Okur
İnsanlar yalnızca kitaba girmiş, şahit olmuş şeylere önem veriyor; kitaba girmedikçe bir doğruyu geçerli saymıyorlar. Budalalıklarımızı harflere dökünce saygınlaştırmış oluyoruz. Okudum demek, birinden duydum demekten daha geçerli. Ama ben insanların ellerini ağızlarından daha güvenilir bulmadığım, konuşurken saçmaladığımız kadar yazarken de saçmaladığımızı bildiğim için Aulus Gelius ya da Mavrobius'un yazdıkları kadar ben de gördüklerimi öne sürebilirim. Sık sık söylerim, örneklerimizi hep yabancılardan ve okul kitaplarından vermemiz aptallıktır diye. Örnekler, Homeros'un, Platon'un zamanında olduğu kadar bugün de boldur. Ama biz düşüncenin doğruluğundan çok, örneklerin gösterişi peşindeyiz; kanıtlarımızı kitapçı dükkanından alıp kullanmak, kendi köyümüzde gördüklerimizden çıkarmaktan daha üstün gibi gelir. Belki gözümüzün önündekileri ayıklayıp değerlendirmeye, onları eleştirip örnek haline getirmeye yatkın değil kafamız. Çünkü, kendi tanıklığımıza güvenecek kadar bilgin ve yeterli değiliz dersek, yersiz söz etmiş oluruz. O kadar ki, bence, en orta malı, en çok bilinen, en gösterişsiz şeyleri kendi ışıklı yanlarından görebilirsek, onlardan doğanın en büyük mucizeleri, örneklerin en zenginleri özellikle insan eylemleri konusunda çıkarılabilir.
4
Gülcan
bir alıntı ekledi.
Ha, tam Yenişehir ağzı “Cenevre Konferansı bitti” diyorsun. Maalesef daha bitmedi. Ekimde çok hareketli toplantılara şahit olucaz. Bir İNSAN olarak utanıyor, eziliyorum ama maalesef iki milyar insanın kaderi, bugün kendilerine “büyük” sıfatını yakıştıran dört devletin sorumlularının anlaşmasına bağlı. Yahut tam zıddına C. Chaplin’in dediği gibi dünyayı anneler, şairler ve öğretmenler yönetseydi, kimseler sızlanmaz-dı! Ama o da bencileyin hayalci. Nerede o cici anneler, namuslu, bilimci öğretmenler, yiğit şairler? Belki 2000 yılından sonra… Ah be!
3
ilânihâye⠀ོ
bir alıntı ekledi.
Hepimiz, içinde dün, dışında yarın olan pencere camları gibiyiz. Aynı anda dünün ve yarının görüntüleri yansıyor üzerimize. Bugün, saydam; yok gibi. İki görüntünün birbirine karıştığı saydam bir an gibiyiz...
Ece Temelkuran
Can Yayınları
3
Aliekber
bir alıntı ekledi.
"Tarihin her çağında, var olan ekonomik üretim ve değişim biçimi ve kaçınılmaz olarak bunun yol açtığı toplumsal örgütlenme, o çağın siyasal ve düşünsel tarihinin temelini oluşturur, (...) dolayısıyla, bütün bir insanlık tarihi (...) bir sınıf savaşımları tarihi (...) olagelmiştir; bu sınıf savaşımları tarihinin oluşturduğu bir dizi evrim sonucunda bugün öyle bir aşamaya ulaşmıştır ki, sömürülen ve ezilen sınıf proleterya aynı zamanda bütün bir toplumu her türlü sömürü, baskı, sınıf ayrımı ve sınıf savaşımından temelli kurtarmadıkça, kendi de sömüren ve ezen sınıfın burjuvazinin boyunduruğundan kurtulamaz..."
2
Dilan
bir alıntı ekledi.
Kendi kendine, ilgisiz bir tonda, “Aa, bugün benden bekleneni yapacağım, demiyorsun. Hayır, bilinç dışı bir şekilde kendini bunu yapmaya mecbur ediyorsun. Yoksa seni sevmeyeceklerini, artık seni istemeyeceklerini sanıyorsun. Dolayısıyla, farkına bile varmadan kendine fazlasıyla kısıtlama dayatıyorsun. Yaşamın fazlasıyla kısıtlanmuş oluyor ve sonunda kendini özgür hissetmiyorsun. Ve... başkalarına öfkeleniyorsun."
7