Tam 50 yıl, varımızı yoğumuzu savunmaya akıttık; aşımızdan, ilacımızdan, kitabımızdan kesip silaha yatırdık.
Sonuç ne?
Bugün ne adam gibi milli gelirimiz var, ne insanca sağlık hizmetimiz... Savunma uğruna okula soba, yetimin önüne çorba koyamadık, ama şimdi öfkeyle fark ediyoruz ki, saldırı halinde yurda kalkan olacak bir "füze ağı" na da sahip değiliz.
Selim(ölünün adı)
Yirmibeş kuruşa on dört saat dayanamadı.
Elli kuruş ve on saat, dedi
Öteki işçiler de aynı fikirdeydiler.
Derin, felsefi bir fikir değil elbet.
Fakat tehlikeli bir fikir.
Ve bundan dolayı Bulgarlarla Hikmet
hemen polise ihbar ettiler bu fikri.
Deehal tevkifat yaptı polis.
Müdiriyete on kişi götürüldü:
dört kadın, altı erkek(elebaşılar)
ve Selim - kominist.
Halbuki kominist değildi Selim.
Düşünmemmişti kominizmin ne olduğunu bile.
O sadece on sekiz yaşındaydı ve yirmi beş kuruş istiyordu
Ve on dört sat yerine on saat.
Polis bu kanaatta değildi fakat.
Yatırdılar Selim'i yere.