Her şey, sevişmek için birlikte olduğumuz anlar dışında, sonu gelmeyen bir eksiklikti. Üstelik, daha sonra gideceği an bende saplantıya dönüşmüştü. Hazzı gelecekteki bir acı gibi yaşıyordum.
Metroda, bekleme salonlarında, insanın hiçbir şey yapmamaya hakkı olduğu her yerde, oturur oturmaz A.'yı düşlemeye dalıyordum. Bu durumun içine girdiğim saniyede beynimde bir mutluluk spazmı gerçekleşiyordu. Sanki beyin aynı imgelerin, aynı anıların sürekli hücumuna uğrayıp diğerleri gibi bir cinsel organ haline gelerek doyuma ulaşabiliyormuş gibi, kendimi fiziksel bir hazza bıraktığımı sanıyordum.