Sabahleyin agzım zehır gıbı uyandım. Dolapları karıştırdım, bır ilac ararmış gibi. Bu tülü buldum taktım.
Cengel gibi parmaklarıyla siyah bezı yakasından söktü, denize attı.
Gördükçe bazı aile saadetlerinin temelli oldugunu biliyor, şimdi bizim kasabanın üç dört milyonluk bir adamı olan eski arkadaşımın büyük balkonlu evinin önüne bronzdan bir Melahat heykeli neden dikmediğini düşünüyorum.