BAŞAK

BAŞAK
Bu bir reklam değildir.
Mavi ve yeşil, buradan geçerken denize bakmayalı çok olmuş. Bugün araba kullanırken Berilin yerinde olmak istedim. Camı açtı, ellerini dayadı ve dışarıyı izledi. Bisikletli, scooterlı, arabalı yollara, insanlara baktı. Yüzüne rüzgar değiyordu, yumuşak huzur. Sonra "anne" dedi "bana cry babies alır mısın?" Kuzum benim neler geçiyordu aklından. Belki okuldaki kızlara göstermek, belki ağlamak isteği, belki de sadece annemden bir şey isteyeyim idi. "Cry babies nasıl bir şey kızım?" "Bebeğe su dolduruyorsun anne, gözlerinden akıyor sular" "gözyaşı gibi mi?" "evet anne fışkırıyor sular" Çocukken biz böyle bebeklerle oynamazdık. Bebeklerimizi nasıl ağlatırdık? Üüü, üüü sesler, su damlası koyardık minnacık, ağlamış olurdu. Her şey kolay. Bir kere ağlasın yeter cry babies sonra oyuncak kuyusunda bir yerde unutulacak. Cry babies.
1K
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Sınırsız bir dünyada her gün yeni bir öykü olabileceğime inan inanamıyorum. Mesafelere konan ağırlığıyla ben kendi içimde bölünmüş bir hologram şehriyim. Hologram şehrinde gözlük yerine taktığın lenslerle havada yürüyor olabilirsin, takla evet havada taklalar da atıyor olabilirsin. Şu şeffaflık neyin nesi? Ben geçirgen miyim? Bencil, gamsız, umursamaz, dert çekmemiş, gün yüzü görmemiş, sıradışı, akıllı, tüm bunları elimin tersiyle kenara koyuyorum. Ayıkladığım mercimek tanelerini tepsinin bir kenarına elimin sırtıyla kenara ittim. Tane tanelerini hissedip tepsiyi kaldırdım. Masum bir tekme savurdum tepsiye. Tepsi havada takla attı, döndü döndü, mercimek taneleri dağıldı, saçıldı yavaş yavaşça her biri bir yere. Birisine omuzumla dokundum, diğerini sağ elimin sırtıyla dokundum, zıpladılar. Tepsi yuvarlandı havada döndü döndü, kısa taytım siyah, üstümde kısa kollu leylak rengi tişört. Kollarım iki yanda döndüm döndüm. Kafamı arkaya savurdum saçlarım tel tel, mercimekler yere değip tekrar sıçradı, taşlar daha az sıçradı. Tekrar yere değdiler taşlar önce, mercimekler sonra.Tekrar sıçradılar. Taşların bazıları yerdeler, ayaklarımla bastım, ayağımın altını iğnelediklerini hissettim. Yere basıyordum ayağıma taşlar yapışmış, yer soğuk. Serinlik geliyor bir yerden, nereden? Klima yok, mevsim yaz. Mercimekler ve ben dans ettik.
1K
Asıl yangın yanıbaşımdaymış fakat ben yaktıgım anızların dumanından görememişim.
1K
Kulağıma küpe düşünceler değil, seslerdi. Bir kulağımda annemın sesi;çatallı, dikte edici, diğerinde babamın sessiz, öfkeli, silik sesi. Bir o taraftan bir bu taraftan gelen sesler ortasında terazi gibiydim. Denge saglayabiliyordum. Kendi kafa sesimle mi? Hayır, O kadar muktedir değilim,olamadım. Her iki tarafın çekme kuvveti bende eşitleniyordu. Ama bilmediğim başka bir vektör daha vardı, ileri iten.
1K
Bir nefes alıp bir milyon tane üflemek istiyorum O minik canlar saçılsınlar topraga, eşelesinler, yürüsünler, bir tepede yuvarlanıp tekrar doğrulsunlar. Bir nefes alıp bir milyon tane üflemek istiyorum Uçsunlar daldan dala, en olmadık yerlere yapsınlar kovanlarını. Bir nefes alıp bir milyon tane üflemek istiyorum Örsünler ağlarını bir baştan bir sondan, nakış gibi. Bir nefes alıp bir milyon tane üflemek istiyorum Yok olan ne varsa hepsinin en başına, hiç yaşanmamış olan o ana.
1K