chnclk

Gölköy Enstitüsü öğrencilerinden Mustafa Kahraman'ın 'Köylüme' adlı bir şiiri var. Bekleme sabahı erkenden uyan Kollarına güven tırpana dayan Elinde şemsiye efendi olan yaradılışında seninle birdir. Çıkmadık sade bir canın da kalsa Kalbinde yurdunun sevgisi varsa Ey köylüm sana da soran olursa De ki Cumhuriyetle imanım birdir.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kepirtepe Köy Enstitüsü öğrencisi İlyas Özcan, K. Enst. Dergisinin ilk sayısında "Kepirtepe'de Su ve lşık" adlı şiirine şöyle başlıyor Bir avuç insandık bildik huyunu Kalbinden kan değil su akan Kepir! Bağrında bulduğun serin suyunu Hasretin tadıyla iç de kan Kepir! Yeşille işledik süsledik seni Yine sende bulduk özlediğini Işığın çiçekten bin demetini Takın pırıl pırıl, parla, parla, yan Kepir!
Aslında, taa o zaman enstitüleri eleştirenler, kendi çocuklarını fakültelerde, Avrupa'larda okutuyorlardı. Ve kızları erkekleri karışıktı. Eleştirilerinin yurt için, ulus için değil, kendi çıkarları doğrultusunda olduğu, çıkarlarının sürüp gitmesi için köylünün boynu bükük, yakası yırtık kalmasını amaçladığı bir gerçektir. Aradan yıllar geçtikten sonra, daha iyi anlaşılıyor bu...
Özetlemeye kalkarsak, o zaman büyük suç olarak gösterdikleri solculuk, okuma, şimdi olağan karşılanan bir durum. İş eğitimi, Dünyanın uygulamadan kurtulamayacağı bir yöntem olarak kabul ediliyor artık. Kızla erkeğin birlikte ders ve iş görmesini de yadırgayamayız. Köy çocuklarını okutalım mı okutmayalım mı konusu ise artık en gerici hükümetlerin bile programlarına «Okutalım!...» diye geçmekte oy için de olsa.
Reşat Şemsettin Sirer, Bakan olur olmaz şöyle demişti Tonguç'a: «En büyük suçun köy çocuklarına sıçmayı öğretmeden okumayı öğretmektir.» Köy Enstitülerinin bütün suçu aslında, öteki kuruluşlardan kırk yıl ilerde olmasıdır...