ve adına uygun eğitim-öğretim yapmak isteseniz, tüm çocuklar dışarda kalır. Zaten kıyıla kıyıla tükenmiş öğretmenlerse hiç mi hiç karşılayamaz gereksinimi... Kısaca, eğitim-öğretim ve de öğretmen adına ne varsa elde, yine de Köy Enstitüleri döneminden kalmadır. Onları kaldırın, elniz boş kalır.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Tarımla ilgili dersler: Tarla ziraatı, bahçe ziraatı, Sanayi bitki ziraati ve ziraat sanayi, zootekni, kümes hayvancılığı, aracılık ve ipek böcekçiliği, balıkçılık ve su mahsulleri. Her sınıfa haftada onbir saattir.
Enstitülerde okutulan dersleri üç kümeye ayırmak doğru olur. Bunlardan birincisi, kültür dersleri dediğimiz dersler. Bu kümeye, türkçe, tarih, coğrafya, yurttaşlık bilgisi, matematik, fizik, kimya, tabiat ve okul sağlığı bilgisi, yabancı dil, el yazısı, resim-iş, beden eğitimi ve ulusal oyunlar, müzik, askerlik, ev idaresi ve çocuk bakımı, öğretmenlik bilgisi, tarım işletme ekonomisi ve kooperatifçilik. Her sınıfa haftada 22 saattir.
Şartlar ne olursa olsun, mevsim hangi mevsim bulunursa bulunsun, öğrencilere her gün serbest okuma yaptırılacak ve onlara kitap okuma alışkanlığı mutlak surette kazandırılacaktır. İ.H. Tonguç.
Bu devirde terbiye ve tahsil mefhumu eski basitliğini kaybetmiştir. Bu bakımdan, okumak yazmak bir gaye değildir. Okuyup yazma nihayet bir vasıtadır. Eskiden olduğu gibi, kendisiyle iktifa edilecek bir gaye değildir. Ve hatta kanaatıma göre, bir memleket içinde okur yazar işsizlerin, mefkuresizlerin çoğalması, o memleketin içtimai nizamını, ahlaki nizamını bozması bakımından zararlıdır bile. Bu sebepten, bu tahsil sisteminin diğer okullarımıza da teşmişi zaruri olduğu kanaatindeyim.