İnsanın ve dünyanın tarihi öylesine yoğun yaşanmıştı ki ne bilim ne de hayal gücü bunu anlatmaya yeterdi; bilim onu anlatmakta yavaş, hayal gücüyse belirsiz kalırdı.
Zaman, geçmekte olan dakikayla değil, gelecek olan dakikayla ilgilenir. Yeni başlayan dakika güçlüdür, neşelidir, bağrında ebediyeti taşıdığını sanır; ama getirdiği tek şey ölümdür ve o da kendinden öncekiler gibi yok olur gider.
İnanın geçmişi anmak o kadar kötü değil. İnsanın,
içinde yaşadığı anın mutluluğuna güvenmemesi lazım; o anın içinde hep bir damla safra vardır. İnsan ancak zaman geçip de gerginlik bittiğinde yaşananların gerçek anlamda tadına yarabilir; çünkü bu iki yanılsamadan, acısız olanı daha iyidir.