Sana inanan tek bir kişi varsa kurtulursun, ben bunu bilir bunu söylerim. Bir kişi bile yeter insanın kara kara kuyular dan çıkmasına; gerçekten varsa yeter. Hatta sana bir sır ve reyim mi, o kişi kendin bile olabilirsin Osman.
Son zamanlarda sık sık çocukluk fotoğraflarıma bakıyorum. Nasıl tatlı bir kız görsen, götünü yerim ben onun. Bu beden nasıl böyle büyüdü, o çocuk nereye gitti diye düşünüyorum uzun uzun.
Çelişki tam burada işte. Aklını korteksin toplayıp sistemi reddedenlerin genleri devam etmiyor. Akıllılar ölüp gidiyor yani, hadi geçmiş olsun. Biz, hayatta kalan diğer kafasızların torunlarıyız özetle. O yüzden dedelerimiz ve ninelerimizle aynı tuzaklara düşüyor, hâla armut gibi aşık oluyoruz Osman.
Aşk meşk mevzularının bu denli karmaşık olmasından acayip sıkıldım. Kültürüyle, sanatıyla, edebiyatıyla kolay olmayacağına öyle inandırılmışız ki, nerede bir sorun yumağıyla karşılaşsak onu aşk sanıyoruz. Zorluklar, mücadeleler, açmazlar, olmazlar, Leylalar, Mecnunlar, kavgalar, krizler derken saçma sapan döngülerin içine çekiliyoruz. Halbuki bir şey olacaksa kolayca olur, yağ gibi akar gider zaten. Aksini söyleyenlere inanma, düpedüz kandırılıyoruz Osman.