"Biliyor musun, siz yetişkinlere bakınca aslında hiç önemsemediğiniz şeylerin tuzağına düşüyormuşsunuz gibi geliyor bana. Nasıl oluyor bu? Ne zaman oluyor?"
"Ne zaman olduğunu belirlemek imkânsız. Bu ani bir değişikliğin sonucu değil, daha ziyade fark edemediğin bir toprak kayması misali, bir günden ötekine, zaman içinde gerçekleşir. Yıllar geçmeden fark edemezsin. Yüzeysel şeyleri kendine yük edersin -nesneler, görevler, kişisel ilişkiler- ve bütün bunlar, tıpkı bir örümcek ağı gibi, günden güne çevreni saran görünmez ipliklere dönüşür."
Satırlarda kusurlarımı -ya da kusurlarım olduğunu düşünmekten hoşlandığım
şeyleri görüyordum fakat bunlar kendimle gurur duymama izin verecek şekilde yansıtılıyordu.
“Kimi zaman vazgeçilmez olduğunu, sen olmazsan dünyanın yerle bir olacağını, en azından hiçbir işin ilerleyemeyeceğini zannedersin. Ama sonra bunun gibi bir şey olur ve şunu fark edersin: a) vazgeçilmez değilsin; b) vazgeçilmez olmamak hiç de fena bir şey değil."
"Hekimlerin çocukları tıp, avukatların çocukları hukuk okumak istiyor. Ama on iki yaşındayken hangi konuda yeteneğin olduğunu nasıl bilebilirsin? Bana sorarsan sadece ebeveynini daha doğrusu babalarını taklit etmek istiyorlar, çünkü çoğunun annesi çalışmıyor."