Bir kitapta okumuştum.Yazar şöyle diyordu :
" Amerikalı bilim insanı David Hawkins'in yaptığı tablo .Buna göre yüksek frekanslı duygu ve düşünceler,düşük frekanslı duygu ve düşüncelerden daha güçlü ve etkilidir. Pozitif ve herşeyi olduğu gibi kabullenen mutlu bir insanın yaydığı enerji 90000 insanın yaydığı düşük enerjiyi dengeliyormuş.Sevgiyi gerçek anlamda yaşayan bir insanın yaydığı enerji ise 750000 insanın yaydığı düşük enerjiyi dengelemekteymiş. Barış ve huzur içinde yaşayan bir insanın yaydığı enerjide 10 milyon insanın yaydığı düşük enerjiyi dengelemekteymiş
Demek ki en küçük şeylerle mutlu olmak, kendin dahil yaydığın enerjiyle birçok kişiyi de mutlu etmek anlamına geliyor. Dolayısıyla mutlu olmak ve mutlu hissetmekhafife alınmamalı. Yaşadığımız şehri, ülkeyi ve dünyayı iyilestirmenin bir yolu da mutlu olmaktan geçiyor.
《Zindandan Öğretmene Mektup》
Yazlar sıcak ve kurak,kışlar kuru ve soğuk mu hâlâ memleketimde ?
Hâlâ sıcak mı başımı okşayan ellerin öğretmenim...
Yerli malı kullanmak hâlâ bir erdem mi?
Hâlâ yerli mallarını bile alacak paran yok mu öğretmenim...
Bana okuttuğun kitaplardan sadece "Suç ve Ceza" yı anlamışım
Hâlâ "Suç ve Ceza "yı okutuyormusun öğretmenim...
Anladım ki suçum ogrenmemekmis, cezam cehalet!
Sen orda güller dağıtırken, ben burada gülün dikenine hasret...
Yer çekiminin kuvvetini,hayallerimi gerçeklik tepesinden attığımda anladım.
Ve anladım ki Istanbul yanlızca Sultanahmet'iyle, Ayasofya'siyla ünlü olmamalıymış...
Şimdi bu zindanda sorular soruyorum kendime,
Öğretmenlerimizin idealist sorularının aksine...
Bir şehir, saatte üç gencini canavar yapıyorsa iki ayda kaç canavara sahip olur?
Ya da acılarımın kalbimin pi sayısıyla çarpımı kaç eder?
Herkesin babası peygamberken ,kahramanken ,
Kim bu ülkemi talan eden hırsızlar, katiller,vatan hainleri...
Yoksa hepsi bekâr mı?
Babamı özledim öğretmenim,ne bir peygamber ne de bir kahraman olan babamı...
Aslında adını bile bilmediğim babamı özledim.
Bir piçin babasını özlemesinin cezası kaç yıldır öğretmenim?