Giriş Yap
Ahlak her zaman pragmatizmde temellenmelidir. Sezar'ın hakkını filan boş vereceksin. Kazandığın zafer en derin arzularını yansıtmıyorsa neye yarar?
Reklam
·
Reklamlar hakkında
Akademisyenler huzurdan utanç duyuyorlar. Halbuki boş zaman ve tembellik asildir.
212 syf.
·
21 saatte okudu
·
Beğendi
·
10/10 puan
“Pembe - beyaz şeftali çiçekleri, süt köpüğü gibi kabarmış erik, kayısı, vişne, kiraz çiçekleri; sarışın kızılcık çiçekleri yağıyor üstüme, serpiliyor gökten. Aman Allahım, ne güzel, ne güzel. Yağsın durmadan, yağsın ve örtsün üstümü bu çiçek kokuları, neredeyim ben? Gözlerimde yaş, dilimde dua. Öldüm ve bir bahçeye gömüldüm.” Bu son satırları okuyup kitabı kapayınca bir müddet boğazımdaki gemici düğümünü çözmeye çalışmış beceremeyince de gözlerimden yanaklarıma uzanan sıcak ıslaklığın dinmesini beklemiştim. Geçtiğimiz günlerde Rahmetli dedemi toprağa vereli iki sene oldu. Beyhude Ömrüm ne kadar da onu anlatıyordu. Dedem, bahçe toprağının yorulmadan kustuğu taşlarla mücadele etti bir ömür; Mustafa Kutlu’nun karakteriyse kurak bahçesine suyu vadeden bir kaya ile mücadele etti. İkisi de yemyeşil bir bahçe hayaliyle avuçlarını tükürükle ıslatıp sarıldılar kazma küreğe. İkisi de sarı toprak üzerinde soluklandılar. Vakit girince çorakta secde ettiler. Dertleri birdi, ortaktı. Yeşilin binbir tonunu akıtan; bülbüllerin, cırcır böceklerinin şarkılar söylediği bir bahçede dalından meyve yiyen evlatlar, torunlar arzuladılar. Asma gölgeliğine serilmiş minderlerde muhabbetle çay içmek dilediler. Çalışmak ve üretmek onların bağımlılığıydı. Ama çalışmaktaki gaye biz modern şehirlilerinki gibi muğlak ve kaypak değildi. Berraktı. Onlar ihya etmenin hazzına ve bereketine talipti. Biliyorlardı. Bizim kentli malumatfuruşluğumuzun ötesinde, bilgeceydi onların bilmeleri. Onlara göre huzur toprağı işleyerek; saadet de işlenen toprağın ikramını paylaşarak elde edilirdi. Gerisi beyhudeydi… Peki ne vardı geride? Geride su olup akan yaşam vardı. Maişet vardı. Acılar, sıkıntılar vardı. Gülümseten doğumlar, kambur olup sırta oturan ölümler vardı. Günahlar vardı. Gençlikten yaşlılığa taşan pişmanlıklar vardı. Yurt vardı. Vatan vardı. Gurbet vardı. Dargınlıklar vardı. “Bu yaşta köyde ne yapıyor, o kuru toprakta ne eşeleniyor” diyen evlat ve torunlar vardı. Kimi zaman tükenmeyen geceler, bazı zaman da çabucak bitiveren günler vardı. Ellerinin öpüldüğü bayramlar, bayram çıkınca bom boş kalan odalar vardı. Evi hastalıklı bir kokuya boğan kırk çeşit ilacı yutmak zorunda olmak vardı. Her geçen gün anlaşılmaz olan memleket halleri vardı. Hasılı hepsi hayattı, hepsi beyhudeliğin beyhudesiydi. Bunca beyhudeliğe inat onların seherden kuşluğa, öğlenden akşama uzanan alın terleri ve koskocaman umutları hep orada kalacağını sandığımız, çevresini zor sardığımız heybetli bir çınarı yeşertiyordu. Ama o çınar hep devrilir. Devrildi de. Köydeki evlerin asma kilidi pas tuttu. Bir ömür yeşersin diye beklenen bağlar haşerata yem oldu. Şehirler de hepimize bunları unutmaya avuntu. Rahmet olsun. Aslında “İnsan bu dünyaya niçin gelir? Herhalde bir bahçe kurmaya…” diyerek özetlemiş Mustafa Kutlu eserinde, bizimkisi laf-ü güzaf oldu. Son bir alıntı: “Erkek adam eşinden önce gitmeli. Yaşlı bir erkek eşini kaybedince yetim çocuğa dönüyor; eli iş tutmaz, kendine bakamaz. Oysa kadınlar daha metin ve yalnızlığa dayanıklı.” Rahmet olsun. Bereketli okumalar.
Beyhude Ömrüm
8.6/10 · 6,6bin okunma
Diğer ihtimaller boş çıkınca, ne kadar olanaksız görünürse görünsün, geriye kalan ihtimal her zaman doğru olmalıdır.
Reklam
·
Reklamlar hakkında
Her şeyimi elimden alıyorlar. Yine de bana kalan bir şey var, okulda geçirdiğim saatleri gözümün önüne getiriyorum, yumruğumu sıkıp notların açıklanmasını bekleyişim, elde ettiğim zafer, tebrikler, hiçbir zaman adım atmadıkları, tahayyül dahi edemedikleri koskoca bir dünya, söke söke elde ettiğim kültür. Sonunda zafer benim.
Reklam
·
Reklamlar hakkında
2
1000
10bin öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.28.17