"Keşke onu tanıyabilseydiniz," dedi elimi sıkarak, - "sizin onu tanımanıza değecek kadar değerli biriydi!" - Ölüyorum sandım. Hakkımda bu kadar önemli ve gurur verici bir söz söylendiğini hiç duymamıştım.
Lotte'nin bakışlarının onun yüzüne, onun yanaklarına, onun ceketinin düğmelerine ve yakasına değmiş olduğu duygusu benim için her şeyi öyle ilahi, öyle değerli kıldı ki!
Bugün Lotte'ye gidemedim, başımdan savamadığım insanlar bana engel oldu. Ne yapayım diye düşündüm. Uşağımı ona gönderdim, sırf bugün onu görmüş biri yakınımda olsun diye.
Acaba bu gerçek aşk duygusu mu, yoksa kibir mi? Lotte'nin kalbinde yeri var diye kimseden korkmuyorum.
Yine de - o nişanlısını anlatırken, çok sıcak, çok sevgi dolu ifadelerle anlatırken - kendimi tüm rütbeleri sökülmüş, kılıcı elinden alınmış biri gibi hissediyorum.