Caner Özdemir tarafından yönetilmektedir. Tayma dergi, Caner Kara- Kadir Koçyiğit- Caner Özdemir ve birkaç değerli Türkçünün çalışmaları, makaleleri, yayınları ve kitapları üzerinde duracaktır. Tüm değerli kandaşlarımızı bekliyoruz. Esenlikler diliyorum.
“Dolandırıcılık ya da parazitlik, hatta kolay yoldan para kazanmak adına ne derseniz deyin; ortak yapılamayacak kadar hassas bir iştir. Ortak yapıyorsanız; ya tek başınıza ikiniz de bir işe yaramıyorsunuzdur ya da sırtınızı bir yere yaslamak geçici de olsa bir güven sağlıyordur. Ayrıca bu tarz katakulli işlerde ortağınız size kazık atmasın diye; hem onu memnun etmek hem de avınızı soyarken uyandırmamak için harcanacak çaba, iki kat daha zeki, iki kat uyanık ve iki kat hassas olmanızı gerektirir. Çünkü hazine avının en tehlikeli kısmı, hazine bulununca başlar. Çünkü hırsızlar çalarken değil, bölüşürken kavga ederler...”
Bir ömrüm kurban olsun doğduğum gün toprağa,
Kurban olsun bir ömrüm fedadır bu bayrağa,
Doğduğum gün fedadır varlığım kurban olsun,
Toprağa bu bayrağa kurban olsun vatana...
“Evet. Ve devam ettikçe bir anlam çıktı.” Turan döndü. “İki milimetre. Bir santim. Bazen bu kadar. Bazı görevlerden emekli olmak ya da istifa etmek yoktur. Kurşun kabini sıyırmışsa, görev bitmemiş demektir.”
Doruk, sessizlik uzadıkça kendini daha kötü hissetmeye başladı. Kimse bir şey demiyor, herkes mirastan bir pay istemiyormuş gibi davranıyordu. Sağında zevksizlik abidesi, kahverengi takımı ile büyük amcası Haşim, eşinin elini tutuyordu. Amcası bir bardak su istediğinde bile suratı halılara dökülen kendisi değilmiş gibi, şimdi eşinin üzerine titreyen kadın rollerini kesen Azime yengesini süzerken yakalanmaktan korkarak başını sola halası Hilal'in olduğu tarafa çevirdi. Küçüklüğünden beri hakkında epey anı duyduğu ancak ilk defa cenazede tanışabildiği bu kederli hanım, doğuştan engelli oğlunu kayınvalidesine emanet edip ağabeyinin cenazesine koşmuştu.