Gıda tabağı diye adlandırdıkları yeni program oldukça basit: Yediğinizin tadını çıkarın ama az yiyin; büyük porsiyonlardan uzak durun; tabağınızın yarısını sebze ve meyve ile doldurun; yediğiniz tahılların en az yarısını tam tahıllardan (rafine olmayan) seçin; yağsız ya da az yağlı süt için; yediğiniz gıdalardaki sodyum (tuz) oranına dikkat edin; şekerli içecekler yerine su için.
Obezite bildiğimiz aşırı kilolu şen tombulluk değil. Obezite dediğimiz, büyük olasılıkla endokrinal sistemin çökmesi sonucu vücudun durmaksızın kalori depolaması. Obez kişi iştahlı olduğundan ve zevk aldığı nefis yemekleri yediği için değil, bir şekilde ve bası nedenlerle yediği gıdaları etkin bir şekilde enerjiye dönüştürmek yerine vücudunda depoladığı için aşırı kilo alıyor. Hareketsizlik bunun bir parçası ama aynı zamanda da sonucu. Öyle ki kişi zaten obez olduğu için hareket kabiliyeti sınırlanıyor ve bu nedenle de depoladığı kalorileri daha az etkinlikte kullanıyor.
Dünya çapında 186 milyon çocuk besin yetersizliğinden kaynaklanan gelişme bozuklukları yaşarken, aşırı kilo ve obezite de yılda 2,8 milyon insanın ölümünden sorumlu. 2030 yılında sadece gelişmekte olan ülkelerde diyet bozukluğuna dayalı hastalıklardan ölenlerin sayısının yılda 5,1 milyona ulaşacağı tahmin ediliyor.
Çikolata yarattığı tutkularla, neden olduğu ve yansıttığı adaletsizliklerle, çevreye verdiği tahriple, modern uygarlığın bir mihenk taşı olmaya devam ediyor.