🍃 Paris'te Gece Yarısı
.
🍃Bu hafta Woody Allen filmlerini izledim 😊 Toplamda izlediğim 3 filmi oldu ve tatları damağımda kaldı diyebilirim ☺ İnce mizah, bol nostalji ile sizi hemen içine alan yapıtlardı. En iyilerinden olan Paris'te Gece Yarısı'nın ise kendimi 1920'ler Edebiyat-Sanat dünyasıyla hissettirdiği için bende yeri apayrıdır.
.
🍃 Amerikalı senarist Gil, yazdığı romanda tıkanma dönemi yaşar. Post modern nişanlısı, muhafazakar anne babası ile Paris'te düğün alışverişi ise onu daha da bunaltır. Bir gece Paris sokaklarında dolaşırken 1920'lere bir yolculuk yapar. Eliot Scott Fitzgerald, karısı Elza ile tanışır. Roman taslağını Gertrude Stein'e okutma imkânı bulur. Picasso, Hemingway, Eliot birçok dönem sanatçısıyla tanışır. Picasso'nun sevgilisi Adriana ile yakınlaşır. Adriana ile ise, Adriana'nın hayali olan 1800'lerin sonu 1900'lerin başlarına giderler. Henri Matisse, Gaugen, Edgar Degas çağlarına. Ve farkederler ki onların özlemiyse Rönesan'a...
Adriana'nın dediği: "Şimdiki zaman seni tatmin etmez, çünkü zaten hayat tatmin edici değil." sözü aslında filmi özetleyen vurucu noktadır.
.
🍃 Bolca geçmiş şimdi çatışması görsek de bana asıl hissettirdiği umutsuzluk girdabından sanat ve Edebiyat ile çıkıştı. Para, güç, romantizm düşmanlığı içeren muhafazakâr ve kapitalist dünyadan Paris'in nostaljik sıcaklığına, doğallığına geçiş; bir Paris'e gitmesem de kitaplarla kurduğum masalsı dünyayı bana hatırlattı 😊 Büyülü bir filmdi, zaman tüneline mucizevi bir bakıştı, keşke gerçek olsa dediğim ama gerçek olamayacak kadar güzel bir dünya... Yorumunu yazmanın bile içime sımsıcak duygular vermesi, yüzümde tebessüm oluşturması Woody Allen filmlerinin güzelliğinden kaynaklanıyor aslında ☺
.
🍃 En iyi senaryo Oscar'ı alan, 100 milyon doları aşkın gişe yapan bu romantizm dolu filmi