• Bu gün 15 Ocak 2020... Günlerden çarşamba... Ben 1K'ya, bir yıl önce tam da bugün geldim. İyi ki de geldim.

    Ben küçüklüğümden beri kitaplara hayrandım. Henüz okuma yazmam yokken bile, anneme, 1 TL'lik masal kitaplarından aldırır, her gün aynı masalı dinlemekten usanmadan okuttururdum. Öyle ya, kitaplardan usanılmazdı...

    İlkokul yıllarımda da sınıfta herkesten çok okurdum. O zaman da her hafta öğretmenimiz 3 TL'lik kitaplar sipariş eder, onları alıp okurduk.

    İlkokul sonda -buna dönüm noktası da diyebiliriz- öğretmenimiz bize Gülten Dayıoğlu'nun Fadiş adlı kitabını okutturmuştu. İlk defa masallardan biraz daha uzaklaşmış, öykü-roman nedir tanımaya başlamıştım. Öyle ki Fadiş hâlâ dilimden düşmez, çevremde ilkokul son sınıfa giden kim varsa mutlaka alıp okuyun derim.

    Orta okul yıllarında bize pek fazla kitap alan ya da mutlaka okuyun diyen olmadı nedense. Hayır deseler bile kütüphane yok ki, nereden okuyacaktık? Bende ayda bir kere falan gider kitap alırdım. O yıllarda çok konuştuğum kitaplardan ilki Ayşe Kulin'in Handan'ı ve Mehtap Soyuduru Çiçek'in Yolcu romanı olmuştu. Yolcu'yu değmeyen bir ukalaya okur diye hediye etmiştim. Handan'ı da yangında toprağa verdim. (Ne yangını diyeceksinizdir. Boş verin...)

    Bu yıllarda yine bazı badireler atlatmış olsam da ucuz kurtulmuştum. Ne de olsa artık büyüyorduk, bolca okumaya çalışıyorduk. Bu da doğal olarak hal ve hareketlerine yansıyor, seni diğer insanlardan üstün kılıyordu. Artık dünya yavaş yavaş kafanda şekilleniyor, kendi ideolojini belirliyordun.

    "Ne geldiyse sevdadan geldi başımıza." diyor Selahattin Demirtaş.. Belki aşk meşk sevdası değildi ama, bizimki ondan bin kat daha mühimdi.

    1K'ya geldim geleli bir çok şey öğrendim. Beni ben yapan şeylerin en başında kitapların geldiğini anladım. 365 günden bu yana tam 72 kitap okumuşum. Şu biyonuza yazıyorsunuz ya hani "mühendis, öğretmen, avukat, doktor, öğrenci, lisans.." işte sizleri geçmeye çalışıyorum, elimden geldiğince, bir öğrenci olarak.

    Son olarak söylemek istediğim;
    "Böyle güzel bir uygulamayı yapan insanların eli dert görmesin." 🤗


    Gülten Dayıoğlu
    Selahattin Demirtaş
    Ayşe Kulin
    Fadiş
    Panda Pandi
    Seher
    Mehtap Soyuduru Çiçek
    Yolcu
    Handan
  • “Yalan duymak istemiyorsan soru sorma” bugün öğrendim bu cümleyi. Şöyle başımın üzerine taç yapıp takasım geldi. Zira pek çok yalan “şimdi ona ne cevap vereyim” düşüncesiyle ortaya çıkıyor. Yolda gördüğün birisine “nereden geliyorsun” yahut “nereye gidiyorsun bakalım” diye sormak eskiden çok ayıpmış mesela. Sorulmazmış. Belki o insanın açıklayamayacağı bir vaziyeti olur diye kurcalanmaz imiş. Çünkü yalanı söyleyen kadar onu bu duruma sürükleyen kişi de suçlu. Neden merak ediyorsun ki? Sorma... Öğrenmeye çalışma... İnsanların maaşlarını, aldıklarını sattıklarını, kocasıyla kayınvalidesiyle iş arkadaşlarıyla ilişkisini sorma... Onu yalan söylemeye mecbur bırakma... Çünkü biz karşımızdakilere “Soruna cevap veremeyeceğim üzgünüm bu sadece beni ilgilendiriyor” diyebilen kişiler değiliz. İsterseniz on yıl kişisel gelişim dersi alalım bu cümleyi böyle sert kuramayız bizler. Yapımız müsait değil. İlla bir cevap bulur ağzımız. Yazık o ağza. O ağız yalanlarla kararmak kokmak için yaratılmadı ki.
    -Alıntıdır(İnstagram: @_aysesevim_)
  • Bizde anneanne ya da babaannenin annelerine nine derler. Zaten bu birçok yerde böyledir. Fakat ninelerin annelerine ne derler? Torununun torununu gören pek azdır ama eğer görürse torun bu kişilere haminne der. Bugün öğrendim ki aslında hami nineymiş. Himaye eden, kapsayıcı olan. İlginç bir kültürel bilgi.
  • "Tanrı istemişse asılmak bir şereftir, bir ağaca çivilenip yakılmak insanı yüceltir." dediler.
    Usta kalabalığa "Tanrı sizin yüzünüze konuşsa ve YAŞADIĞIN SÜRECE YERYÜZÜNDE MUTLU OLMANI EMREDİYORUM deseydi, o zaman ne yapardınız?" dedi.
    Ve kalabalık sustu, öylece durdukları vadilerden, tepelerden tek ses çıkmadı.
    Ve Usta sessizliğe dedi ki: "Mutluluk yolumuzda bu yaşam için seçtiğimiz bilgiyi bulacağız. Bugün ben bunu öğrendim ve şimdi sizi kendi yolunuzda istediğiniz gibi yürümeye bırakmayı seçiyorum."
  • 196 syf.
    ·10/10
    Mehmet Niyazi Özdemir’in daha önce Çanakkale Mahşeri romanı dışında bir kitabını okumamıştım. En son mart ayında düzenlenen bir fuarda İki Dünya Arasında kitabını kendisine imzalatmıştım. Okumak bugüne nasipmiş. Bugün Beyazıt’taki kitap fuarına giderken yolda okumak için elime aldığım bir kitaptı. Yarıdan fazlası yolda, gerisini evde bitirdim. Kitabın her sayfasını okuduğumda bir sonraki sayfasını merak ettim. Bu sebeple elimden bırakamadım diyebilirim.

    Roman iki kadın arasında kalan Ayhan’ın iç dünyasındaki fırtınaları anlatıyor. Ayhan tahsil için Almanya’ya gider. Ekonomik açıdan ve ruhi açıdan pek de rahat değildir. Düşünceli bir anında Margeret’la tanışır. Margeret bir gün Ayhan’ı ziyaretten dönerken trafik kazası geçirir. Uzun süre hastanede kalır. Ayhan kazadan neredeyse kendisini sorumlu tutar. Bu hengâmede katıldığı bir partide Hildegard’ı tanır. Ona âşık olur. Artık bütün zihni Hildegard olur. Ara ara Margaret’i de düşünür. Kalbi Hildegard’da, beyni Margeret’tadır.

    Ayhan da, yüreğindeki de, beynindeki de hafif meşrep değildirler. Bütün duygular ulvidir. Bu duygular her üçünün de kalbinde güzel duygulara yol açsa da çoğu zaman çatışmacı bir haldeler. Ne yapacaklarını kestiremiyorsunuz. Mesela Margaret Ayhan’a Hildegard için taktikler veriyor, taktik verdikten belki de birkaç saat sonra aradan çekilmek için intihar ediyor. Sonra görülüyor ki, intihar ettiği odasındaki aynanın yanına Ayhan’ın fotoğrafı büyütülerek asılmış. Ayhan’dan gelen çiçeklere özenle bakılmış.

    Romanın bendeki kırılma noktası burasıdır. Margaret’ın fedakârlığı müthişti. Aşkı için aşkından vazgeçmek sanırım böyle bir şeydi. Bu cümleyi kurdum ya aslında Ayhan’ın kendisi de romanın sonunda aşkı için aşkından vazgeçiyor. Hildegard’ın annesi kızının Ayhan’ı çok sevdiğini bilmesine rağmen Ayhan’dan kızından vazgeçmesini istiyor. Ayhan da “Bizim bir tane Hildegardımız var. Onu üzemeyiz.” diyerek aşkı için aşkından vazgeçiyor.

    Kitabı bitirdikten sonra öğrendim ki, doktora eğitimi için Almanya’ya giden yazarımız öğrenci Hildegard’ı sevmiş. Yani roman otobiyografikmiş. Zaten yaşamadan hiç kimse böylesi başarılı cümleler kuramaz. Kitabı okurken okuyucu kendinden bir şeyler buluyor. Samimi cümleler, yürekte kopan fırtınaların şiddetini siz de hissediyorsunuz.

    Bir röportajında Mehmet Niyazi Özdemir diyor ki: “Aşk, kendinden vazgeçmektir. Kendinden vazgeçmeyen bir insan bir başkasını sevemez.”

    İşte kitaptan altını çizdiğim satırlar:

    "Elinde bon bon bulunan bir çocuk düşünün. Bütün dünyasının avucunda olduğuna inanır yavrucak. Eğer o elindekini veriyorsa, büyüdüğü zaman her şeyini verecek demektir."
    *
    "Kadın kadındır; erkek erkektir. İkisi insanlığı oluştururlar; birbirlerini tamamlarlar. Dünyamız böyle kurulmuş. Eşitlik, eşitsizlik konu değil. Her insan kendisine gerekli saygıyı temin eder. Kanunlarla, moda cereyanlarla yapılmak istenen maskaralıktır."
    *
    "-İnsanları çok mu seviyorsunuz?
    -Kendimden vazgeçebildiğim kadar."
    *
    “Gurbet insanın kendisiyle boy ölçüştüğü yerdir. Aşk ise orada bir başkadır. Yalnız olan insanın bütün ümitleri o sihirli ilişkide gizlidir. Ona bir adım daha yaklaşmak heyecanıyla gam dehlizini andıran gecelerde sabahlar iple çekilir; ne yazık ki kaderde talihsizlik varsa her doğan gün aradaki duvarı biraz daha örer. Bu durum hisli ve içli gurbeti yürek ağrılarıyla dokur; ah ne o ağrılara tahammül edilir ne de onlardan kopulur…”
  • KİTAP TAVSİYEM
    Bu dünyayı değiştirecek,zalimin düzenini yıkacak,adaleti tesis edecek,insanlığa anlam katacak olanlar :
    Yazarlar,ressamlar,şairler kısaca; fikir sanatkarlarıdır...
    Okuyan ve farkında olan insanlar her dönemde başkaldıran,çarklara çomak sokan,yanlışları söylemek cesaretini gösteren insanlar olarak sevilmedi,sevilmiyor ve muhtemelen de sevilmeyecek...
    Tatlı dillerin ardında ne küfürlerin saklandığını,ne hesapların yapıldığını kimse bilmez;çünkü bu dil maskesidir...
    Kaldır perdeni,çıkar maskeni,bak aynaya,söyle kimsin sen insan?
    Çocukları aç unutan,içinde bölünüp dışında birleşen,barıştan ayrılıp kavgayla bütünleşen,koyu karanlıkta ışıktan noksan,söyle kimsin sen insan?Cesaret maskesiyle korkarak yaşayan,sorsan her şeyi kendince açıklayan dön bak aynaya,yalan gerçeğe,gerçek yalana dönüşmüş ,ruhundan şeytana bir parça düşmüş...
    Başını nereye çevirsen masumiyet maskesi altından çıkan bir canavar.Kimi kürsüde,kimi sokakta,kimi o yüksek m akamında ,kimi adalet dağıtıldığı söylenen yerlerde kimi en yakınımızda...
    Maskeler engellenemez,maskeler ancak yok edilebilir.Maskeleri yok etmenin yöntemi ise,maske kullanmayı gerektirmeyecek bir ahlâk düzeyine ve yaşam düzlemine ulaşmaktır...
    Duyduğunu susmak,ömrünü özürlü yaşamaktır...
    Gerçekler,düş ve hayalden daha güçlüdür...
    Bir çakı alıp,tüm çınarlara isminin baş harfini kazımak geçer içimden,yanına kendi baş harfimi eklemek için.Baş harflerimizi yüzyıllara kazıyasım var.Ve çocuk ruhumu sana armağan edesim...
    Biz mi yaşama heyecanını kaybettik,yoksa heyecan mı bizi terk etti?Veya şimdi insanlar sahip olduklarını kaybetme kaygısını taşıyarak o heyecanı mı unuttular?Oysa biz eskiden,nasıl da heyecanlıydık...
    Kadına şiddeti kınayan bir iki yüzlünün;kızına,karısına ve yakınındaki kadınlara baskı ve şiddet kullanlmaktan çekinmediğine şahit oldukça,midem gerçek anlamda bulanıyor...
    Kadın dişi olarak değil de kişi olarak görülmediği sürece insanoğlu kemale eremeyecektir...
    Mutluluğa giden yol,dengeleri sağlamak ve
    Yetinmeyi bilmekten geçer...
    Bugün insan,ihtiyaçlar ve imkânlar arasında bir yerde sıkışmıştır...
    Düşlerdir aslında insanı var eden saklı gerçeklik.Olmak istediğimiz,yaşamak istediğimiz ama yaşayamadığımız, o kördüğüm duygular...
    İnsan düşünceden ibarettir aslında.Seni var eden de yok eden de mutlu kılan da mutsuz kılan da neticede düşüncelerindir...
    Sorunsuz insan ya ölmüştür ya da ölü bir ruha dönüşmüştür...
    Bu gezegen,açık deliler hapishanesinden başka bir şey değil...
    Sevgisiz insandan,en başta sevgi olmak üzere,hiçbir şey beklenmez...
    Duyguları konuşarak ve yazarak ifade etmek,bizi sağlıklı ve başarılı bir birey olmaya aday yapar...
    Kazanarak yeniden alabileceğimiz şeyler için ağlamamalıyız...
    İnsan zekâsı insanın bir şansı mıydı yoksa şanssızlığı mı?
    Herşeyin temelinde sen varsın.Sen varsan dünya var,sen yoksan dünya da yok...
    Çok az sayıda insan her şeye rağmen kendi olabiliyor...
    Çocukluk,dünyanın sihirli bir masal olduğunu düşündüğümüz büyülü bir çağdır...
    İnsan kendi maskesine önce kendi inanır...
    Hayat biter,öğrenme bitmez...
    Bu hayat yalnızların hayatı değildir.Bu hayat sevdiği ve sevdikleriyle yaşayanların hayatıdır...
    Pişmanlıklardan uzaklaşmak için,acelesi olan bir hamal gibi,kaybedişlerimi sırtlanmış bilinmez bir geleceğe hızla koşuyorum...
    Korku karanlıktır cesaret aydınlık...
    Sevmekten korkuyoruz çünkü işin temelinde kaybetmek korkusu var...
    Kısadır hayat,sayılıdır nefes.Kargaşaya ,kaosa,mecburiyetlere,mahkumiyetlere verilmeyecek,kimseye teslim edilmeyecek kadar onurludur,değerlidir...
    KİTAP HAKKINDA
    Kitap muhteşem bir insan analiz kitabı.Yaşadığı insanları en ince ayrıntısına kadar gözlemleyip "insan zarrafı" oldum diyebilecek kapasiteye sahip olan yazarımız, 70 ayrı başlık altında insan'ı konu almış.
    Masumiyet maskesi
    Dil maskesi
    Giz maskesi diye insanların taktıkları maskeler ile, aslında sadece kendilerini kandırdığını ve bu maskelerin diğer insanlar tarafından mutlaka fark edildiğini vurgulayarak karşılıyor bizi.Zaten yazım dili o kadar sade ve samimi ki,bir dost ile sohbet eder gibi hissediyor,verilen örneklere kendinizden de ekliyorsunuz.
    Kitap okumayı çok seven ve kitapların toplanıp yakıldığı dönemlere de tanıklık edip,ayrıldığı kitaplarının yasını hala tutan yazarımız,
    "_başka insanların beyninin içini ,bize anlatan yazarlar sayesinde öğrendim " cümlesiyle kitaplara olan sevdasını da vurgulamış oluyor.O kadar çok altı çizili sözcük var ki kitabımda,ancak yukarıda okuduklarınızı yazabildim.Fazlasını yazıp kitaba olan merakınızı yok etmek istemedim.
    Tek Kullanımlık
    Biri
    Seni kitaplara yazdım
    Bilmeden bilenler
    Demlenmek
    Biz,Cesaret,Emek
    Hayat yolcusu
    Başlıkları altında yazılanlar,en beğendiklerim ve hayranlıkla birkaç kez okuduklarım...
    Siz hiçbir mutluluğun elinizden kayıp gittiğine şahit olup da,çaresizce seyretmek ne demek bilir misiniz?
    Ya çaresizlik nedir,bilir misiniz?
    Peki siz çaresizliğin nasıl bir yalnızlık çeşidi olduğunu bilir misiniz?
    Peki ya siz anlatmak istediğinizi dahi anlatma fırsatı verilmeden terk edildiniz mi?Ve böyle terk edilmenin bin ölümden daha zor olduğunu bilir misiniz?Gidip bir boşluğa haykırarak söylemek istedikletinizi bağırdınız mı?
    Eğer öyleyse aşk nedir,nereden bileceksiniz.Yalnızlık nedir nereden bileceksiniz.Acı nedir,acı olgunluğu nedir nereden bileceksiniz.Ve eğer öyleyse ilişkinin,aşkın ve insanın kıymetini nereden bileceksiniz.Ancak bildiğinizi sanırsınız.Demlenmek için sanmak değil,hissederek yaşamak gerekir....
    İşte size kitaptan bir can alıcı alıntı daha...
    Elinize altı çizilecek kıymetli cümleler için bir kalem alarak geç kalmadan mutlaka kitabı okuyun derim.
    Kesinlikle pişman olmayacaksınız


    Tavsiye ederim

    Sevgiler
    ZeHra Gaylan
  • Bugün günlerden kaçış günüydü. Epey bir zamandır kapandığım dünyamdan biraz uzaklaşmak istedim. Yakınlaşmak istediğim yer ise, yıllar yıllar öncesinde, üniversite yıllarımda sokaklarını arşınladığım İstiklâl caddesiydi. Evim o sıralar Cihangir’de olduğu için o cadde evimin yolu üzerindeydi. İstiklâl caddesi yine her zamanki kalabalıklığını barındırıyordu. Bir tarafta ulusalcı gençler, bir tarafta meraklı çehreler ve diğer tarafta ben kitapçı dükkanlarını dolaşıyorum. Epey bir zamandır -ki yaklaşık iki yıldır- dolaşamamışım kitapçıları. Uzaktan takip etmek değil, dokunarak, koklayarak, sayfaların arasında kaybolarak, elinde arka kapakları okuyarak, önsözlere, sonsözlere bakarak takip etmek daha farklı bir şey. Kitap kokusunu özlemişim.

    Güncel kitaplardan kaçarım aslında. Ama Ahmet Altan’ın Son Oyun’unu aldım. “Arka kapağında Tanrı, hep aynı emri verdi: “Şehvetten sakının”, “Güzel kadınların uyandırdığı şefkatten korkun!” yazıyordu.

    Ahmet Ümit’in Bab-ı Esrar’ını merak ediyordum epeydir: “Günümüzden yedi yüz küsur yıl öncesine uzanan, gerilim dolu, heyecan yüklü, mistik bir serüven.”i anlattığı yazıyordu, ayracında.

    “Dua, O’nun eşiğinde bir köle olduğumuzu fısıldamaktır.” “Vermek istemeseydi istemeyi vermezdi” ön başlığıyla sunulan, Süheyl Seçkinoğlu’nun Her Gün Bir Dua kitabını da heybeme ekledim.

    Kemal Tahir’in Esir Şehrin İnsanları kitabı, Mustafa Ulusoy’un aşkı kaybedip kendini bulanların kitabı, Aynalar Koridorunda Aşk’ını, Ayşe Kulin’in Hüzün ve Hayat isimli kırk senelik yaşamını kendi dürbününden bizlere gösterdiği iki kitabını, Beşir Ayvazoğlu’nun “Bir Ses ve Ateş Romanı” Ateş Denizi kitabını da büyük bir iştiyakla aldım.

    Yapı Kredi Yayınları’na da gittim. Epey bir zamandır, aradığım Nurullah Ataç’la karşılaştım orada. Denemelerini aldım. Hep mesafeliydim Nurullah Ataç’a karşı. Ama artık kendimi uslandırdım. Farklı pencerelerden de hayata bakmam gerektiğini öğrendim. Yok öyle sana çizilen bir pencereden her şeye bakacaksın. Başkalarının ön yargıları benim yargım olamaz. Yargılayacaksam bilmeliyim. Kendi değer yargılarımla değerlendirmeliyim. Başkası gibi değil, kendim gibi düşünmeliyim. Öztürkçe kelimeler kullanıyormuş, olsun. Okuruma Mektuplar, Prospero ile Caliban, Söyleşiler, Diyelim, Söz Arasında, Karalama Defteri, Ararken, Günlerin Getirdiği, Sözden Söze kitaplarını aldım. Şimdi uzun bir zaman Nurullah Ataç’ın dünyasına gireceğim.

    Abdülhak Şinası Hisar’ın bir zamanlar elimde Boğaziçi Mektupları kitabı vardı ama şimdi nerdedir bilmiyorum. Ondan da Fahim Bey ve Biz ile Aşk İmiş Her Ne Var Âlemde kitaplarını aldım. Roland Barthes’in Eleştirel Denemeler’i, Münir Göle’nin Afâkî Haller’i, Marcus Aurelıus’ın Düşünceler’i, Ece Ayhan’ın Sivil Denemeler Kara kitabını, Karl Raımund Popper’ın Hayat Problem Çözmektir’ini, Kazuo Ishıguro’nun Beni Asla Bırakma’sını, Herman Hesse’nin Boncuk Oyunu’nu da es geçmedim. Yapı Kredi Yayınları’nda kasada bulunan kızcağız yardımıma koştu: “İsterseniz size yardım edeyim.” “Zahmet olmasın!” “Ne zahmeti!”

    Aldıklarımı verdim ama ben bu arada şiir bölümünün önüne gelmişim. Turgut Uyar göz kırpıyor. Bak bütün şiirlerim burada. Büyük Saat’i aldım. Özdemir Asaf bıyıklı ve kravatlı haliyle Çiçek Senfonisi’ni icra ediyordu. Dinlememek olmaz. Benden Sonra Mutluluk hâsıl olacak sende dedi. Onu da aldım. Edip Cansever beni de al dedi: “Her insan biraz ölüdür/ Biz de biraz ölüyüz.” Canlandırmaz mısın beni dünyanda, ya da şiirlerimle sana da can katsam. Almazsan “Sonrası Kalır” dedi. İki ciltlik bütün şiirlerini de aldım. “Taş basması ülkedir bu/ al basması insandır bu” diyen Ebubekir Eroğlu’nun toplu şiirlerini içeren Berzah’ını da berzaha bırakmadım. Onu da dünya gözüyle aldım.

    Uzun zaman oldu, kitapçıları dolaşmayalı. Özlemişim. Okumayı da özledim, düşünmeyi de. Ara ara kaçmak lazım tutsak olduğun meşgalelerden…
  • İki kalp arasında en kısa yol:
    Birbirine uzanmış ve zaman zaman
    Ancak parmak uçlarıyla değebilen
    İki kol.

    Merdivenlerin oraya koşuyorum,
    Beklemek gövde gösterisi zamanın;
    Çok erken gelmişim seni bulamıyorum,
    Bir şeyin provası yapılıyor sanki.

    Kuşlar toplanmış göçüyorlar
    Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
    Eşdeğeriyle yanyana yürürken
    Cehennem sokağında birey olmak,

    Ve en inceldikten sonra
    İlkel sözcüklerle konuşmak seninle.
    Saat beş nalburları pencerelerden
    Madeni paralar gösteriyorlar,

    Yalnızlığı soruyorlar, yalnızlık,
    Bir ovanın düz oluşu gibi bir şey.
    Hiçbir şeyim yok akıp giden sokaktan başka.
    Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

    Sülünün yüzü bir atmosfer olayıdır.
    Rasgele yazarı avcıdan öğrendim:
    Yaban ördekleri donmasın diye,
    Suya nöbetleşe kanat vururlar.

    Ve işte şamandırasıyla Beşiktaş’ınız,
    Çapraşık bir yüzyılı geriye atar;
    Tanrım siz şu uzun Anadolu’yu
    Çocukluk günlerinizde mi yarattınız?

    Senaryocu bayanla bir bankta oturuyoruz
    Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
    İlkokulu bitirdiği gün Cumhuriyet şairi,
    Saçında kurdalası Lozan gibi;

    Sonra her yıl öldürüldü, öldürüldükçe de
    Hemeninden göğe huthutler çizildi.
    Gelecek zaman oldu şimdiki zaman;
    Irmak aşağı inen güz parçası…

    Çok süslü bir halkın arasından,
    Benimsin!
    İyi anlarında sesin kalınlaşıyor,
    Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

    Afyon garındaki küçük kızı anımsa, hani,
    Trene binerken pabuçlarını çıkarmıştı;
    Varto depremini düşün, yardım olarak Batı’dan
    gönderilmiş bir kutu süttozunu ve sütyeni.

    Adam süttozuyla evinin duvarlarını badana etmişti,
    Karısıysa saklamıştı ne olduğunu bilmediği sütyeni,
    Kulaklık olarak kullanmayı düşünüyordu onu kışın;
    Tanrım, gerçekten, çocukluk günlerinizde mi?

    Eşiklere oturmuş bir dolu insan,
    Keşke,yalnız bunun için sevseydim seni.
    Daha ben ilk kazmayı vurmadan
    Elime gelen Karabitki’li testi,

    Nefertiti’nin mutfağı sayılan yerde
    Koyu sır yeni hicret yollarını kesti.
    Terimler, eşekarıları sözcüklerin,
    Acımasızdırlar, adsız ve sueldirler,

    Önlerine katarak insan ve hayvan listelerini,
    Sabah akşam kapınızın önünden geçirirler.
    Fazıl Hüsnü diyor ki, ne diyor Fazıl Hüsnü?
    Keşke, yalnız bunun için sevseydim seni.

    Küçük anne, kelepir kız,
    Bir şey söyle bana,
    bana bir laf et ki binlerce,
    Onbinlerce görüntü anlatamasın.

    Genceli Nizami’nin dediği gibi,
    Taşı,onunla yıkasalar
    Üzerinde akik biter…
    Bakışların ki,

    İkinci bir parıltı var senin bakışlarında..
    Keşke, yalnız bunun için sevseydim seni.
    18 Aralık 1985’te, o salonda,
    Kişi, nasıl kestirebilirdi ileriyi?

    Siz, kazıbilimler, alınyazısıbilimler,
    Geçsin yıllar, geçsin seneler gibi…
    Olur mu anımsamamak onaltıncı Louis’i?
    14 Temmuz 1789 akşamı Louis,

    Şöyle yazmamış mıydı defterine:
    “Bugün kayda değer bir şey yok…”
    “Kehanet” adlı kısacık bir şiir buldum.
    Keşke, yalnız bunun için sevseydim seni.

    Mutsuzluk, gülümseyerek gelir, adıyla süslenmiştir ;
    Banliyo treninde rastladığımız,
    Sınav saatini kaçırmış liseli kız.
    Hep,hep kazanırsın ey çözümsüzlük!

    Ey otobüssever, ey Troya yolcusu!
    Anımsarsın günlerce konuşup durmuştuk,
    O ipek böceği sesli kadını.
    Birinin Grönland’ı olmaya hazırlanıyordu.

    İki çay söylemiştik orda,biri açık,
    Keşke, yalnız bunun için sevseydim seni.
    Bir, çiçek duruyordu orda, bir yerde,
    Bir yanlışı düzeltircesine açmış.

    Gelmiş ta ağzımın ortasında konuşur durur.
    Bir gemi bembeyaz teniyle açıklarda ,
    Güverteleri uçtan uca orman,
    Aldım çiçeğimi,

    Şurama bastım.
    Bastım ki yalnızlığımmış.
    Bir başına arşınlıyor bir adam mavi treni.
    Keşke, yalnız bunun için sevseydim seni.

    Atı’lar, deltalara gömülen atı’lar,
    Saçı’lar, fiyortları öpen saçı’lar,
    Kutu’lar, Haliçlerden susmuş kutu’lar,
    Takı’lar, eski aşkları imler takı’lar.

    Bol dökümlü gömleğinin arasında, Sırtını ve karnını dolanan,
    Ve sonunda sincap olan o kuş.
    Seni ,o kadar yakından görünce,
    Keşke, yalnız bunun için sevseydim seni…
  • 72 syf.
    ·1 günde·Beğendi·10/10
    "çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
    balkona yorgun çamaşırlar asmayı
    ki uçlarından çile damlardı."

    Ahh sevgili Pollyannam...
    Bir yerde okumuştum "kadın olmanın zor zanaat olduğu yerde kadın şair olmak zor demişlerdi Didem madak için ne kadar doğru..
    Didem Madaği ilk Ah'lar ağacıyla tanıdım.En sevdiğim şiiri "Siz Aşktan N' anlarsınız Bayımı" dinlediğim anda farklı olduğunu anladım ve kendime dedim ki "Ben bu degerli insanı anlamalıyım ve okumalıyım" öyle başladı geçmişte maceramız..
    Kendisine hayran kaldığım bir yazar eserleri de kendisi gibi harika.Bugün başladığım bu şiir kitabını okudum ve altı cizilmedik cümle kalmadi herhalde baktığım kadarıyla..
    Neler yoktu ki şiirlerinde dolma biber, pembe spor ayakkabı, ıhlamur ,masa,marti ...Beni en çok duygulandıran hatta ağlatan şiiri Annesine dair olan şiirlerdi dayanamadim empati kurmak bile zor geldi sonra annemi aradım.Annem olmasaydı kimi arardım bilmem kendimi kaybederdim belki insanın bu dunyada sığınak mağarası bir nevi hirası ailesi annesi cünkü..Her neyse..Konuyu dağıtmadan;
    Dostlar Cok tehlikeli şair/yazar oldugunu düşünüyoum. Cünkü en tehlikeli şeyleri güzelleştire güzelleştire avucunuzun içine bırakıverir. “benim için şiir tehlikeyi güzelleştirme sanatıdır.”açıkçası.
    Sonra her biri de döner dolaşır sebebine bağlanır. yani her dramada olması gerektiği gibi sahne başladığı yerde biter.Didem madak şiiri tiyatro gibi sahnelenir kafanızın içinde birden..Mesela kitapta geçen şu dize baya düşündürdü ve kafamda oluşması farklı hissettirdi;

    "ekmek kırıntıları atıyorum kuşlara,
    cam kırıkları yiyorlar."

    Hayatini kısaca anlatacaksam Türk şiirinin en yetenekli kadın şairiydi belki de. Trajik bir hayatı oldu. Annesini erken yaşta kaybetti, değişik arayışlardaydı. bir dönem tasavvufa ilgi duygu, kapandı hatta sanırım en son kendisi gibi bir şairle evleniyor ve kızına annesinin ismi füsun'u veriyor. kızı üç yaşındayken, didem madak vefat ediyor. büyük bir kayıp herkes adına.
    Sevgi soysal, Tezer özlü, Nilgün marmara, hepsi erken yaşta vefat eden kadın yazarlarımız. yaşasalar harika şeyler yazacaklardı, hikayeleri de birbirine benziyor.Hepsi naif, değerli yazarlar. Didem madağı ise ayrı severim. Trajik yaşam hikayesine şiirde yer verse de, başarılı imgelerle oldukça güzel ve duygulu bir anlatımı var. Şimdinin reklamcı, al gülüm ver gülümcü çay edebiyatı kasan vs amacı para olan yazar ve şairlerinden çok ayrı bir kafada ruhta ve samimiyette :)
    Ne zaman ona ait birşeyler görsem acılar denizinden yazılmış satırları okurken hüzün kaplar içimi, ölüme direnme dediğimiz şeyi o satır aralarında her bulduğumda kocaman bir keşke kaplar içimi, keşke tanıyabilseydim seni..

    BU KITABI OKUYUN OKUTUN KUTUPHANENIZE ALIN..KALBINIZ VE RUHUNUZ AYDINLANIR..
    Iyi okumalar selametle:)
  • Aşkı kalem yazmaz ki kitaplarda bulasın.

    Ey aşk! Sen öyle bir kişisin ki, dünya tokları, senin vuslatının açlarıdır.

    Seni sevdiğim kadar yaşasaydım; ölümsüzlüğün adını aşk koyardım…

    Aklımda olduğun sürenin yarısı kadar yanımda olsan, hiç sorun kalmayacak gibime geliyor.

    Asla sevme, seversen ihanet etme; ihanet edeni de asla affetme…

    Aşk, ölüme kadar insanda yaşayan tek histir……

    Bir kişiyi sevmek kolaydır, vazgeçmek zordur.

    Çok sevilmeye değil, hep sevilmeye ihtiyacım var.

    Her yüreğin harcı değildir dokunmadan sevmek.

    Aşk da önemli olan aynı elleri tutmak değil, bir ömür hiç bırakmamaktır.

    Anladım ki aşk; her iki tarafı da mağdur eden, yürekte izinsiz gösteri yapan mutluluk karşıtı bir eylem.

    Sana kötü bir haberim var aşkım. Seni dünden daha çok özlemişim...

    Bugün günlerden ne? Yoksa sensizlik ertesi mi?

    Gözlerimin içindeki ülkemsin. Her sokağın ayrı bir devrim...

    Yüzüme okunmuş bir dua gibisin sevgilim. Çok şükür bugün de aşığım sana...

    Dünyalar kadar seven bir şehir kadar özlemiyor şimdi...

    Sen olmayınca buralar buz gibi. Sensizlik bir iklim adı şimdilerde...

    Ben sadece kışın karpuzu yazın portakalı özlerdim. Şimdi bir de sen çıktın başıma...

    Neyim olursan ol da hayal kırıklığım olma. Orası çok kalabalık. Tanıyamam seni...

    En çok ta çayın demlisini aşkın senlisini seviyorum aşkım...

    Hadi kalbim topla kırıklarını da duaya gidelim. Yaradan'dan başkası anlamaz bizi...

    Sen oradan bir canım dersin. Benim kalbim kaburgamın altına sığmaz burada...

    ask-sozleri
    Uzağız sevgilim ama yüreğimde uyanıyorsun bugün...

    Öptüm aşkım geceyi aydınlatan o güzel gözlerinden...

    Küçücük şu yüreğimde dünyalar kadar sen var...

    Belki kavga ederiz veya birbirimizi üzeriz ama ne olursa olsun hep yanımda kal bir tanem...

    Nasıl özlediğimi anlatsam aramızdaki yollar dağlar taşlar utanır...

    Çok güzel gözlerin vardı. İçinde kaybolacağım cinsten. Ve sanırım kayboldum...

    Bir tek sen varsın ömrümde aşkım gerisi mi? Vesaire...

    Seni canımdan çok seviyorum. Seni helalim geleceğim olduğun için saklıyorum kendime...

    Keşke daha önce karşılaşmış olsaydık, daha önce aşık olurdum sana.

    Her şey bana baktığın an başladı.

    Sen bir gül bahçesinde açan en nadide çiçeksin sevdiceğim.

    Gözlerim, kulaklarım, ellerim ve kalbim sana mühürlü sevdiğim.

    Anladım ki beni annem senin için doğurmuş bebeğim.

    Sen gördüğüm en güzel rüyasın hiçbir zaman uyanmak istemediğim.

    Koku, tat, sıcak... sende her aradığım vardı. Seni soğuk bulanlar, ısıtamayanlardı.

    İsterse dünyalar sizin olsun, yeter ki o benim olsun.

    Her gün filiz veren bir sevda benimkisi ve en büyütüyorsun aşkınla beni.

    Bütün mükemmel sevgililerin sadece kitaplarda olduğunu sanıyordum.

    Dünyanın bütün güzellikleri sende toplanmış gibi sevgili.

    Bir çift göze aşık ve diğer bütün gözlere körüm

    Mutluluğu sende bulan senindir. Ötesi Misafir ...

    En güzel şiirlerde bile yazılamayan bir kafiye gibisin sevgilim.

    Sevgiyle ilgili tek sorun, seni sevmelere tek bir ömürde doyamayacak olmam.

    Elini tutup, gözlerine baktığım Seni seviyorum diye haykırdığım “Son Aşkım” sen olur musun?

    Dünyan öyle bir kararsın ki, seni aydınlatan tek ışık gözlerim olsun

    Bütün insanları sevebilirdim, sevmeye senden başlamasaydım.


    Bir gün beyazlar giyip benim olsana sevdiğim.

    Ah be adam sana herhangi bir hediye değil, ömrüm armağan edilmeli.

    Sensiz geçen bir an, en derin boşluktur bana, o yüzden hep sen ol yanımda.

    Sen varsın ya, artık kimse beni yalnız bırakamaz.

    Bana bu kadar güzel bakan kadının, gelinim olduğunu görmeden ölmek istemem.

    Ne bakmaya doyuyorum ne de ne de bakarken doyuyorum sana.

    Senin tarafından sevilmek sadece mutluluk değil aynı zamanda muhteşem bir hediyedir.

    Senin dünyan kararsın bir ben aydınlatayım aşkımla.

    Benim en büyük sırrım sensin. Kimseye anlatamam, sadece yaşarım o sırrı.

    Yanında uyanmak bir rüyanın gerçekleşmesi ve güne başlamanın en güzel gerekçesidir.

    Gülüşünü göremediğim ve hissedemediğim gün, büyük ihtimalle ölmüş olduğum gündür.

    Bir kurşun ol saplan kalbime, çıkarırsam namerdim.

    Sonuna kadar birbirimizi sevelim ve bizi çekemeyenleri çatlatalım.

    Gördüğüm en güzel rüyasın ne olur uyandırma beni.

    İsmim aynı isim ama sen söyleyince dudaklarından damlayan bal gibi oluyor.

    Ne kadar uzakta olursak olalım, hep aynı gökyüzünü paylaşmış olacağız.

    Bir gün aynı deftere seninle imza atmak istiyorum.

    Sevdiğiniz kişi tarafından sevilme duygusuna hiçbir duygu eşit olamaz.

    Sen benim gözümde bir damla yaş olsaydın seni kaybetmemek için asırlarca ağlamazdım.

    Ben bir deliyim, sürekli adını sayıklayan.

    Sana bir gül vermek istiyorum ama korkuyorum sevgilim, ya seni görünce utanır da solarsa diye.

    Kafamı senden başka bir yana çevirdiğim zaman bile özlüyorum seni.

    Güzelliğin aklımı başımdan alıyor ve sonra bırakıyorum işi gücü.

    Kim ne derse desin sen benim duymak istediğim tek şarkısın.

    Sen günaydın demeden günüm iyi geçmez benim.

    Yağmurları sevmezdim ta ki altında seninle ıslanıncaya kadar.

    Aşk bir sonsuzluksa bırak sana bakayım doyasıya.

    Biz sevdamızı çöpte bulmadık ki çöpe atalım.

    Sen gittiğinde seni özleyecek kadar değil, eksik kalacak kadar seviyorum.

    Sen aşkın en güzel çiçeğe konmuş halisin. Seni seviyorum gülüm.

    Olduğun yerde ne aya gerek var ne de güneşe. Karanlığımı aydınlatanım seni seviyorum.

    Yanımda olsan şimdi, nasıl da sevesim var seni.

    Aynı şehir ya da dünyanın bir ucu olması fark etmiyor sevgin içim oldukça!

    Seni ve sana ait olan her şeyi çok seviyorum sevgilim.

    Ben seni koklasam nefesimi vermeye kıyamam.

    UZUN AŞK SÖZLERİ
    Uzun aşk sözleri, sevdiğine duygularını dolu dolu anlatmak isteyenler için birebirdir. Bu yüzden en güzel, anlamlı uzun aşk sözlerini sizler için hazırladık. Okurken keyif almak isteyeceğiniz uzun aşk sözlerini sevdiğinizle hemen paylaşmak isteyecekseniz. İşte en etkileyici uzun aşk sözleri...

    Sizi hayallerinden vazgeçecek kadar seven bir kalp bulduysanız Allah’tan yeni bir ömür isteyin. Çünkü bir ömür yetmez onu sevmeye.

    Seni bana veren rabbime şükürler. Yaşanan senli her anıma şükürler. Göz görüp gönlüm severse sevgim için seni gören gözlerime teşekkürler.

    Ağzımın tadı yoksa hasta gibiysem, boğazıma düğümleniyorsa lokmalar, buluttan nem kapıyorsam, inan hep güzel gözlerinin hasretindendir.

    Aşka uçarsan kanatların yanar. Aşka uçamazsan kanatların neye yarar? Aşka varınca kanadı kim arar? Aşkın açamadığı kapı, kanatlanıp uçamadığı yer mi var? Aşk, kanatlanıp uçmaktır ey yar!

    Sen benim en doğru yanlışım. Tövbesi olmayan günahımsın. Uzak duramadığım yasaklım, en açık ettiğim saklımsın. Sen başımdan giden aklım, severek çektiğim ahımsın.

    Seni özlemek, üşümek gibidir soğuk bir akşamüstü, yağmurun altında yürümek gibi sırılsıklam, titreye titreye. Sıcak bir yer bulup sığınmak istersin ya hani, öyle ihtiyacım var işte, yüreğine sığınıp, nefesinde ısınmaya.

    Kömür karası sevdam var benim, tıpkı gökyüzündeki yıldızlar kadar güzel, bir o kadar da göz alıcı kirli insanlardan uzak tertemiz engin denizlere benzeyen gözlerini hapsettiğim damarlarımdan akıp giden nefesinle kalbime ulaştın, sen benim yaşayamadığım her şeysin sen cansın heyecansın.

    Ah sevda bahçemin tutsak çiçeği… Ben seni oraya hapsettim. Seni hapsettim kırık bir aşk şarkısı eşliğinde. Hüzne buladım seni. Deniz meltemlerini okşayan saçlarını hapsettim kalbimin kıvrımlarına. Ordasın artık. Oradasın ve ne kadar olman gerekiyorsa.

    Yağmurlu bir günde koşar sana gelirsem ıslak saçlarımı düzelt, başımı omuzuna yasla, ansızın dudaklarımı dudaklarıma değdir. Masum bir çocuk gibi konuşursam anla ki sana muhtacım; ver elini elime yalanda olsa bir kez seni seviyorum de…

    Sen benim bakışına hasret kaldığım sesine özlemle bağlandığımsın. Özlemim, hasretim, bakmaya doyamadığımsın. Bahtıma doğanımsın. Olmazsa olmazımsın. Nefretim, öfkem, kinim, sevincim, umudum, düşüm, rüyam, hayalim ama en çok ağlatan, en çok kanatansın… Sen tarifi imkânsızımsın.

    Aşk çare midir yalnızlığa? Yoksa tutsak mı eder yüreğine? Ya da uçurur mu kafesindeki çırpınan kuşu, özgür bırakır mı? Aşk nedir sahi? Aşk sevmektir sevginin de doz aşımı yoktur. Korkmayın doya doya sevin sarmalayın sevdiğinizi…

    Sen mi yazdın benim alın yazımı, sen mi çizdin benim yalnızlığımı, Söyle bana seni kim değiştirdi, Değiştirdin benim tüm yaşantımı, Akşam olmadan güneş batmadan gel, gel Beni yalnız bırakma, Beni sensiz bırakma….

    Bir muammadır AŞK, kiminin vicdanına atılan taş, kiminin fakir gönlüne katılan aş, kiminin de gözünden akıtılan yaştır AŞK.


    Sen benim en kıymetlimsin, En güzel vazgeçilmezimsin. Sevmekle bitmeyenimsin, Sen benim hakikatlimsin. En derin, en içimdesin, Sen benim en güzel derdimsin

    Kuyruklu yıldızlar vardır dünyaya yetmiş yılda bir gelirler. İnsanlar onu hayatı boyunca belki bir kez görürler. Ben o yıldızı gördüm o da sensin bir tanem...

    Benim için bir insanı sevmek onunla yaşlanmayı kabul etmek demektir. Ben seni seviyorum ve bir ömür boyu seninle olmak istiyorum aşkım...

    Karanlık gecede önemli değildir yıldızları görmek. Gündüzleri yıldızları görmek marifet aşık olmak önemli değil bir ömür boyu sevebilmektir meziyet.

    Uyuyamıyorum geceleri, çerçevede ki fotoğrafın bile alıp götürüyor uzaklara beni. Çok şey var yapabileceğim, bulutlar çıkmasalar yoluma...

    Ne sıradan bir sevgiyi yaşayacak kadar basit biriyim. Ne de seni sıradan bir sevgiye malzeme yapacak kadar herhangi biri...

    Kalbimdeki aşka dudaklarımdaki gülüşe akşam akan göz yaşlarıma ancak sen layıksın çünkü sen benim için özelsin aşkım.

    Sen benim meleğimsin. Senin için besteledim hayatımızın şarkısını. Seninle bir ömür boyu giderim korkmam asla sana güveniyorum...

    Herkesin yaşama sebebi farklıdır. Benim yaşama sebebim ise sensin. Seni seviyorum sevgilim. Hiçbir şey seni sevmek gibi değil sevgili, her şey sadece senden ve gözlerinden ibaret.

    Senden hariç her şey bir yana, sen sol yanıma! Gelecek günlerin hatırına: Seni Seviyorum. Ki sen bilirsin. Kimse sevmese bile yine en çok ben severim seni...

    Seni severken aklımın durmasını da seviyorum. Bütün mutluluklar senin olsun, sen benim ol sevgilim. Seni çok seviyorum.

    Ben seni severek güzelleştim her şeyim. Sen bana sarılınca bir hoş oluyorum ve seni çok seviyorum aşkım.


    DEVAM EDİYOR...

    DEVAMI
    Seni her şeyden çok seviyorum sevgilim. İstemem malı mülkü şu yalan dünyada, seni her şeyden çok sevmek inan yeter bana.

    Benim her zerrem, âşık senin her zerrene. Seni seviyorum az kalır bence. Ebedi bir aşkla seviyorum seni.

    Keşke mümkün olsa da seni sevdiğimi suya yazabilsem aşkım. Sevmek bir renkse, sana olan sevgim ucu bucağı olmayan bir gökkuşağı.

    Seni niye mi seviyorum geçmişin içinde kaybolmuş beni, Yeniden hayata döndürdüğün için çok ama çok seviyorum.

    Korkunç uçurumlara bırakmak kendimi, uçsuz bucaksız denizlere atmak isterdim bedenimi. Ama içimde sen varsın… Ya sana bir şey olursa?

    Birinin gözlerine bakmak, onun rüyalarına girmeyi göze almak demektir. Sevmeye kabiliyetin yoksa, o gözlere bakmayacaksın.

    Gül dediğin nedir ki, solar gider, ateş dediğin nedir ki, kül olur gider, gün dediğin nedir ki, geçer gider, ama sana olan sevgim sonsuzdur, ancak mezarda biter!

    O kadar sevdim ki seni, o beklediğin olmak istedim hep. Kalbinde bir misafir gibi değil, bir aşk gibi kalmak istedim.

    Ben küçücük bir bebektim “sen” kocaman bir sevda. Ben senin ellerinde büyüdüm “sen” benim yüreğimde…

    Kıymetimi bilmen için gitmem mi gerek! Sevdiğini anla artık büyüdün bebek! Masal değil ki bu aşk öğrenmen gerek! Gitmesi kolay olur zor olan sevmek…

    Aşk insana insan olduğunu hatırlatan bir kavram. Lakin insanı insanlıktan çıkarmakla daha çok ün kazanmış. Bunun nedeni insanların Aşk’ı yaşamayı bilmemeleri. İnsanlar Aşk’ı iki kişilik sanar ama aşk tek kişiliktir.

    Ben seni seviyorum falan diyemem sana. Uyurken sırtını ört, hız yapma, kavgaya karışma, çok içme falan derim. Sen anla.

    Unuttum dersin çevrendekilere; ama unutmadığını bir tek sen bilirsin. Aşk öyle bir şey işte, gitse bile unutamıyorsun yine.

    Yastığa başını koyduğunda başlar asıl macera gözyaşların intihar eder. Tek tek gözlerinden yastığa dertleşirsin yalnızlığında.

    İyiyim deriz ya hep, alışkanlık bizimkisi. Peki, karşındaki kişi de gerçekten nasıl olduğunu merak mı ediyor sanki.

    Bir zamanlar ardından bakar ağlardım şimdi dönüp ardıma bile bakmam. Bir zamanlar uğruna dünyaları yakardım şimdi şerefsizim kibrit bile çakmam!

    Ağzıyla kuş tutsa da sevemediğim insanlar var benim! Bir de canıma okusa bile sevmekten vazgeçemediklerim.

    Ben gidiyorum dediğimde, ‘gitme’ diyen birini değil, Ben de geliyorum, yalnız gidemezsin! diyen birini istiyorum...

    Bazen alabileceğin en büyük intikam; affetmektir. Ve bazen karşındakine verilebilecek en güzel cevap gülüp geçmektir.

    Gitmek unutmak değildir sen bunu çok iyi biliyorsun. Aklımda gözlerin varken, sen buna gitmek mi diyorsun.


    Eğer birini unutmak istiyorsan onun adını kumlara yaz sabahleyin dalgaların ve fırtınanın onu sildiğini göreceksin; eğer birini seviyorsan kalbine yaz ki hiçbir fırtına ya da dalga onu silemesin!

    Bizim de dünyamızda sabah olacak gülüm, düşmezse düşmesin yakamızdan ölüm. Umuduma bin kurşun sıksa da ölüm. Unutma, umuduma kurşun işlemez gülüm.

    Bizim ömrümüzde ırmaklarımız vardır. Sularında hayallerimizi yüzdürdüğümüz. Bizim ömrümüzde dostlarımız vardır, günler ayrı geçtiğinde üzüldüğümüz.

    O kadar güzelsin ki yüzüne bakamıyorum. Titriyor ellerim, ellerini tutamıyorum. Öylesine bağlanmışım ki sensiz duramıyorum.

    Mavililer giyer deniz olurum, yeşiller giyer bahar olurum, belli olmaz belki bir gün beyazlar giyer senin olurum.

    Sen dünyaya sürgün bir meleksin ve ben seni o kadar çok seveceğim ki bir daha cennetine geri dönmek istemeyeceksin.

    Günün ilk ışıkları sahile vurduğunda, martılar yalnızca ikimizin anlayacağı bir dille sunu fısıldar denizin kulağına: Seni çok özledim…

    Seni seviyorum çünkü elini kalbimin üzerinde hissettiğim zaman, üzüntülerimi alıp onların yerine o tarifsiz sıcaklığı koymayı başarıyorsun.

    Önce düştüğümde kalkmayı, sonra aleve dokunduğumda acıyı, sevmeyi öğrendim, sevilmeyi her şeyi öğrendim de yalnız seni unutmayı öğrenemedim!

    Nasıl ki uzaktaki yıldız parlak gelirse insana, uzakta olduğun için tutkunum sana! Hani en güzel aşklar imkansız gelir ya insana, imkansız olduğun için tutkunum sana…

    Acı ve hüzün bir yıldız kadar uzak, mutluluk göz bebeğin kadar yakın olsun. Umutların gerçek, gerçeklerin mutluluk, mutlulukların sonsuz olsun.

    Gözlerin nehir kirpiklerin köprü olsa, ben üzerinden geçerken ipler kopsa ve düştüğüm yer dudakların olsa.

    Aşk, koskoca dünya nüfusunu bir anda sadece iki kişiye düşürmeye yarar. Nüfus sayımına gerek yoktur; çünkü aşk hiçbir zaman yerinde saymaz.


    Hayal kırıkların denizdeki kum kadar çok olabilir. Önemli olan hayallerinin kırıldığı yerden yaşama tutunabilmektir. Çünkü her aşk engin bir tecrübedir.

    İnsanın aklı ile kalbi bir olamaz. İkisinin verdiği savaşın ortasında kalan kişiden arta kalanlar hatıralardır.

    Ölüme götüreceğini bile bile birbirimizi sevdik. Farkına varamadığımız tek şey, hangimizin hangimize mezar olacağıydı.

    Sevmekten daha önemli olan tek hissettirmektir. Eğer sevgin bir his içermiyorsa, sevdiğin insanın sana bir hayaletmişsin gibi bakması normaldir.

    Aşk dediğin işte böyledir; eğer birinin yüreğinde kaybolduysan başka birinin seni bulabilmesi imkansız hale gelir.

    Dünyadaki herkesin parmak izinin farklı olması, kimsenin sana benim gibi dokunamayacağının kanıtıdır.

    Tabaklarda kalan son kırıntılar gibiydi sana olan sevgim. Sen beni hep bıraktın; Bense hep arkandan ağladım.

    Başıma bela olduğun günden beri hep söylerim Allah belamı versin! Deli gibi sarhoş olup her şeyi iki tane gördüğümde bile sen bir taneydin...

    Aşk, mevsimi geçmeyen öyle bir ilahi meyvedir ki, lezzeti muz gibi yiyenin niyetine değil, kaderine bağlıdır.

    Sen mavi giyin aşkım ben gökyüzünü bile unuturum. En güzel şiirlerin bile kuramadığı kafiyesin sen aşkım...


    İçin yanarken üşümek, yüreğin kan ağlarken gülmek, özleyip de sevdiğini görememek. İşte aşk bu olsa gerek!

    Ya sevmesin kimse kimseyi; Ya da akmasın aşk dolu gözlerden yaş.. Ya olmasın aşk denen bu illet, ya da adam gibi sevmeyi bilsin herkes.

    Yüreğinde öyle bir umut taşı ki onu senden kimse almasın. Kalbin öyle bir sevgiyle dolsun ki , isteyen değil hak eden alsın.

    Aşık odur ki, Allah’tan aldığı aşk emanetini Allah’a verir. Aşk mezhebinde her şey yüce Aşk’a kurbandır.

    Ey aşk! Seni senelerce yaban ellerde, hoyrat dillerde aradım. Oysa bendeymişsin bilememişim. Oyalanmışım, kalakalmışım.

    Bazı duyguları yazamazsın. Anlatamazsın. Çünkü tefsiri ancak his ile mümkündür. Bu yüzden sadece yaşarsın.

    Aşık odur ki, Allah’tan aldığı aşk emanetini Allah’a verir. Aşk mezhebinde her şey yüce Aşk a kurbandır.

    Bana göre aşık öyle olmalı ki, şöyle bir kalkınca, her tarafı ateşler sarsın; her tarafta kıyametler kopsun.

    Bu yüreğe bu kadar acı fazla dersin bazen kendine.. Ama hata bizde.. Küçücük yürekle kocaman sevmek ne haddimize..

    Sevmeye layık olmayana hatırlayarak değerli etme. Dönmek mi istiyor, bir şans daha verme. Unutma sevgi yürekli olana yakışır.

    Kalp midir insana sev diyen yoksa yalnızlık mıdır körükleyen? Sahi nedir sevmek; bir muma ateş olmak mı, yoksa yanan ateşe dokunmak mı?

    Sana yerine getiremeyeceğim sözler veremem, fakat istersen hiç kullanılmamış tertemiz bir kalp verebilirim.


    Tabaklarda kalan son kırıntılar gibiydi sana olan sevgim. Sen beni hep bıraktın; Bense hep arkandan ağladım.

    Belki hiçbir evrakta isimlerimiz yan yana gelmedi. Ama gayri resmi birçok hayalde ben seninle aynı yastıkta yaşlandım.

    Sevgi hayattır, aşık olmak yetmez. Sevgi yaşamaktır, elini tutmak yetmez. Seveceksen beni adam gibi sev. Ama buna senin yüreğin yetmez.

    Gönül penceresinden ansızın bakıp geçtin, bir yangının külünü yeniden yakıp geçtin. Ne çok sevmiştim seni, ne çok hatırlar mısın? Bir bahar seli gibi dalımdan akıp geçtin.

    İsmin dudağımda oldu bir hece, bakışın sitemli aşksız bilmece, uykusuz kaldığım kaçıncı gece, sokak lambaları şahidim olsun!

    Nedir senin gerçeğin. Aşk kime yakışır, vuslat kime? Canı seni çekene mi, senin için canından geçene mi?

    Sarıl be! Öyle bir sarıl ki beklediğim her güne kırıldığım her ana değsin. Öyle bir sarıl ki tüm kırıklarımı toparlasın. Hatta öyle bir sarıl ki seviyorum diyenler sevgisinden utansın.

    Aşk seni koklamaktır. Senin kokunu alıp içime çektiğim, sonra sana kendimi verdiğim, her nefesin diyetidir. Seni koklamaya doyamayıp, zamanın durmasını istemektir.

    İnsanları korkutan aşk değildir. Çünkü aşk kimsenin kırılmasına izin vermez. Ancak hayaller kırıldığı zaman insanın yardımına aşk bile yetişemez.

    Düşünecek fırsat bulamayanlar için yazmak her şeyin çözümüdür. Aşkı düşünmek mi istersin yoksa yazmak mı? Düşünürsen var olursun, yazarsan sonsuz olursun.

    Aşk, ışık girmeyen su değmeyen topraklarda çiçeklerin can bularak yeşermesi gibidir. Yeter ki aşk araziniz sevilmeye elverişli olsun.

    Hiç acı çekmeden mutluluğun değerini anlayamazsın. İki damla gözyaşı dökmeden gülmenin estetiğini alamazsın. Aşık olmak istiyorsan, önce yanmayı göze alacaksın.

    Çağın vebası mutsuzluk değil ikiyüzlülüktür. Çünkü mutsuz olmanın bir gururu vardır, ikiyüzlülük ise tamamen karaktersizliğin ürünüdür. Aşık olmak isterken maymun olanlar çoktur.

    PLATONİK AŞK SÖZLERİ
    Seni sevmek hayallerim de, seni sevmek rüyalarımda, sen sevmesen de ben böyle de mutluyum seninle.

    Batan güneş umudumuz doğan güneş tesellimiz olsun.

    Hata senin değil karşılıksız seven kalbimin senin haberin olmasa da bu kalpten seviyorum seni of çekiyorum hep içten.

    Sen aşkımdan bir habersiz yaşıyorsun seni izliyorum kalbim ellerimde seni bekliyorum biliyor musun?

    Sen gözlerimde bir umut, sen yüreğimde bir sevinç ama karşılıksız aşk yaşarken ölmekmiş gülüm.

    Karşılıksız sevgi benimkisi, sana platonik bağımlı bir serseriyim, Sen ise benden habersiz masum bir meleksin bebeğim.

    Biliyorum, imkansız aşk bu ama hükmedemiyorum kendime. Çünkü, bu yürek seni çok sevdi.

    Rüyalarımın aşkısın, hep rüyalarımda kalacaksın. Seni çok seviyorum.

    Gözlerini böyle siIkelersen üzerime, benim üstüm başım sen olur. Yapma!

    Gül dikeniyle, bulut yağmuruyla, ketçap mayoneziyle, kalbim karşılıksız sevgimle tamamlıyor birbirini.

    İnsan sesini hiç duymadığı, kokusunu hissetmediği, gülüp eğlenmediği, sarılıp öpemediği birini bu denli çok düşünür mü?

    Ben senin için her akşam besteler yazsam da adına şiirler okusam da senin haberin olmayacak biliyorum bunu da.

    Seni habersizce sevdim, habersizce gitmesini de bilirim platonik sevgilim.

    Bir gün bi çılgınlık edip seni sevdiğimi söylesem alay edip güler misin yoksa sen de sever misin?

    Bekledim! Hep seni bekledim. Bir an bile umutsuzluğa düşmedim, kabul etmedin, etmesen de hep sevdim, sen hep benimleydin!

    İNGİLİZCE AŞK SÖZLERİ
    Aşk evrensel bir duygudur ve dünyanın dört bir yanında aşkla ilgili pek çok güzel söz söylenmiştir. Aşk sınırları ve coğrafyaları aşabilir bu yüzden sizler için İngilizce aşk sözleri de derledik. Ünlü sanatçıların, yazarların, şairlerin bu aşk sözlerinin hem orijinallerini hem çevirilerini aşağıda bulabilirsiniz.

    “To the world you may be one person, but to one person you are the world.” – Bill Wilson (Tüm dünya için sen tek bir kişi olabilirsin ama sen benim bütün dünyamsın.)

    “Love takes off masks that we fear we cannot live without and know we cannot live within.”— James Baldwin (Aşk, onlarsız yapamayacağımızdan korktuğumuz ama onlarla da yaşayamayacağımızı bildiğimiz maskelerimizi çıkartır.)

    “You have found true love when you realize that you want to wake up beside your love every morning even when you have your differences.” – Anonim (Farklılıklarınıza rağmen her sabah aynı kişinin yanında uyanmak istediğinde aşkı bulmuşsundur.)

    “I love you and that’s the beginning and end of everything.” – F. Scott Fitzgerald (Seni seviyorum ve bu her şeyin hem başlandıcı hem de sonu.)

    “You are the last thought in my mind before I drift off to sleep and the first thought when I wake up each morning.” – Anonim (Sen uykuya dalarken son sabah kalkarken de ilk düşüncemsin.)

    “I love you not only for what you are, but for what I am when I am with you.” – Roy Croft (Seni sadece sen olduğun için değil seninleyken nasıl biri olduğum için de seviyorum.)

    “I went to sleep last night with a smile because I knew I’d be dreaming of you… but I woke up this morning with a smile because you weren’t a dream.” – Anonim (Geçen gece seni rüyamda göreceğimi bildiğim için gülümseyerek yattım, sabah da bir rüya olmadığın için gülümseyerek kalktım.)

    “You are every reason, every hope and every dream I’ve ever had.” – Nicolas Sparks (Sen sahip olduğum her neden, umut ve hayalsin.)

    “If I know what love is, it is because of you.” – Hermann Hesse (Aşkı biliyorsam bu senin sayendedir.)

    Daha fazla İngilizce aşk sözü isterseniz özel olarak sadece İngilizce aşk sözlerinden oluşan listemize göz atabilirsiniz. Aşağıdaki bağlantıdan ulaşabileceğiniz yazımızda pek çok güzel İngilizce aşk sözünü Türkçe çevirisi ile birlikte derledik.

    İngilizce aşk sözleri ve anlamları: Türkçe çevirileri ile kısa İngilizce aşk sözleri
    ÜNLÜLERDEN MEŞHUR AŞK SÖZLERİ
    Bazen sevdiğimize güzel bir söz söylemek için meşhur kişilerin söylediği aşk sözlerinden yardım alma ihtiyacı duyarız. Öyle ki bazen aklımızda olan ve bir türlü dile getiremediğimiz hislerimize tercüman olurlar ünlü kişiler. Mevlana aşk sözleri ile yüzyıllara meydan okumuş, dünyanın her köşesinden kişinin yüreğine dokunmuştur. Onun gibi birçok ünlü yazar, düşünür tarafından söylenmiş etkileyi aşk sözlerini sizler için derledik. İşte ünlülerden meşhur aşk sözleri...

    “Bir çift göze aşık olursun, sonra bütün gözlere kör.” Cemal Süreya

    Gece midir insanı hüzünlendiren, Yoksa insan mıdır hüzünlenmek için geceyi bekleyen? Gece midir seni bana düşündüren, Yoksa ben miyim seni düşünmek için geceyi bekleyen?” Özdemir Asaf

    “Sen, hayalini kurup, sonunda bulduğum o hayallerimdeki adam değilsin. Sen karşıma çıkıp, bana aşkı hayal ettiren ilk sevgilisin.” Cemal Süreya

    “Siz hiçbir okyanusu dudaklarından öptünüz mü?” Cemal Süreya

    “Ey yar..! Telaşımı hoş gör. Islandığım ilk yağmurumsun.” Hz. Mevlana

    “Ey canımın sahibi Yar! Sen benimle olduktan sonra kaybettiklerimin ne önemi var.” Mevlana

    Ey yar! Seninle ölmeye geldim. Ateşsen yanmaya, yağmursan ıslanmaya, soğuksan donmaya geldim. Mevlana

    “Seni anlatabilsem seni. Yokluğun cehennemin diğer adıdır. Üşüyorum kapama gözlerini.” Ahmet Arif

    “Şehrime gel sevgili. Yarın çık gel. Bırak her şeyi bir bekleyenim var de gel. Gel ki bu şehir adımlarınla anlamlansın. Gel ki bu şehir nefretim olmaktan çıksın. Gel ki nefes alayım. Gel.” Nazım Hikmet

    “Kapına geldim. Ve ben, ben olmaktan vazgeçtim. Sen yeter ki “kim o” de. Kim olmamı istiyorsan, o olmaya geldim.” Mevlana

    “Canım benim bilir misin? Canım dediğimde içimden canım çıkıp sana koştuğunu duyarım hep.” Ahmet Arif

    “Hani derler ya ben sensiz yaşayamam diye işte ben onlardan değilim. Ben sensiz de yaşarım ama seninle bir başka yaşarım.” Nazım Hikmet

    “O kadar yakınsın ki seni ben sandım, sana o kadar yakınım ki beni sen sandım. Sen mi benim ben mi sensin şaşırdım kaldım…” Mevlana

    “İlla birini seveceksen tene değil cana değeceksin. İlla birini seveceksen, dışını değil içini seveceksin. Gördüğünü herkes sever. Ama sen görmediklerini seveceksin, sözde değil özde istiyorsan şayet; tene değil cana değeceksin.” Hz. Mevlana


    “Ey sevgili; heyben acıyla dolar da nefes alamazsan gel. Huzur bulacağın kıyılarım senindir. Umutların solar kurur da su bulamazsan beraber sulayalım, gözyaşlarım senindir. Kanadın kırılır da maviye uçamazsan, ne güne duruyor al, kanatlarım senindir. Çaresiz çilelere bir umut bulamazsan, kendime ettiğim dualarım senindir. “ Mevlana

    “Akıllı aşık, ihtiraslı aşıktan iyidir.” Socrates

    “Aşkın gelişi, aklın gidişidir.” Antoine Bret

    “Akıl başka yerde olunca gözler kör olur.” Publius Cyrus

    “Kainatın ufalıp bir varlıktan ibaret kalması, tek bir varlığın genişleyip Tanrıya kadar erişmesi; işte aşk budur….” Victor Hugo

    “Aşk, ab-ı hayattır, bu suya dal. Bu denizin her katresi ayrı bir ömürdür….” Mevlana

    “Aşk, Halık’ın kendisine kadar yükselmesi için insana verdiği kanattır…” Michelangelo

    “Aşk, öyle bir varlıktır ki onda doğu kimyası var. Bir buluttur, onda yüz binlerce şimşek var…” Mevlana

    “Aşk altın değildir, saklanmaz. Aşığın bütün sırları meydandadır…” Mevlana

    “Aşk, bir erkeğin ya da bir kadının bir başkasını her şeyin üstünde görmesidir…” Lev Tolstoy

    “Aşk bir tablodur. Onu doğa çizmiş ve hayat süslemiştir...” Voltaire

    “Ben hiç mutluluktan delirmedim; Ama delirmekten mutluyum.” Kahraman Tazeoğlu

    “İnsanın içi ağrır mı hiç? Ağrıyor işte... Seni özlediğimden olsa gerek...” Kahraman Tazeoğlu

    “Bana yaşadığın şehrin kapılarını aç sana diyeceklerim söylemekle bitmez.” Özdemir Asaf

    “Bir insan birini yalnızken hatırlıyorsa sevmemiştir. Ansızın aklına gelip yalnızlaşıyorsa işte o zaman sevmiştir.” Turgut Uyar

    “Hiç kimsenin iyi gelmediği yerden sarıyorsun yaralarımı hiç kimsenin dokunamadığı yerden kanatıyorsun sonra.” Kahraman Tazeoğlu

    “Seni gönülden seven insan için iyi gün kötü gün yoktur. Ne zaman yanında olması gerekiyorsa o zaman yanında olur.” Cemal Süreya

    “Gel beraber alalım nefesimizi sevdiğim, sensiz boğazımdan geçmiyor.” Ahmet Arif

    “Unuturum diye uyudum, yine seninle uyandım. Belli ki uyurken de sevmişim seni.” Cemal Süreyya

    “Sana en muhtaç olduğum şu anda gel. Yaşamak olsan da gel, öl