"Sandalı geriye atıyor deniz," -diye düşündü,- "iki ileri bir geri gidiyor ama kürekçiler inatçı, yorulmak bilmeden küreklere asılıyor, yüksek dalgalardan korkmuyorlar. Sandal hep ilerliyor, bak işte gözden kayboldu ama bir yarım saat geçsin, kürekçiler vapurun ışıklarını net biçimde görecek, bir saate de vapurun merdivenine yanaşmış olacaklar. Yaşam da aynen böyle... İnsanlar doğruyu ararken iki adım ileri bir adım geri giderler. Istıraplar, hatalar, yaşamdan duydukları sıkıntı onları geriye atar ama doğruya duydukları iştah, inatçı irade onları hep ileri, hep ileri taşır. Ve kim bilir? Belki asıl doğrunun kıyılarına da erişirler..."