Bayramda Türkiye'de bir kesimin çok okuduğu, meşhur ve okumak istediğim bir kitabı, sıfırı internette dahi 500 TL diye NadirKitap üzerinden ikinci el sipariş ettim. Ama niye ettim? Satıcı sahafın iddiasına göre kondisyonu çok iyiydi, basım yılı da 2019'du. Güvenerek sipariş ettim. Durum, yazdığım yorumdaki gibi...
Türkiye'de her alanda esnaf ve sahaf ahlakı kalan üç beş yer ya var ya yok... Neredeyse bütün esnafların batmasını isteyeceğim, o derece nefret geldi. Bırakın şu kitabı satmayı, bir yere bağış yapmaya dahi utanırım. Sevdiğim bir yazarın kitabı olmasa yakar, imha ederdim. Nasıl okuyacağım bilmiyorum.
Verdiğim para sadakam olsun, gözüm yok. Lakin satıcılığın ve ticaretin de bir etiği olmalı. Dolap üzerinden kitaplarını şeffaf şekilde satan insanlara selam olsun, bizi Nadir sistemindeki vampirlerden kurtardılar.
Yıllardır kitap alırım. Ben bu tufaya nasıl düştüm? Peki onu da söyleyeyim. Yorumlara güvendim ve insanlara güvenmek istedim, hepsi bu. Hâlbuki en iyi benim bilmem lazımdı. İnsana güven mi olur?
"Ben de" dedi, "bu ruhu yakından inceledim,ancak bakanlığın temsilcisi temsilcisi saygıdeğer savcısının aksine, o ruhta bir şeyler buldum ve bir kitap gibi okudum."
Edebiyat projem için okuduğum bir kitaptı. Sınavda bu kitap hakkında soru soracaklardı. İçinde o kadar fazla bölüm vardı ki nasıl soru soracaklarını çok merak etmiştim. Kültürümüzde yer alan ve sık sık kullandığımız deyimler ve atasözlerinin nereden geldiğini çok tatlı bir dille anlatıyor kitap. Böyle bir anda oturup pat diye okunacak bir kitap değil çünkü birbiriyle bağlantılı bir olay akışı yok. Her bir minik bölümde deyim ve atasözlerinin hikayesini öğreniyoruz. Ateş pahası hatırımda kalan ve sevdiğim bir bölümdü. Gide gele okunacak bir kitap. Günde bir tane bilgiyi cebinize atsanız daha yerli yerinde kullanırsınız kültürümüzde olan güzel sözleri.
Saç Örgüsü’nü bitirdim.
Kitap boyunca içimde hep aynı merak vardı. Smita’nın, Giulia’nın ve Sarah’nın yollarının bir gün kesişeceğini düşündüm. Hatta son sayfalara yaklaştıkça onları aynı sahnede göreceğime neredeyse emindim.
Ama kitap bana bambaşka bir şey anlattı.
Hindistan’da kızının kaderini değiştirmeye çalışan bir anne, Sicilya’da aşkı ve ailesi arasında sıkışan genç bir kadın, Kanada’da hayatının en zor döneminde güçlü kalmaya çalışan bir iş kadını…
Birbirlerini hiç tanımadılar.
Aynı şehirde bulunmadılar.
Belki isimlerini bile hiç duymadılar.
Ama yine de hayatları birbirine dokundu.
Kitabı bitirdiğimde fark ettim ki bazı insanlar yan yana gelmeden de birbirlerinin hikâyesinin bir parçası olabiliyor. Tıpkı bir saç örgüsünün birbirine dolanan telleri gibi…
En çok da bu düşünce etkiledi beni.
Bazen dünyanın bir ucunda verdiğimiz mücadele, hiç tanımadığımız bir insanın hayatında iz bırakabiliyor.
Kitabın son sayfasını kapattım ama Smita’nın cesareti, Giulia’nın kalbi ve Sarah’nın direnci bir süre daha benimle kalacak gibi görünüyor.
Saç ÖrgüsüLaetitia Colombani · Yan Pasaj Yayınevi · 202017,3bin okunma