Dilara Brangar

Sanırım ertelemenin ve hazzı beklemenin gizemli bir yanı da var. Gerçeği yaşarken asla hayallerinizdeki kadar pürüzsüz olamıyor. Siz kızgın kumlar ve serin sular hayal etseniz bile kavurucu sıcağın cildinizi yakmasını, her yerinize sokmak için bekleyen sivrisinekleri hayal etmiyorsunuz. Hatta o kadar ki beklemenin kendisi bazen yaşanılan andan daha güzel olabiliyor.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Pascal sadece gelecekte mutlu olacağımız bir anın hayalini kurarken gerçekten mutlu olduğumuzu söyler.
Kendi merkezimiz dışında gelişen olayları unutma eğiliminde olmak yine kirleri halının altına süpürmeye çalışmak demek. Neden, hiç düşündünüz mü? Neden kızgınlık, yas gibi duyguları hissettiğimiz için kendimize kızıyor ve o duyguları unutmaya çalışıyoruz? Neden sadece kendimize değil, en sevdiklerimize, çocuklarımıza bile bunu yapıyor ve "kötü" duyguları hissedenleri gördüğümüzde, onları kendilerini yine kötü hissettirerek cezalandırıyoruz? Neden sürekli mutlu olmalıyız? Asıl baskıcı olan mutluluğun sürekli dayanılması değil mi? Oysa bu duyguyu geldiği yere geri göndermeye çalıştığımız zaman, o karlarda yuvarlanıp dev bir kartopu olarak bize geri dönmüyor mu? Zayıf insanlarla kilolu insanlar arasındaki temel farkın, bu insanlarla yemek arasındaki pazarlık ilişkisi olduğunu okumuştum. Hayatı boyunca istediği zaman, istediği kadar yemek yemiş birinin yine hayatı boyunca her masaya oturduğunda o ekmeği yemekle yememek arasında pazarlık eden diğerinin iç sesini anlaması mümkün değildi.
... açık havada güneşin doğuşunu karşılamak, özgürlük duygusunu beraberinde getirir.
Gece insan kendi kendine pazarlık yapsa da duyan olmaz. 'Şimdi uyusam 4,5 saat uyumuş olurum, şimdi uyusam 3 saat uyumuş olurum, olmazsa saati 15 dakika ileri kurarım.'