Mahbubun mabud gibi sevilmemesi gerekir. Sevdiklerimize, yakınlarımıza bağlı olmakla; onlara bağımlı hâle gelmek arasındaki farkı iyi görmek ve hiçbir yaratılmışa bağımlı olmamaya özen göstermek durumundayız.
Kur'ân'da “müstazaflar” olarak nitelenen, ikna olmuş zavallılar vardır. Mustazaflar, muhataplarının maddi güçlerinden ve bu güce dayanan kibirli dış görünüşlerinden hemen etkilenirler. Kendilerini zayıf ve ikna edilmeye açık bırakmalarından dolayı da ayetlerde şiddetle eleştirilirler.
Bugünü düne üzülerek, yarına endişelenerek ziyan etmemek; ibnü'l-vakt (ânın çocuğu) olabilmek ve üzüntü ile kaygıyı bir kenara bırakıp şu an yapılması gerekeni kuşanabilmek için iki temel ihtiyacımız vardır. Biri şu an yapılması gerekenin ne olduğu konusundaki bilgiye vakıf olmak. İsmet Özel'in muazzam ifadesiyle, “taşınması gereken suyu, kırılması gereken odunu" bilebilmek. İkincisi de ertelememek. Biri ilme, diğeri iradeye işaret eder. Bilginin iradeye, iradenin eyleme dönüşebilmesi için de cesaret gerekir.
Hayatımızın sonlarına doğru ailesinin istediği konforlu yaşama karşı çıkışı, buna gücü yetmediği için değil, peygamber evine uygun düşmeyeceği içindir. Yani o, mecburen değil, tercihen sade kalmıştır.