• 381 syf.
    ·10 günde·Puan vermedi
    Merhaba, öncelikle kitap hakkında klasik olarak herkes aynı yazıları yazmakta. Bunu biraz değiştirerek okumuş olduğum kitabın içerisinde beğendiğim ve beğeneceğinizi düşündüğüm sözleri yazmaya karar verdim.
    -/_____________
    - Birden bu günlüğü kimin için tutuyorum diye geçti aklımdan. Gelecek için, ileride dünyaya gelecekler için.
    - Karanlık çökmeyen bir yerde buluşacağız.
    - Geçmiş ölmüştü, geleceğin hayal edilmesi ise olanaksızdı.
    - Kafatasınızın içindeki birkaç santimetre küpten başka bir şeye sahip değildiniz.
    - Karşısına dikilen ölüm değil, toptan yok olmaktı.
    - Düşünce suçu ölüme sebep olmaz, düşünce suçu ölümün ta kendisidir.
    - Bununla birlikte gerçek değiştirilmiş olsada, geçmiş asla değişmiş değildi.
    - Ölü inşa yaratılabiliyor, dirisi yaratılamıyordu.
    - En amansız düşman, insanın kendi öfkesi..
    - Bilinçleri uyanıncaya kadar asla isyan etmeyecekler, ve isyan edinceye kadar da asla bilinçli olamayacaklar.
    - Nasıl olduğunu anlıyorum, niçin olduğunu anlamıyorum.
    - Özgürlük iki kere ikinin dört ettiğini söyleyebilmektir. Eğer bu kabul edilirse gerisi gelir.
    - İçine hükmedemezler insanın.
    - Bizler ölüyüz, asıl hayatımız gelecektedir.
    - ... Böylece yalan sonsuza kadar, daima gerçeğin bir adım önüne geçer.
    - Bu çelişkiler tesadüfi değildir ve sıradan ikiyüzlülükten kaynaklanmamaktadır.
    - Akıl sağlığı istatistiksel bir olgu değildir.
    - Sen ölüsün; onlar ise gelecekte var olacaklar.
    - Ayrıca gerçekte acı çekerken, herhangi bir nedenle acınızın artmasını dilemek mümkün mü?
    - Dünyadaki hiçbir şey fiziksel acı kadar kötü değildir.
    - " Kaç parmak Winston?"
    '+ "Dört. Sanırım dört tane var. Yapabilseydim, beş tane görürdüm. Beş görmeye çalışıyorum.
    '- Hangisini istiyorsun? Beni beş gördüğüne ikna etmek mi, yoksa onları gerçekten görmek mi?
    '+ Gerçekten onları görmek için."
    - İnsanlar gerçek inançlarından vazgeçmedikleri için ölüyorlardı.
    - Gelecek nesillerin seni haklı çıkaracağını hayal etmeyi bırakmalısın, Winston.
    Gelecek nesil seni asla hatırlamayacak."
    - Ne kadar gizli ve zayıf olursa olsun, dünyanın herhangi bir yerinde yanlış bir düşüncenin olması bizim için tahammül edilemez.
    - Dünyayı yerinden oynatacak şiddetli ayaklanma hayallerine kapıldıysan onlardan vazgeçmelisin.
    - ' Kendi iyiliğimiz için bizi yönetiyorsunuz.' dedi güçsüzce
    ' İnsanların kendini yönetmeye uygun olmadığını düşünüyorsunuz, ve bu nedenle...'
    - Korku, nefret ve zulüm üzerine bir medeniyet kurmak olanaksızdır. Asla ayakta duramaz.
    - Yalanlarımız ve zulmümüz olan bizlerden ahlakça kendini üstün mü görüyorsun?
    '+ Evet kendimi üstün görüyorum.
    - Ölümsüz, ortak akıl nasıl yanılabilirdi?
    - Aklıyla teslim olmuştu ama kalbini dokunulmaz kılacağını ummuştu.
    - Yüzünüzün neye benzediğini bilmediğinizde ifadenizin ne olduğunu bilemezsiniz.
    - Eğer bir sır saklamak istiyorsanız, öncelikle bunu kendinizden saklamanız gerekliydi.
    - Ama herkesin dayanamadığı bir şey vardır- düşünmeye bile katlanamadığı bir şey.
    _________ :)
  • Yunanlar harflere başka hiçbir anlamı olmayan adlar veren ilk insanlardı. Fenikeliler için aleph hem bir harf hem de "öküz" anlamına gelen bir kelimeydi. Beth de hem bir harf hem de "ev" anlamında bir kelimeydi. Aynı şekilde gimel de bir harf ve de "bir çeşit sopa" anlamındaydı. Alfa, beta ve gama ise Yunanlar için dillerindeki sesleri temsil eden harflerdi ve bu harf isimlerinin başka hiçbir anlamı yoktu. Böylece Yunanlar resim yazılarından gerçek bir alfabeye geçiş yapmışlardı.
    Don Robb
    Sayfa 15 - Tübitak Yayınları
  • ''...Çocuğun bir şey sormadan, hatta düşünmeden önce izin isteyerek kendisini bedenen ve ruhen frenlemeye alışması, bunun farkında olmasalar da otoritenin onayını almadan bir şey düşünemeyen ve hareket edemeyen nesiller yetiştirmek üzere okulun aileyle işbirliği yapması demek. Aile, çocuğu halihazırdaki dünyaya adapte olacağı şekilde sosyalleştirme amacını güder, çocuk ve toplum arasında köprü görevini görür. Ne var ki ailenin de çoktan içselleştirdiği ve aslında kendisinin de mağduru olduğu hâkim sistem, kendi varlığını mümkün en az değişiklikle devam ettirmek için sinsice planlanmış istismarlar bütününden başka bir şey değildir. Okul, yerleşik düzenin kendi varlığını bireyin varlığı yerine ikame ettirme sürecini çocuğa ailesinin rızasıyla işleyen sayısız fiziksel, zihinsel ve psikolojik istismar biçiminden sadece biri. Bu süreç sonunda her birimiz, dev
    bir çarkın uzantısına dönüşüyor, bu dev çarkla birlikte hareket
    ediyor, çarktan ayrı, yani gerçek bir varoluşumuz olmadığının
    ayırdına bile varamıyoruz...''

    Thom Hartmann
  • Garip mahlûktur insan. Günü gününü tutmaz. Bir gün gelir
    başını okşar, ertesi gün yüzüne bile bakmaz. Sonra nankördür.
    Bugün istediği şey gerçek olsun mutluluktan havalara uçar, yarın
    yine yüzünden düşen bin parça dolanır ortalıkta. Ben neler gördüm,
    neler duydum bu dükkânda, sokaklarda.
    Hele bir şey var ki, ırkım adına çok bozulduğum, söylemeden
    edemem.
    Bizi bir aşağılama, küçümseme, hakaret etme aracı olarak kullanır
    insanlar. Serseri olana it derler mesela, sadık olana köpekleşmiş;
    düşkün olanlar hâlimiz itten beter derler ya, neymiş bizim
    hâlimiz? Yahut hâline köpekler güler derler ki, bizde düşene gülmek
    de, tekme atmak da yoktur hâlbuki.
    Bu sözleri duyunca üzülürüm. Biz de konuşuruz kendi aramızda
    ama insanı böyle anmayız hiç.
    Çıkarı için birinin kapısında bekleyene insanlaşma ya da kendisine
    yemek veren eli ısırana -ki bu çok nadiren olur- senin
    yaptığını insan bile yapmaz demeyiz. Yapmayacağından mı? Hayır,
    ama biliriz ki o da insanın fıtratı.
    Burak İhsan
    Sayfa 12 - Eksik Parça Yayınları
  • 168 syf.
    ·7 günde·9/10 puan
    Herkese merhaba,

    Hep ile hiçin iç içe geçtiğini, sonu olmayan labirentin odalarının kapıları bir diğer odaya açıldığı sarmalda dolaşırken korkularla yüzleştiğinizi, ne için kim için bu kadar kötülük yapılabileceğini bu insanların kim olduğunu kahve fincanında ki flue telvelerde bulabilir misiniz? İşte bu metinin satır aralarında aynen böyle dolaştım, her şey bir o kadar bulanıkken bir o kadar da acı ve gerçek. Mine Söğüt'ün dünyası sizin görebildiğinizden çok farklı o dünya herkese hitap etmiyor, o dünya da dolaşmak ve onu anlamak sandığınızdan çok daha kompleks.

    Okuması ve sindirmesi zor bir metin. Kitabın yarısına geldiğinizde bile hangisi gerçek hangisi rüya bu insanların bağlantıları ne çözemiyorsunuz. Kana bulaşmış bir kadınadam, Madam Arthur Bey, rüyalara giren hayalleriyle gerçek vahşetleri yapabilen. Tanımadığı insanların albümlerine bakarak onlara yeni bir hayat yazmaya çalışan Olcayto, karşı camda ki hayat kadını, geçmişinden kaçmaya çalışan bir Kedileş, kanı ve zamanı durdurup fotoğraflayan Keşşaf, acılarıyla sessizliğe gömülen görüleni görülmez kılan Maria... Bir fotoğraf albümü fotoğrafta ki insanlar bir dünya gerçeğini tüm insanların yüzüne tükürebilir mi? Tükürüyor ve bunu aklın sınırlarını zorlayarak yapıyor.

    Okuduğum diğer Mine Söğüt kitaplarından çok ayrı bir yere koyuyorum bu metni, etkisi de uzun sürecek belli. Ama kurgu içerisine serpiştirdiği öyle paragraflar var ki ara ara açıp okunmalı. Herkese tavsiye etmediğim, Mine Söğüt'ün dünyasına alıştıktan sonra okunması gerektiğini düşündüğüm bir kitap.

    Keyifli okumalar dilerim.
  • "Sihir gerçek. Belki diğerlerinin inandığı biçimde değil ama eğer gözlerini, kalbini açmaya razıysan sihir etrafımızda, içimizde tanınmayı bekliyor. Ben bu kızın bir parçasıyım, Ryker da öyle, Michael ve meydanda yanımda dikilip bunun gerçekleşmesini sağlayan bütün kızlar da.
    Bu kız hepimize ait."
    Kim Liggett
    Sayfa 398 - Tierney
  • Bu dünyada özgüveninize tehdit oluşturabilecek sadece tek bir kişi var - o da sizsiniz. Değeriniz ancak kendinizi aşağıya çekerseniz azalır. Gerçek çözüm, içinizdeki anlamsız konuşmalara son vermektir.