İyi ki doğdun mu? Elli yaşındayım ben, bu ne neşe? Ben bir an önce ölüp gideyim diye doktora bile gitmiyorum. Ola ki bir hastalığımı bulurlar, iyileştirmeye kalkarlar. İçimde bir şey çıksın, o büyüsün, büyüsün, temizlenemeyecek hale gelsin, beni alıp götürsün o küçük şey istiyorum. Bunlar bana iyi ki doğdun, diyor.
Sıkıştığı anda Hızır ve İlyas anında buluşur, sen mi gidersin Arif’e yardıma, ben mi gideyim diye tartışır, çoğu zaman ikisi birlikte yardıma koşarlardı ki Arif’in işleri katmerli çözülürdü.
Kardeşlik, pili bitmiş bir saat gibiydi. Pilini taktığın anda kaldığı yerden başlayıveriyordu çalışmaya. Bin yıl da görmesen anında kapatıyordun aradaki açığı.