Annem ben 23 yaşımda iken ölmüştü. Tüm param, evim, eğitimim, arabalarım, mücevherlerim benim için anlamsızdı. Ancak hayat devam ediyordu ve ben de hayata devam etmek zorundaydım. Geldiğim noktada Allah'ı daha fazla göz ardı edemeyeceğimi görüyordum. Annemin bu dünyadaki yaşamının amacı neydi? Hayatının bu dünya açısından kayda değer bir durumu var mıydı? Onun, anlamı olmayan bir hayat yaşadığına inanmak istemiyordum. Bu durumda kendimi kutsal olan bilgiye karşı adeta aç gibi hissediyordum. Gözlerimi ve kendimi tamamen Allah'a açtım.
..
Önce İncil'i, ardından da Kur'an-ı Kerim'i okudum. Aradaki fark açık olarak ortadaydı. Kur'an'ı elimden bir daha bırakamadım. Yıllarca dinsiz olarak yaşamış, içimdeki boşluktan dolayı bunalıma girmiştim.
Sonunda ölüm olan bir hayatın benim için hiçbir önemi yoktu. Şahsiyetimde bölünmeler ortaya çıkmıştı. İntihar etmeyi bile düşünmüştüm. Ama, Kur'an'ı okudukça hayatım bir mana , bir değer kazanmaya başladı. Dünya geçiciydi. Fakat ölümden sonra yeniden dirilmek, Allah huzurunda hesap vermek vardı.
Müslüman oldum. Artık benim de bir dinim, sığınacak, şükran duyacak bir Allah'ım vardı.Çocukluğumdan beri özlemini çektiğim "Yaradan'ıma kavuşmuştum.