Ey sultan, bilmiş ol ki, dünyadaki rahat ve huzur çok az günleri kapsar, çoğunluğu hoş olmayıp eziyet ve sıkıntılarla dopdoludur. Bu azıcık rahata kavuşmak, daim ve kalıcı ahiret hayatının yok olmasına ve nihayetsiz ve ebedi olan mülkün kaybedilmesine yol açmaktadır.
Şu halde akıllı kimse için bu yok sayılacak kadar az olan dünya hayatında, sabretmek en uygun yol olur; ta ki sonuçta nihayetsiz ve ebedi bir rahata kavuşabilsin.
Sen lüks elbise giyip, lezzetli yemekler yemek suretiyle, nefsini şehevi arzu peşinde koşmaya alıştırma. Sen her hususta kanaati kullan. Kanaatsiz adalet olmaz.
Öfke galip gelirken, kişinin her hususta affa eğilimli olması lazım. Hoşgörülü ve affedici olması kaçınılmazdır. Sen bunu alışkanlık edindiğinde enbiya ve evliyaya benzemiş olursun. Öfkenin gereğini yapmayı adet edindiğinde ise yırtıcı hayvanlara benzemiş olursun.
Ey sultan, bilmiş ol ki, açıkça belirlendiği üzere, adaletin görünmesi, aklın olgunluğu ile ilgilidir. Aklın olgunluğu ise, eşyaları oldukları gibi görmektir. Dolayısıyla, iç yüzlerinin mahiyetini algılayıp dış görünüşüne aldanmamalıdır. Örneğin sen dünya uğruna zulmediyorsan, dünyadan maksadının ne olduğuna bakman gerekir. Şayet dünyayı elde etmekteki gayen lezzetli yemek ise, bilmelisin ki bu yaklaşımın, zahiren insani bir yönü bulunsa bile, gerçekte hayvani bir istektir. Çünkü yemeğe fazlasıyla istekli olmak hayvanların yapısından gelmektedir.