Merve

Puan vermedi·466 syf.··
Beğendi
·
2022 16. kitabı
·
224 günde okudu
·
Okunma: 15 Ekim 2022 13:43
Bu sene aldığım eğitimler nedeniyle oldukça yoğun bir yıla başladım. Gezmelerim azalınca, beni dinlendirecek olan şey yazı yazmak olacak, dedim. Aldım kitapları, kalemimi elime ve fırsat buldukça yazmaya karar verdim. . Yazdıkça yorumunu, tekrar yaşarım bir kitabı. Okurken hissettiğim o büyülü zamana tekrar bir giriş yaparım. Hele bir de sevdiğim kitap olursa, değmeyin keyfime... Orhan Pamuk kitapları bu açıdan bolca üzerinde konuşmak, hakkında yazmak isteyeceğim kitaplar. . Özellikle baş karakter ile kurduğum bağ benim için büyük öneme sahiptir. "Romanda yaşadım sanki" demem için onu özümsemem gerekir. Burada ise Mevlüt karakteri elinizden tutup derin ve sessiz bir yolculuğa çıkarıyordu sizi. Nasıl anlatsam Mevlüt'ü... Sessiz, sakin, saf ve bildiğiniz iyi niyetli insanlardan işte Bir insan hiç mi art niyetli olmaz, dedim okurken. Size o samimiyeti de bu yüzden veriyordu ya işte kitap . 1969 yılında babasının yanına, İstanbul'a boza ve yoğurt satmaya gelir. Kalabalıklar içindeki yalnızlığı "kafasındaki o tuhaflığı" dinleme fırsatı da bulur. Tüm bu tuhaflık ve yaşamı anlama çabası içinde umutları, hayalleri, aşkları da gelir peşinizden. Aynı dönemlerde İstanbul'a gelen amcası ve amca çocukları, ona göre daha kurnaz ve açıkgözlü oluşları ile Mevlüt'ün hayatını oldukça zorlaştırırlar. . 1969-2012 arası İstanbul'un sosyal, kültürel, ekonomik, siyasi değişimini adım adım izlerken betonlaşan dünyada Mevlüt gibi kalıverirsiniz bir anda. Sürekli sorgularsınız eski dönem mi iyiydi, yeni dönem mi? Ve en önemli sorgulamayı aşk üzerine yaparsınız Mevlüt ile... Mevlüt 3 yıl mektup yazdığı kız diye amcaoğlu yüzünden başkası ile evlenmiştir. Peki hangisini sevmiştir gerçekten? Kafasında sorular, tuhaflıklarla bir de bu aşk belası ile yaşamaya çalışan Mevlüt için dilindeki aşk mı
Kafamda Bir TuhaflıkOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202416,3bin okunma
Reklam
Puan vermedi·134 syf.··
2022 12. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Ağustos 2022 01:00
Hayatıma giren en özel kitap ile tanıştıracağım sizi Eskiden beri istediğim, bir yazarın zihin dünyası ile tanışmaktı. Tüm hüznü, sevinci, yalnız ruhu, varlığı ile merhabalaşırken; bunu yansıttığı eserleri ile ise kendime yepyeni bir kapı açmaktı. Kendi ile yazdıkları arasındaki bağı görebilmek, küçük de olsa orada misafir olabilmekti Kitap çok özel benim için dedim çünkü, bu hayalimi gerçekleştirdi... Galip hocayı Ankara Us Atölyesi'ndeki Edebiyat söyleşilerinden 4 yıldır tanıyorum. En zor zamanımda tanımamla, beni kitapların dünyasına çekmiş bir isimdir. 4 yıldır okuyacağım kitapları ondan esinlenerek oluşturuyorum. Ve sonunda kendi yazdıklarıyla da tanışmış oldum. İyi ki de... . Gidiyoruz Çocuk onun 3. hikâye kitabı. İsminden de anlaşılacağı gibi arka temada hissedeceğiniz çocukluk hali aslında. Ki en hassas noktamın çocuklar olması da bir anlamda beni kitaba ilk hikâyeden bağladı. Kimi hikâyede kitaplarla delirmiş bir adamı, kimi hikâyede intihara yönelmiş karakteri, kimi hikâyede terk edilmiş aşık karakteri görüyorsunuz ama hepsinde hissettiğim, içlerindeki o sorunlarla boğuşan, hep hüzünlü, sarı çocuktu. Küçüklük sorunlarını bir anlamda devam ettiriyorlardı. "Zaten küçüklüğü mutlu geçmemişse mutlu değildir." diyordu bir hikâyede de... . Kitabın en sevdiğim yönü bolca alıntıya dayanması oldu. Her olay bir yazara bağlanıyordu. Oğuz Atay, Zweig, Tolstoy, Sabahattin Ali, Ömer Seyfettin... kimler yoktu ki... sadece tek bir kitap yoktu sanki elimde. Tüm okuma geçmişim bir bir sıralanmıştı bana. . Hem bu nedenlerle, hem de akıcı, sade yazım; sizi bağımlı yapan hüzün; ironi dolu anlatımıyla o kadar samimiydi ki... Bitmesin diye azar azar okunacaklardan Hele 90'larda çocuk olmuşsanız oldukça dokunacaktır yüreğinize. Sizi nahif ama boğazda yumrular bırakacak bir
Gidiyoruz ÇocukGalip Çağ · Kent Kitap Yayınevi · 201943 okunma
Puan vermedi·284 syf.··
2022 10. kitabı
·
61 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2022 15:51
Hiç tartışmasız en sevdiğimTürk yazarlar Peyami Safa ve Ahmet Hamdi Tanpınar'dır. Gene bir Tanpınar kitabı okumuş ve mest olmuşken bahsetmek istedim . Taş Mektep adıyla bilinen Ankara Erkek Lisesi hem öğrenci kadrosu hem de öğretmen kadrosuyla pek çok yazar ve şair barındırmıştır. Tanpınar da oradaki öğrenmenlerden biridir. Bunun dışında Gazi Terbiye Enstitüsü'nde de görev yapar. Taş Mektepte aynı odayı paylaştığı Suut Kemal Yetkin, Enstitü'de ise ressam Muhiddin Sebati ile dostluğu yeni ufuklar açar ona. Resme olan ilgisi Ankara'da artar. Büyük bir aydın, entelektüeldir. Fransız edebiyatı hayranlığını ve eserlerine bunun yansımasını görürüz. Schopenhauer, Freud etkileri, zaman rüya üzerindeki yoğunlaşmaları eserlerine ayrı bir lezzet katar. . Aydaki Kadın ise vefatından önce başlayıp tamamladığı son romanıdır. Notlarını derleyen Güler Güven sayesinde 1987'de kitap halinde basılır. Kitaptaki kopukluklar okumayı zorlaştırsa da Tanpınar aşığı iseniz size de dokunmayacaktır . İstanbul, deniz, boğaz dolu bir aşk romanıdır aslında. Leyla'nın hayatına giren 3 erkek, bunlardan biri olan Selim'in ruh hali romanı okutan ana unsurlardır. Leyla boğazdaki evinde bir davet düzenler ve davete gelen Selim dahil diğer kişilerin diyalogları, dönemin siyasi, sosyal olaylarının tartışılması ile devam eder. . Yazar olan Selim'in ilginç ruh hali kitaba gel gitli bir hava verir. Davetteki yazar, diplomat, iş adamı, milletvekilleri aracılığıyla Demokrat Parti ile ilgili olanlar dahil dönemin siyasi tartışmalarını da okursunuz. Başta resim olmak üzere, sanat içermeyen bir Tanpınar eseri ise düşünülemez tabii ki Kısaca her şeyden biraz vardır . "Bu, birbirini anlayan iki ruhun birbirinde kayboluşu gibi bir şeydi." Tanpınar'ın aşka dair cümlelerinden birisi... Varın kitabın yoğunluğunu siz
Aydaki KadınAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 20151,260 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
Beğendi
·
2022 3. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2022 11:20
Bu ay okuduğum kitaplarda şöyle bir değişiklik yaptım: kütüphanede gezdim ve rastgele beni çeken kitabı alıp okudum. Normalde bir kitabı okumak için o kadar araştırma yapan ben için heyecan verici bir deneyim oldu Bir labirente girmiştim, eseri okudukça çıkışa yaklaşıyordum sanki. Okudukça yazarı ve karakterleri tanımak yeni bir hazine bulmuş hissi oluşturuyordu. Yazarın başarılı biyografisi özellikle çekmişti beni kendine. Normalde romantizme uzak olan ben, bu isimli kitabı tereddütle aldım ama zekâ bezeli bir aşk çıktı karşıma, iyi ki de okudum . Gazetecilik yapan Cem kaza geçirip bitkisel hayata giren eşi Serap'a bakmak için onunla eve kapanır. "Kendi içinde kalabalık yaşayanlar bazen başkalarına ihtiyaç duymazlar" diye bir söz vardır. Kitabımız aslında bu sözden ibaret dersek doğrudur:) Cem bedenen yalnızken, zihnen, iç konuşmalarla dolu bir hikâyededir. Hem de ne iç konuşmalar :) . Varlık-yokluk-ölüm ilk konusudur bu konuşmaların. Kendinden küçük olsa da, evli olsa da hoşlandığı stajyeri ile olan duygusal yakınlığı, bunun getirdiği suçluluk-kıskançlık-aşk nedir, soruları ise sonraki konusu. Zihninde hasta eşi Serap ile konuşurken kendini aklamaya uğraşır Cem. Ama bir düşünün hangimiz zihnimizdeki hayaletler topluluğuna karşı kendimizi aklayabiliriz? O kalabalıkta, o yoğunlukta hangimiz sorunsuzca yürüyebiliriz? İşte bu yoğunluk boğar Cem'i... . Bazen bazılarının yokluğu var olduğunda hissettiğimiz huzurdan daha fazla huzur verir bize. Yokluğu varlık sevinci verir. Cem ise kimin yok olmasını istediğini bilememektedir. Kendinin varlığından dahi emin değilken kararsızlık girdabında tükenir. Yaşayan bir ölüye döner. Artık gerçek ölü kim farkında olamaz. Zihnindeki sorular onu, bu girdaba gittikçe çeker, bir kısır döngü bırakır geriye. Kitap bu sorularla, düşüncelerle
Sevgilinin Geciken ÖlümüMurat Gülsoy · Can Yayınları · 2011300 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2022 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Ocak 2022 17:14
Dün profilime bir bakınca aylardır kitap yorumu yazmadığımı, okuduğum kitapları hep içimde yaşadığımı, bunun da beni ne kadar yorduğunu farkettim.Bir olay, bir kitap bitince bitmez bende. O, belki de yıllarca zihnimin duvarlarında döner durur. Konuşmazsam, yazmazsam daha da katmerlenir. Yalnızlığım ne sade bir yalnızlıktır, ne de yaşamım sadece benden ibarettir. Kitapların yaşattığı hisler eşliğinde bir yaşamdayımdır. İşte bu kitapta da tam bu noktada bir benzer buldum kendime. Fakat buradaki yalnızlığa eşlik eden müzikti bu sefer. . Kitap boyu kitaptan, karakterden etkilenme nedenimi aradım. Bu kadar farklı bir hayat tarzı olan karaktere bu kadar bağlayan ne olabilirdi? Sonra gözlerim dolu dolu buldum ki, ortak yönlerin ortaya çıkması için basit benzerlikler yeterliydi... Yani ne hayat tarzı, ne cinsiyet, ne fikirler... İnsan olmak yetiyordu başkasını anlamaya, hissetmeye... . Terk edilmenin acısı bazen insanın kendini tanımasına büyük bir neden olur. Bunu yaparken duyduğu sancılar ise başkalarına yönelmesine etki eder. Aslında eşinden ayrılan yalnız adam Mehmet'in gene eşi tarafından terkedilen Ayşe'ye ilgisinin oluşumunu bu yönden ele alabiliriz. Yarım hayallerini benzer bir başkası ile tamamlamak... Peki bu gereken bir şey mi, yoksa duyguların o anki seni yönlendirmesi mi? Tüm kitap boyunca Mehmet özelinde bunu düşünüyorsunuz işte. Evet kitap bitti belki ama ben hâlâ düşünüyorum:)) . Sade bir anlatımla, sizi size tüm yönlerinizle anlatırken bolca düşündüren, hislendiren, varlığıyla sizi mutlu kılan, yalnızların hikâyesiyle yalnızlığınızı alan bir kitaptı Çok çok sevdim... Tuna Kiremitçi'yi müzikle tanımışken yazarlığını da görüp kitaplarından da devam etmeye karar vermek ise harika bir duyguydu. Tavsiye ederim.
Bu İşte Bir Yalnızlık VarTuna Kiremitçi · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20132,648 okunma
Reklam