'' Kader zorunlu bir kabullenişin çok ötesinde aslında zorunlu bir mücadele, ayağa kalkma ve direnmenin aslında ta kendisiyse? Boyun eğmenin üzerinde başımızı gökyüzüne kaldırıp tadına bakmak ve ne olduğunu anlamaksa yağmurun? Vurulmuş zincirleri kabullenmekten çok o zincirleri kıracak bir makas yapmaksa varoluş amacımız? Denizde boğulmaktan çok denize karışıp ona dönüşmekse yazgımız? ''
'' Bir başkasına karşı önce yumuşaklık değil sertliğimizi sunmalı ve eğer o kişi hak ediyorsa
kendi yumuşaklığımızdan vermeliyiz. Elmas ve kömür aynı karbon sayısına sahip olmasına rağmen biri çok sertken diğeri çok yumuşaktır. Elmas dışarıdan tonlarca ağırlıktaki basınca maruz kaldığı için bunca serttir. Kömür basınca, zorluğa ve yontulmaya maruz kalmadığı için bu kadar yumuşaktır. Kimin elmas kimin kömür olduğuna ancak onlar bize kim olduklarını
gösterdiğinde emin olabiliriz. Diğer türlü hem kendimizi hem de karşımızdakini üzmekten öteye gidemeyiz. Hak etmeyene verilen fazla saygı ve değer o kişiye aslında hakaret etmektir.''
'' Severiz, ihtiyaç duyduğumuz için değil, hakkını verebildiğimiz, kendimize ve karşımızdakine sevmenin nasıl bir şey olduğunu bir kez daha gösterebilmek için. ''