"Tabunun asıl karakteri toplumsal değil dini unsurunda aranmalıdır. Şeflerin ve rahiplerin hırs ve tutkularının yapay biçimde giderek daha fazla genişlettiği şey, bir yasa koyucunun yaratılması değil, animistik inançlardı. Ancak -zaman içinde kendi başlarına bir değer haline gelecek ve ilk başlarda tek destekleri olan batıl inancın desteğine artık ihtiyaç duymayacak kadar güçlenen- mülkiyet hakları ve evlilik bağının kutsallığı gibi kavramları teşvik ederek hırs ve tutkuya hizmet ederken, bir yandan da uygarlığa hizmet ediyordu. Çünkü gelişmiş toplumlarda dahi, salt duygu olarak kaldıkları ve bir deneyimin sonucu olmadıkları sürece ahlaki duyguların güçlerini büyük ölçüde ilk baştaki tabu sisteminden aldıklarına inanmakla hata yapmış olmayız. Dolayısıyla, yasa ve ahlakın ahlak kuralları tabuya dayanırken,
bunlara esas oluşturan kök de yavaş yavaş modern toplumun hala beslemekten hoşlandığı içi boş popüler batıl inanç kabuklarına dönüşür."