Sevdiği insan günden güne erirken, acılar içinde ölüme doğru giderken çaresizlik içinde beklemekten daha büyük bir işkence olabilir miydi? Her insan ölümden korkardı ama sevdiğinin ölümünü izlemek zorunda kalmak, korkunun çok daha ötesinde bir acıydı.
Ayaklarınızla Allah'ın sevmediği, razı olmayacağı yerlere gitmeyin çünkü organlarımız hesap gününde bizim aleyhimize şahitlik edecekler. Elhamdülillah Müslümanız, o hâlde Müslüman gibi yaşayalım. Sadece "Lâ ilâhe illallah" demekle hakiki Müslüman olmuyoruz; Müslümanca yaşamak ve Müslümanca hareket etmemiz lazım. İnşallah hepimiz bunu başarırız.
İmanın en zayıf hâli buğzetmektir. Eliyle veya diliyle düzeltmek varken bir Müslüman, etrafında gelişen tuhaf veya çirkin olaylara hayatı boyunca sadece cık cıklayarak tepki veriyorsa demek ki cık cıklanacak bir hâli vardır.
Kur'ân'da ölüm hâlleri için de örnekler verilmiş; ya meleklerin sırtına vura vura acılar içinde ruhunu teslim edenler gibi olacağız ya da meleklerin “Selam size!” diyerek tebessümle karşıladıkları gibi...
Seçim bize kalmış. Zaten imtihanın anlamı da burada...
Herkes menüden kendi seçtiği yemeklerin ücretini ödeyecek. Yan masadaki ne yemiş veya nasıl yemiş bizi ilgilendirmeyecek.